MUSTAFA FERİT ARSAN

Antep Savunması'nda Heyet-i Merkeziye Başkanı, siyasetçi ve gazeteci. (1876-1941)

Hocazade Mustafa Ferit, 1876’da Ayıntâb’ın Cevizlice Mahallesi’nde doğdu. Babası, Ayıntâb Rüştiye Mektebi’nde otuz dört yıl boyunca muallimlik yapan Aydınlı Hacı Mustafa Nuri, annesi Kaleağasızâde (Çitçizâde) ailesinden Çitçizâde Hacı Ömer’in kızı Ayyuş Hanım’dı. Hattuç, Emine Nuriye ve Firdevs adında üç kız kardeşi vardı. Soyadı Kanununu çıktığı zaman, adı sanı temiz kişi anlamına gelen “Arsan” soyadını aldı.

TBMM Tercüme-i Hal Evrakı kayıtlarında Ayıntâb Rüştiye Mektebi’ni (Sarı Mektep) bitirdiği yazılıdır. Belgede eğitiminin sonraki aşamalarına dair başka bir detay yer almamaktadır. Şakir Sabri Yener, 1965’te Gaziantep Kültür Dergisi’nde kaleme aldığı yazısında, Ayıntâb Rüştiye Mektebi’ni bitirdikten sonra eğitimine Fransızlar tarafından kurulan Latin Okulu’nun idadi (lise) bölümüne devam etmiştir. Yener, Hocazâde Ferit’in öğretim dili Fransızca olan bu okulda Fransızcayı iyi derecede öğrendiğini, eğitim hayatındaki bu çeşitliliğin onun hem geleneksel Osmanlı eğitim sistemi hem de modern Batı eğitimini deneyimlemesini sağladığını belirtir.

Yetişkinlik çağına geldiğinde kız kardeşi Hattuç Hanım’ın eşi Çitçizâde Mahmut’la ortaklık kurarak ticaret hayatına atıldı. Çitçizade Mahmut, Antep'in ticaret hayatına yön veren ve şehre yenilikler getiren köklü bir aileye mensup, başarılı bir tüccardı. O dönem Antep'te dokunan kumaşlardan farklı olarak Beyrut'tan kumaş getirip satışını yaparken; nakış işleri ve fıstık gibi yerel ürünlerin ülke içinde ve Şam aracılığıyla Amerika’ya kadar ticaretini yaptı. Ticarette kazandığı itibarla genç yaşta iki kez Ayıntâb Kazası Ticaret Mahkemesi daimî üyeliğine (1901,1902) seçildi.

17 Aralık 1918’de Ayıntâb İngilizler tarafından işgal edildi. İngilizler gün geçtikçe şehirdeki baskısını ve asker sayısını arttırıyordu. Bunun üzerine Antep halkı başlangıçta temkinli bir duruş sergilese de zamanla örgütlü bir direniş sürecine girdi. İstanbul Hükümeti’nin ve yerel yönetimin işgal karşısında otoritesini yitirmesi, Anteplileri can, mal ve namus emniyetlerini korumak adına kendi öz imkanlarıyla teşkilatlanmaya sevk etti. Sivas Kongresi kararlarının Ayıntâb’a ulaşmasıyla 23 Ekim 1919’da Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin Ayıntâb şubesi kuruldu. Hocazâde Ferit cemiyete katılarak Ayıntâb’daki millî teşkilatlanmanın öncüleri arasında yer aldı.

15 Eylül 1919’de İngiltere ile Fransa arasında imzalanan Suriye İtilâfnâmesi hükümleri uyarınca Antep, Maraş ve Urfa’nın Fransız işgaline bırakılması kararlaştırıldı. Bu antlaşmaya istinaden İngiliz birlikleri 26 Ekim 1919’dan itibaren şehri tahliye etmeye başladı. Antep'te İngiliz işgalinin sona ermesinin ardından başlayan Fransız işgali, özellikle işgal kuvvetleri bünyesinde yer alan Ermeni lejyonerlerin yerli halka yönelik tacizleri, intikam duygusuyla gerçekleştirdikleri saldırılar nedeniyle şehirdeki tansiyonu hızla yükseltmişti. Akyol Karakolu’ndaki Türk bayrağının zorla indirilmesi ve Şehit Kamil’in annesinin peçesine el uzatan işgalci askerlere karşı koyarken süngülenerek katledilmesi toplumsal infiale yol açtı. Bu haklı tepkiler çok geçmeden Ayıntâb Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti çatısı altında bir direnişe dönüştü. Cemiyetin kuruluş safhasında toplantılar bütün üyelerinin katılımıyla yapılırken üye sayısının artması ve faaliyetlerin gizliliğinin muhafaza edilmesi amacıyla faaliyetlerin seçilmiş bir kurul tarafından yürütülmesine karar verilmiştir. Bu doğrultuda Ayıntâb Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Merkeziyesi teşkil edildi. Heyet-i Merkeziye bünyesinde semt teşkilatları kuruldu. Şehir dışında ve şehir içinde muharebe birlikleri oluşturdu. 

Cemiyetin genişlemesi ve iş yükünün artması üzerine Heyet-i Merkeziye’ye bağlı çeşitli komisyonlar oluşturuldu. Bu süreçte mali ve lojistik süreçlerin sağlıklı biçimde yürütülmesi amacıyla Heyet-i İdare kuruldu. Pazarbaşızâde Nuri Bey’in başkanlığında teşkil edilen bu idare heyetinde; Hacı Ömerzâde Mehmet Ali (Kayaalp), Kahramanzâde Hacı Mehmet, İncozâde Hüseyin (İncioğlu), Kepkepzade Abdürrezzak (Kepkep), Büdeyrizâde Mahmut (Büdeyri) ile birlikte Hocazâde Ferit’te yer aldı. Heyet-i İdare, halk tarafından yapılan ianeleri tahsildarlar vasıtasıyla toplamak, silahlı ve silahsız nüfusu tespit etmek, millî kuvvetlere katılanların ve geride bıraktıkları ailelerinin iaşesini sağlamak ve şehrin savunması için gerekli harp malzemelerini temin etmek gibi kritik konularda sorumluluk üstlendi. Heyet üyelerinin dürüstlükleri ve hesap işlerindeki yetkinlikleriyle tanınan isimlerden seçilmesi, savunmanın mali ve lojistik yönetiminin halk nezdinde yüksek bir meşruiyetle yürütülmesini mümkün kıldı.

Ayıntâb Harbi’nin 1 Nisan 1920’de şehir içinde fiilen başlamasıyla Hocazâde Ferit, Heyet-i Merkeziye’nin reisliğine seçildi, savaşın sonuna kadar da bu göreve devam etti. Savunmanın askerî safhalarını kaleme alan Lohanlızâde Mustafa Nureddin, sahip olduğu düşünce gücü ve zekâsı sayesinde bu kritik görevi büyük bir başarıyla yürüttüğünü, bu niteliklerin Ayıntâb savunmasının kararlılıkla sürdürülmesinde belirleyici ve en önemli etkenlerden biri olduğunu ifade etmiştir.

Mustafa Kemal Paşa, Sivas'ta bulunduğu sırada Kılıç Ali'yi Maraş ve Antep havalisinde Milli Teşkilatı kurmak ve direnişi örgütlemekle görevlendirdi. Kılıç Ali, 4 Nisan 1920’de Ayıntâb’a gelerek savunmanın yönetim yapısını, müdafaa hatlarını, geri hizmet ünitelerini ve Heyet-i Merkeziye’yi yeniden düzenledi. Hocazâde Ferit bu yeni yapılanmada da başkanlık görevine devam etti. Kılıç Ali’nin Antep’te bulunduğu dönemde ve Ayıntâb milletvekili olarak Ankara’da bulunduğu dönemde onunla tam bir iş birliği sergiledi. Heyet-i Merkeziye reisi sıfatıyla başta semt reisleriyle olmak üzere savunmanın idari ve lojistik tüm unsurlarını büyük bir sevk ve idare kabiliyetiyle koordine etti. 

Şehrin dinamiklerine hâkim olması ve yerel ihtiyaçları doğru analiz edebilme yeteneği, onun bu kritik liderlik rolünü üstlenmesinde temel etken oldu.  Savunma boyunca âdeta bir sivil bir harp meclisi işlevi gören Heyet-i Merkeziye’nin reisi Hocazâde Ferit, her semtin kendi reisi vasıtasıyla merkeze bağlayan disiplinli bir hiyerarşi kurdu. İaşe, maliye, istihbarat, imalat-ı harbiye, muhafaza-i emval gibi hayati komisyonların çalışmalarını, düşman mermisi altında mağaralarda ve hanların zemin katlarında bizzat denetleyerek muhasara altındaki şehrin direnme gücünü ayakta tutulmasına katkıda bulundu. Ayıntâb Heyet-i Merkeziye Muhaberat Defteri kayıtlarına göre BMM, Mustafa Kemal Paşa, Millî Mücadele’nin askerî-sivil otoriteleri ve çevre illerdeki teşkilatlarla yapılan yazışmaları bizzat yönetti. Diplomatik bir lider vakarıyla BMM ve Mustafa Kemal Paşa ile yapılan telgraf trafiğini idare ederek şehrin feryadını ve askerî-lojistik ihtiyaçlarını Ankara’ya duyurdu.

Mütareke şartlarının ihlaline karşı Fransız makamlarına gönderilen kararlı notalarda imzası bulunan Hocazâde Ferit, Fransız kaynaklarında “müfrit bir nasyonalist” (ateşli bir milliyetçi) olarak tanımlanacak kadar tavizsiz bir duruş sergiledi.

Savunmanın askerî sorumluğunu üstlenen Özdemir Bey ve Kuvâ-yı Millîye komutanları ile uyum ve koordinasyon içinde çalıştı, kriz dönemlerinde sükûnetini koruyan ve uzlaştırıcı bir tutum benimsedi. Savaş boyunca onun yakın çalışma arkadaşlarından birisi olan ve Heyet-i Merkeziye'nin yazışmalarına bizzat tanıklık eden Hacı Kadirzâde Kâmil (Yetkin), Ferit Bey’i savunmanın en buhranlı ve ümitsiz anlarında sergilediği sükûnet nedeniyle bir “sabır ve tahammül akümülatörü” olarak tanımlamıştır.

Ayıntab 22 Kasım 1920’de Fransızlar tarafından çepeçevre kuşatıldı ve şehrin dışarıyla her türlü bağlantısı kesildi. Kuşatmanın uzamasıyla birlikte şehirde korkunç bir açlık baş gösterdi. Açlığın dayanılmaz boyutlara ulaşması ve dışarıdan yardım gelmeyeceğinin kesinleşmesi üzerine, Özdemir Bey ve Heyet-i Merkeziye şehirden dışarı çıkma kararı almıştı. 6-7 Şubat gecesi yapılan ilk huruç hareketinde Yıldırım Taburu ve yaklaşık 500 mücahit Fransız hatlarını yararak çıkmayı başardı. 7-8 Şubat gecesi, başta Özdemir Bey olmak üzere hükümet erkânı ve bir kısım sivil unsurdan oluşan 200 kişilik ikinci bir kafile, gizli yollardan şehri terk etti. 8 Şubat sabahı aralarında huruç hareketine katılmayan şehrin önde gelen isimleri ile Doktor Mecit, Heyet-i Merkeziye reisi Ferit ve Heyet-i Merkeziye üyesi Kepkepzâde Abdurrezzak’ın da bulunduğu bir heyet Şeyh Camii’nde toplandı. Heyet mevcut imkânsızlıklar karşısında Fransız kumandanlığıyla görüşme kararı aldı ve bu talep Fransız makamlarına iletildi. Yapılan müzakereler sonucunda 9 Şubat 1921’de on bir maddelik bir protokol imzalandı. Fransızlar protokolün 10. maddesinde “Şehirde bulunan Kuvâ-yı Millîye reisleri ile Ayıntâb’ın yerlisi ve şehir içinde ikametgâhları olan tahrikçiler için (kışkırtıcılar) af çıkarılacaktır.” diye açık bir taahhütte bulundular. Ancak Fransız işgal makamlarının, protokolün imzalanmasının hemen ardından bu taahhüde uymadığı görüldü. Aralarında Heyet-i Merkeziye reisi Ferit Bey, Heyet-i Merkeziye azaları Kepkepzâde Abdurrezzak ve Büdeyrizâde Mahmut’un da bulunduğu; subay, sivil memur, şehir halkı ve büyük ölçüde köylü mücahitlerden oluşan 2000’i aşkın kişi tutuklandı. Tutuklananlar Keleş Hoca (Keleşoğlu) Mağarası, Elbeylioğlu Hanı ve Tütün Hanı gibi mekânlarda alıkondu. 

Hocazâde Ferit ile birlikte bazı subay ve sivil zevat ise Fransız karargâhı olarak kullanılan Kolej binasının zemin katında sadece giriş kısmından kısıtlı hava ve ışık alabilen mağara benzeri bölmelere nakledildi. Tutuklu bulundukları sürede dışarı çıkmalarına izin verilmedi, tuvalet gibi en temel insani ihtiyaçlarını dahi hapsedildikleri alan içinde gidermeye zorlandılar. Ekmek ve su çorbasından oluşan yetersiz beslenme düzeni ve temizlik imkânlarının yokluğu, sağlık durumlarının hızla bozulmasına yol açtı. Esaret süresince giyim ve barınma hususunda büyük bir sefalet yaşandı; çoğu zaman giysi yerine doğrudan tenlerine geçirdikleri çuval parçalarıyla örtünmüş, yeterli battaniye ve çamaşırdan mahrum bırakıldılar. Aile ziyaretleri ve haberleşme hakkı tanınmadı, dinî bayramlarda dahi aile görüşmeleri engellendi. Hocazâde Ferit ve beraberindekiler iki kez idam edilmek üzere hazırlanmış ancak her iki seferde de infaz sabahı alınan kararla idamları uygulanmadı. Hasılı ağır fiziki şartlar ve psikolojik baskılar altında hayatta kalma mücadelesi verdiler. Yaklaşık dokuz ay süren bu esaret dönemi, 21 Ekim 1921’de Ankara Antlaşması imzalanmasının ardından gerçekleştirilen esir mübadelesi ile sona erdi. Hocazâde Ferit, serbest bırakılmasının ardından Ayıntâb Heyet-i Merkeziye Reisliği görevini sürdürdü.

Gaziantep’in Fransız işgalinden kurtuluşunun ardından Gaziler Caddesi’nde açtığı kumaş mağazasında (Tuhafiye) ticaret hayatına devam etti. 1922–1925 yılları arasında Gazi Sancak Gazetesi’nin imtiyaz sahipliğini üstlendi. Haftada iki gün yayımlanan ve 285 sayıya ulaştı. Gazete ilk dönemde Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’nin daha sonrasında Halk Fırkası’nın yayın organı olarak faaliyet gösterdi. Fırkanın görüş ve prensiplerinin kamuoyuna aktarılmasında etkili oldu. 1930’da Cumhuriyet Halk Partisi’nin yayın organı olan Gaziayıntab Gazetesi’nin imtiyaz sahipliğini üstlendi. Bu görevi milletvekilliği süresince sürdürdü ve 1939’da devretti. Ferit Arsan, bu matbuat mesaisi boyunca Gaziantep Savunması hatıralarının yaşatılması, Cumhuriyet ideallerinin ve yeni devlet ilkelerinin benimsenmesine katkıda bulundu.

Gaziantep Savunması sırasında gösterdiği sivil liderlik ve işgal döneminde yaşadığı esaretin ardından bölge halkının kendisine duyduğu minnetin ifadesi ve Mustafa Kemal Paşa’nın tensibiyle TBMM’nin II. Dönem (1923-1927) ve III. Dönemi’nde (1927-1931) Gaziantep milletvekili seçildi. Mecliste Dilekçe, Ticaret, Ziraat ve Memurin Muhakemat komisyonları üyeliklerinde bulundu. Meclis çalışmaları bittikten sonra da Ankara’da kalarak şehir içi otobüs ve taksi işletmeciliği yaptı.

Hayatı boyunca iki evlilik yaptı. İlk evliliğini Hatice Hanım’la yaptı. Bu evlilikten Abdullah, Ayyuş (Büdeyri), Hilmi, İsmail ve Beşire (Çiftçi) adında beş çocuk dünyaya geldi. Hatice Hanım kolera nedeniyle vefat etmesi sonrasında ikinci evliliğini Çitçizade Hacı Abdullah’ın dul eşi Naima Hanım ile yaptı. Mehmet Nuri Pazarbaşı’nın kız kardeşi olan Naima Hanım, ilk evliliğinden olan Hatice ve Mustafa adlı çocuklarıyla birlikte yeni ailesine katıldı. 1932’de ağır bir hastalık geçiren Ferit Arsan uzun süre yatalak kaldıktan sonra 9 Ekim 1941’de Ankara’da vefat etti. Cenazesi Ankara Asri Mezarlığı’na defnedildi.

Kaynakça

["https:\/\/vekillerimiz.com\/vekil\/ferit-efendi-mustafa-ferit-arsan-556\/"]

Kaynakça

  • Aksoy, V. “Millî Mücadele döneminde Gaziantep’te Fransızlar nezdinde bulunan esirler ve şehre yapılan yardımlar”. Tarihten Günümüze Ayıntab- Gaziantep: Uluslararası Gaziantep Tarihi Sempozyumu Bildiri Metinleri Kitabı, ed. A. Gündüz- M. Çelikdemir- S. Osrak- M. Dağ, 1186-1203. Gaziantep: Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayınları, 2018.

  • Andréa, Colonel. Levant Bölgesinde Askerî Yaşam: Kuzey Suriye ve Mezopotamya’da Bir Yıllık Askerî Harekât (Mart 1920–Mart 1921). Çev. Mehmet Çiçek. Gaziantep: Şehitkamil Belediyesi Kültür Yayınları 38, 2023.

  • Barlas, Emre. Dr Mecit Barlas’ın Anıları. İstanbul: Cinius Yayınları, 2010.

  • Barlas, Uğurol. Gaziantep Basın Tarihi 100. Yıl. İstanbul: Gaziantep Kültür Derneği Yayınları No: 60, 1972.

  • Barlas, Uğurol. Gaziantep’in Yakın Tarihi Üzerine Araştırmalar. İstanbul: Hilmi Barlas Eğitim Vakfı Yayınları, 2006.

  • Biçici, Mehmet. “Gaziantep Milletvekilleri ve Siyasi Faaliyetleri (1923-1950)”. Doktora Tezi, Kahramanmaraş: Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, 2014.

  • Çanlı, M. “Kızılay Arşiv Belgelerine Göre İşgal Döneminde Antep’te Sosyal ve Ekonomik Hayat”. Millî Mücadele’de Güney Bölgesi Sempozyumu: Bildiriler, ed. E. Ünlen- O. Neçare- Y. E. Tansü- M. Biçici, 517-524. 2015.

  • Lohanizâde, Mustafa Nureddin. Hubb-i İstiklalin Abidesi: Gaziayıntâb Müdafaası. İstanbul: Milli Matbaa, 1342.

  • TBMM Arşivi. Mustafa Ferit Efendi, Şahsi Dosya Numarası: 511.

  • Özaslan, Ali. Askeri Harekât Yönüyle Antep Savunması. Gaziantep: Şehitkamil Belediyesi Kültür Yayınları, 2022.

  • Öztürk, Ayhan. Millî Mücadele’de Gaziantep. Kayseri: Geçit Yayınları, 1994.

  • Öztürk, Kazım. Türk Parlamento Tarihi TBMM II. Dönem 1923-1927. 3. cilt. Ankara: Türkiye Büyük Millet Meclisi Vakfı Yayınları No: 3.

  • Pamuk, Bilgehan. Ayıntâb Kazası (1897-1908) Halep Vilayet Salnameleri Transkripsiyon ve Dizin. 2. cilt. Ankara: Şehitkamil Kültür Yayınları, 2019.

  • Saral, A. Hulki. Türk İstiklal Harbi Güney Cephesi. 4. cilt. Ankara: Genelkurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesi Resmî Yayınları, 2009.

  • Taner, Nurel. Yerel Tarih Penceresinden Anılarla Manevi Mirasım. Ankara: Emsal Matbaacılık, 2010.

  • Ünler, Ali Nadi. Türkün Kurtuluş Savaşında Gaziantep Savunması. İstanbul: Kardeşler Matbaacılık, 1969.

  • Üzel, Sahir. Gaziantep Savaşı’nın İç Yüzü. Ankara: Doğuş Matbaası, 1952.

  • Yakar, H. İbrahim- Ü. Gülsüm Yaprak Pusat. Antep Savunması Heyet-i Merkeziye Muhabere Defteri-Savunmanın Şifreleri. Gaziantep: Şehitkamil Belediyesi Yayınları, 2017.

  • Yener, Şakir Sabri. “Çitçi ve Arsan Ailelerinden Yetişen 10 Fikir ve İş Adamı”. Gaziantep Kültür Dergisi 8, 88 (10 Nisan 1965).

  • Yetkin, Kâmil. “Gaziantep Harbini İdare Eden Teşkilatımız”. Gaziantep Kültür Dergisi 1, 1 (10 Kasım 1957).

Ünler, Ali Nadi. “Adsız Kahramanlar- Ferit Arsan”. Sabah Gazetesi (24 Mart 1978).