AHMED HURŞİT (DAYI AHMED AĞA)
Antep Harbi gazilerinden Kuvâ-yı Millîyeci, hayırsever ve eğitim gönüllüsü. (1863-1926)
Ahmed Hurşit, 1863’te Gaziantep’in Oğuzeli ilçesinin, Yona (Çaybeyi) köyünde doğdu. Babası, Horasan’dan Anadolu’ya gelerek Ayıntâb yöresine yerleşen Türkmen teşekküllerinden biri olan Savcılı aşiretinin reisi Hacı Halil Ağa, annesi Asiye Hanım’dır. Ahmed Hurşit, resmi kayıtlarda “Hacı Halil Ağazâde Ahmed Hurşit” adıyla anılmaktadır. Mehmet, Halil Rıfat, Fatma adında üç kardeşi vardı. Erkek kardeşleri soyadı kanunu çıktığında “Savcı” soyadını almıştır. Kız kardeşi Fatma Hanım Izrapzâde ailesine mensup Abdülkadir (Barlas) ile evlendi. Erkek kardeşi Halil Rıfat, Gaziantepli şair ve yazar Zeki Savcı’nın babasıdır. Ahmed Hurşit iki evlilik yaptı. İlk evliliğini Muhiddinzâde Hüseyin Hüsnü’nün kız kardeşi Zeliha Hanım, ikinci evliliğini Daizâde Mehmet Ağa’nın kızı Fatma Hanım (1895-1988) ile gerçekleştirdi. Her iki evliliğinden de çocuğu bulunmamaktadır.
Asıl adı Ahmed Hurşit olmasına rağmen “Dayı Ahmed Ağa” ismiyle daha çok tanındı. Bu ünvan geleneksel toplum yapısında aşiret reislerine duyulan saygıyı, hayırseverliği ve Gaziantep Savunması sırasındaki hizmetleri dolayısıyla kendisine yakıştırılan bir sıfat niteliği taşımaktadır.
Yetişkinlik döneminde babasından devraldığı Oğuzeli ilçesine bağlı Yona, Karaburun ve Mıktıfı köylerindeki arazilerinde çiftçiliğe başladı. Çiftliğinde uyguladığı modern ziraat yöntemleriyle çevresine örnek teşkil etti. Köyünde tam teşkilatlı bir tamirhane ve demir atölyesi kurdu. Ayrıca çiftliğindeki hayvanları tedavi edebilecek kadar veterinerlik bilgisine sahipti. Geleneksel yaşam tarzının yanı sıra Avrupaî bir hayat tarzını da benimsedi. Giyiminde ceket, pantolon ve kravatı tercih eden, yakışıklılığı ve ağırbaşlı duruşuyla dikkat çeken Ahmed Hurşit, sanat ve bilimle iç içe bir yaşam sürdü. Kanun, org ve piyano çalabilecek kadar musiki bilgisine sahip olmasının yanı sıra plan çizebilecek kadar mimari yeteneğe ve yaraları tedavi edebilecek düzeyde tıbbi donanıma sahipti. Tıp alanındaki şaşırtıcı yetkinliği dönemin Amerikan Hastanesi başhekimi Doktor Shepard’dan bizzat öğrendiği cerrahi bilgilere dayanıyordu. Kurşun yaralarını tedavi edecek düzeyde deneyime sahipti. Ayrıca Yona’da bir de eczane kurmuştu. Köyündeki çiftliğinde ekmek fırını, güzel bir hamamı, çeşit çeşit evcil ve eğitilmiş güvercinleri vardı. Güvercinlere olan merakını Ayıntab’daki konağına da taşmıştı. Ahmed Hurşit, estetik zevkleri yüksek biriydi. Ayıntâb’daki konağındaki mobilyalar ve sofra takımları alafrangaydı. Belediyenin ricası üzerine şehre gelen bilim ve siyaset insanlarını kendi evinde ağırlardı. Konağın selamlık bölümünü adeta bir kültür merkezine dönüştürmüş, şehrin yöneticilerini, eşrafını, siyasete ve edebiyata ilgi duyan gençlerini bu mekânda bir araya getirip yemekli sohbetler düzenlerdi. Bu toplantılarda genç kuşakların bilgi, görgü ve tecrübe kazanmasına katkı sunmuştu.
Vatan savunmasındaki faal görevleri öncesinde Ahmed Hurşit, Ayıntâb kazasının idari yapısında çeşitli kademelerde aktif sorumluluklar üstlendi. Hamidiye Guraba Hastanesi Komisyonu azalığı (1906), Ziraat Bankası Meclisi reisliği (1908), ayrıca Halep Vilayeti İdare Meclisi’nde Encümen-i Daimî azası (1917) olarak Antep’i temsil etti. 1919’da Halep’in İngilizler tarafından işgali sonrasında müstakil liva statüsü kazanan Ayıntab’ta kurulan Meclis-i Umumi’de aza olarak görev yaptı. Yerel yönetimdeki bu birikimi, onun Millî Mücadele yıllarında tecrübesine müracaat edilen, bir şahsiyet olarak kabul görmesinin temelini oluşturdu.
Ahmed Hurşit, vatan savunmasına sunduğu çok yönlü katkıların yanı sıra eğitime verdiği destekle de tanınan bir şahsiyetti. Yona köyünde bir ilk mektebin açılmasını sağladı ve kişisel servetiyle bir ilkokul binası inşa ettirdi ve eğitim araç-gereçlerini temin etti. Halep’te Encümen-i Daimî azası olarak görev yaptığı sırada mektebin “Ayıntab Leyli Yona Mektebi” adıyla elli öğrenci kapasiteli yatılı bir eğitim kurumuna dönüşmesini sağladı. Bu süreçte ortaya çıkan masrafları da bizzat karşıladı. Bu hizmetleri büyük takdir topladı ve “Üçüncü Rütbe Mecidi Nişan-ı Zişanı” ile ödüllendirdi.
1920 yılının Nisan ayında Akçakoyunlu bölgesinde konuşlanan Fransız birlikleri, millî kuvvetler tarafından üs olarak kullanıldığı gerekçesiyle okul binasına bir baskın düzenlemiş, erzak ambarını yağmalamış, tüm dersliklerin sıra ve pencerelerini tahrip etmiş, binayı kullanılamaz hâle getirmiştir.
Ayıntâb 17 Aralık 1918’de İngilizler tarafından işgal edildi. İngiliz İşgal kuvvetleri Komutanı General McAndrew, Ayıntâb’ı resmen işgal etmeden bir gün önce, 14 Ocak 1919 tarihinde aralarında şehrin kadısı, belediye reisi ve muhasebecisinin de bulunduğu şehrin önde gelenlerini Amerikan Koleji’ndeki karargâhına çağırdı. Bu heyette Ahmed Hurşit de vardı. Görüşme sırasında general, şehirde asayişin bozulmasına fırsat verilmemesini isteyip herhangi bir hadise meydana gelmesi durumunda sorumluların şiddetle cezalandırılacağını belirterek heyete yönelik tehdit ve baskı mahiyetinde bir konuşma yaptı. İşgalci kuvvetlerin 23 Ocak 1919’da hükümet konağına el koyarak şehrin aydınlarını sürgüne göndermesi, halkın silahlarını zorla toplaması Anteplileri örgütlü bir direniş sürecine yöneltti. Bu kapsamda başlangıçta eğitim sahasında faaliyet gösteren Maarif-i İslamiye Cemiyeti İngiliz ve Fransız işgallerinin başlamasıyla birlikte Antep halkının haklarını korumayı amaçlayan siyasî bir cemiyet niteliği kazandı. “Cemiyet-i İslamiye” adıyla çalışmalarını sürdürdü. Ulemadan Bülbülzâde Hacı Abdullah ve Şuaybzâde Ubeydullah ile eşraftan Fazlı Ağazâde Nuri ve Hacı Hanefizâde Abdullah Namık gibi isimlerle birlikte Dayı Ahmed Ağa da Cemiyet-i İslamiye’nin teşekkülünde aktif rol oynadı. Sivas Kongresi kararlarının Ayıntâb’a ulaşması üzerine 23 Ekim 1919’da teşkil edilen Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Ayıntâb şubesine dâhil oldu.
15 Eylül 1919’da imzalanan Suriye İtilafnamesi ile
İngiltere, Musul üzerindeki haklarına karşılık Ayıntab, Maraş ve Urfa’yı
Fransızlara devretmeyi kabul etti. Bu anlaşma uyarınca 29 Ekim 1919’da Fransız
Albay Saint-Marie komutasındaki ilk birlikler Ayıntab’a girdi, 5 Kasım 1919
tarihinde son İngiliz birliği Antep’i terk ederek yerini Fransız işgaline
bıraktı. Fransızlar şehre, Türklere karşı derin bir kin besleyen ve intikam
arzusuyla dolu olan Ermeni Alayı’na mensup askerlerle birlikte girmişti. Ermenilerin,
Fransızları sevinç gösterileriyle karşılaması ve Fransız üniforması giymiş
Ermeni askerlerinin Türk halkına yönelik tacizleri, şehirdeki tansiyonu hızla
yükseltti. Antep halkı işgalcilere karşı teslimiyeti reddetti. Teşkilatlanarak
topyekûn bir savunma hazırlığına girişti. Fransız işgalinin başlamasıyla
şehirde yükselen bu topyekûn direniş ruhu, kısa bir sürede askerî ve idari bir
teşkilatlanmaya dönüştü. Mustafa Kemal Paşa’nın talimatları doğrultusunda
kurulan Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ve onun yürütme organı olan Heyet-i Merkeziye
idaresinde sivil direniş askerî bir disiplin kazandı. Bu süreçte Dayı Ahmed
Ağa, ilerleyen yaşına rağmen Heyet-i Merkeziye tarafından kendisine verilen
görevleri eksiksiz şekilde yerine getirdi.
Ayıntâb’ın Fransız birlikleri tarafından kuşatıldığı sırada
şehirde ciddi bir iaşe sıkıntısı baş gösterdi. Antep’te bir kış savaşına
hazırlık çalışmaları olanca hızıyla sürerken alınan tedbirler kapsamında
memleketin bazı nüfuzlu isimleriyle birlikte Dayı Ahmet Ağa’da köy ve
kasabalardan erzak ve efrat (asker) toplayarak şehre sevk etmekle
görevlendirildi.
Ayıntâb’ın Fransızlar tarafından ikinci kuşatması sırasında
(Ağustos 1920), Ayıntâb Milis Cephesi Kumandanı Özdemir Bey şehir içi savunma
hatlarını altı mıntıkaya taksim etmişti. Cephane ve ikmal merkezlerine
yakınlığı nedeniyle stratejik bir öneme sahip olan Altıncı Mıntıka (Tabakhane)
Komutanlığına da Dayı Ahmed Ağa getirildi. Şiddetli topçu ateşlerine rağmen
gece gündüz cepheleri denetleyip, yüzlerce amele sevk ederek savunma hatlarının
ve siperlerin tahkimatının kısa bir sürede tamamlanmasını sağladı.
Gaziantep Savunması’nın özellikle 1920 yılının sonlarına
doğru girdiği kritik evrede askerî disiplini sağlamak, firarileri engellemek ve
kısıtlı mühimmat kaynaklarını korumak bir zorunluluk hâline gelmişti. Bu
süreçte Ayıntâb Mıntıka Kumandanı Yarbay Hüseyin Hüsnü Bey’in emri ile merkezi
Burç olan Garp Takip Müfrezesi’ne tayin edildi. Görev kapsamında askerlik
çağına gelmiş olanların tespiti, firar edenlerin takibi ve yanlarında kalan
silah ve cephanenin toplanması ile eşkıya gruplarının takibi için köy köy
dolaştı. Köylerden topladığı yüzlerce asker firarisini ve iş gücü sağlayacak
ameleyi Ayıntâb dâhiline sevk etti.
Lohanizade Mustafa Nurettin, “Gaziayıntâb Müdafaası” adlı
eserinde kuşatma nedeniyle şehre giriş çıkışların imkânsız hâle geldiği en
buhranlı günlerde yaşanan haberleşme krizinin Dayı Ahmed Ağa’nın posta
güvercinleri vasıtasıyla aşılmaya çalışıldığını; İkinci Kolordu Komutanı
Selahattin Adil Paşa ile Ayıntâb Cephe Kumandanı Özdemir Bey arasında mekik
dokuyarak hayati askerî bilgileri ve şifreli raporları başarıyla taşıdığını
kaydetmiştir. Dayı Ahmet Ağa, savunmanın kutsal bir hatırası olarak gördüğü bu
posta güvercinlerini savaş sonrasında da korumuş ve Maraş’tan Gaziantep’e
getirerek kendi bahçesinde beslemeye devam etti.
Dayı Ahmet Ağa’nın zaman zaman Kuvâ-yı Millîye komutanları
ile Heyet-i Merkeziye üyeleri arasında çıkan anlaşmazlıklarda hakemliğine
başvurulan bir şahsiyet olarak öne çıktığı görülmektedir. Nitekim savunma
sırasında Kuvâ-yı Millîye komutanlarından Boyno Memik (Boyno Mehmed Ağa) ile
Heyet-i Merkeziye Azası Abdürrezzak Efendi arasında çıkan bir meselenin
çözümünde bizzat arabuluculuk yaparak konuyu tatlıya bağlaması, onun her iki
kanat üzerindeki tartışmasız otoritesini ve uzlaştırıcı gücünü ortaya koymaktadır.
Ayıntâb'ın sükût günü Maraş'a gitmiş ve orada yine memleket
hesabına çalışmaya devam etti. Maraş’ta bulunduğu sırada Anteplilerin
ihtiyaçlarını karşılamak için şehir meydanında düzenlenen bir yardım kampanyası
sırasında tespihini ortaya koyarak açık artırmaya çıkardı. Şahsi itibarını ve
nüfuzunu vatanın selameti uğruna nasıl bir kenara bırakarak bu değerli eşyasını
satmak için kalabalık arasında dolaşmıştı. Kalabalık arasında dostu muallim
Şakir Sabri Yener’i görmüş ve ona hitaben şu veciz sözü haykırmıştır: “Vatan
bizi dellal etti hocaaam!”
Evladı bulunmayan Dayı Ahmet Ağa, ilme duyduğu hürmeti
toplumun çocukları üzerinde bir fedakârlığa dönüştürdü. Vefatından önce Mıktıfı
ve Karaburun köyündeki iki çiftliğini eğitim hizmetlerinde kullanılmak üzere
Maarif-i İslamiye Cemiyeti’ne bağışladı. 1926’da mahalli maarif cemiyetlerinin
feshine ilişkin (Maarif Teşkilâtına Dair Kanun) kanunun yürürlüğe girmesiyle
cemiyete bıraktığı köyler Gaziantep Özel İdaresi’ne devredildi. Bir müddet
sonra da satılarak elde edilen gelirle Gaziantep Savunması sırasında harabeye
dönen Gaziantep Lisesi’nin tarihî binası esaslı bir şekilde tamir edildi. Geri
kalan meblağ şehirde hasar gören diğer okulların onarımı için kullanıldı.
Maarif Vekâleti, şehit düşen kahramanların 250 yetiminin eğitim gördüğü,
bugünkü Gaziantep Lisesi’nin taş binasında hizmet veren Darüleytam Mektebi’ne “Dayı
Ahmed Ağa Şehir Yatı Mektebi” adını verdi. Ancak ilerleyen yıllarda okulun
Kayseri Zincidere’ye nakledilmesiyle ismi Gaziantep’teki eğitim hayatında bir
süre sessizliğe büründü. Daha sonra şehir merkezindeki Kurtuluş İlkokulu’nun
adı “Dayı Ahmed Ağa İlkokulu” olarak değiştirilerek adı yeniden ihya edildi.
Gaziantep’in kurtuluşu mücadelesinde maddi varlığını ve
emeğini tereddüt etmeden harcayan Dayı Ahmet Ağa’nın bu hizmetleri 21 Nisan
1341 (1925) tarihinde TBMM tarafından taltif edilerek bizzat Mustafa Kemal Paşa
tarafından imzalanan beyaz şeritli İstiklal Madalyası beratı ile taltif edildi.
Dayı Ahmed Ağa vefatından önce, bir kültür mahfili ve
savunma yıllarında karargâh olarak hizmet veren konağını eşi Fatma Hanım’ın
hayatta kaldığı müddetçe kullanması, onun vefatından sonra Maarif-i Mahalliye
Cemiyeti’ne (daha sonra Maarif-i İslâmiye Cemiyeti) bağışlanması şartıyla
vakfetti. Ahmet Hurşit ya da namı diğer Dayı Ahmet Ağa, 11 Eylül 1926’da
Gaziantep’te vefat etti ve cenazesi eski mezarlığa defnedildi. Mezarı 1944’te
Asri Mezarlığa nakledildi.
Anahtar Kelimeler
Kaynakça
Abuşoğlu, Tamer. “Savcılı Türkmenlerinden Şair Zeki Savcı (1891-1967)”. Gaziantep Tarih Kültür Dergisi 3, 14 (Mayıs-Haziran 2008).
Barlas, Emre. Dr Mecit Barlas’ın Anıları. İstanbul: Cinius Yayınları, 2010.
Barlas, Uğurol. Gaziantep Tıp Tarihi ve Kültür Tarihi Araştırmaları. İstanbul: 2004.
Çetin, Sadık. “1919 Yılı Ayıntab Livası İdare-i Husûsiye Bütçesi”. Osmanlı’da Toplum, Şehir ve Ticaret -I-. Ankara: Sonçağ Akademi, 2021, 353–395.
Çitçi, Abdullah Edip. “Şahinbey Gerçeği ve Mehmet Ali Kayaalp”. Gaziantep Tarih Kültür Dergisi 3, 22 (Eylül-Ekim 2009)
Göğüş, M. Oğuz. “Antep Maarif İslamiye Cemiyeti Ne Zaman Kuruldu?”. Gaziantep’i Tanıtıyoruz 2, 1 (Mayıs 1963).
Kutluğ, Yasin. “Millî Mücadeleye Tekaddüm eden günlerde Antep'ten Hatıralar II”. Başpınar Aylık Edebiyat ve Kültür Mecmuası 1, 18 (Ağustos 1940).
Lohanizâde, Mustafa Nureddin. Hubb-i İstiklalin Abidesi: Gaziayıntâb Müdafaası. İstanbul: Milli Matbaa, 1342.
Öztürk, Ayhan. Millî Mücadele’de Gaziantep. Kayseri: Geçit Yayınları, 1994.
Pamuk, Bilgehan. Ayıntâb Kazası (1897-1908) Halep Vilayet Salnameleri Transkripsiyon ve Dizin. 2. Cilt. Ankara: Şehitkamil Kültür Yayınları, 2019.
Sakaoğlu, Necdet. Osmanlı’dan Günümüze Eğitim Tarihi. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2003.
Savcı, Zeki. “Dayı Ahmet Ağa”. Yeni Gaziantep Gazetesi. 2 Mart 1942.
Tanyol, Cahit. Bir Millî Mücadele Öyküsü, Eşkıyalıktan Çete Reisliğine. İstanbul: Piya Art Yayınları, 2012.
Türkiye Büyük Millet Meclisi. Zabıt Ceridesi. II. Dönem, 18. Cilt. Ankara: TBMM Matbaası, 21 Nisan 1925.
Üzel, Sahir. Gaziantep Savaşı’nın İç Yüzü. Ankara: Doğuş Matbaası, 1952.
Yakar, H. İbrahim – Pusat, Ü. Gülsüm Yaprak. Antep Savunması Heyet-i Merkeziye Muhabere Defteri-Savunmanın Şifreleri. Gaziantep: Şehitkamil Belediyesi Yayınları, 2017.
Yakar, H. İbrahim. Gaziantep Savunması-Hatıralar Belgeler. Ankara: Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Yayınları, 2015.
Yanıç, Ercüment Asaf. “Hacı Muhiddinzâde Hüseyin Hüsnü Efendi (1)”. Gaziantep Tarih Kültür Dergisi 1, 2 (Mayıs-Haziran 2006).
Yener, Şakir Sabri. “Bir İsteğime Daha Erdim”. Yeni Gaziantep Gazetesi. 4 Nisan 1944.
Yener, Şakir Sabri. “Dayı Ahmed Ağa”. Gaziantep Kültür Dergisi 2, 15 (Ocak 1959).
Yener, Şakir Sabri. “Vatan Bizi Dellal Etti Hocaaam”. Gaziantep Kültür Dergisi 4, 38 (Şubat 1961).
Yener, Şakir Sabri. Gaziantep’in Yakın Tarihinden Notlar-Gazianteplilerin Maarife Hizmetleri. Gaziantep: Gaziantep Kültür Derneği Yayınları, 1958.
Yener, Şakir Sabri. İncilipınar-Gaziantep’in Yakın Geçmişinden Hatıralar. Haz. Hulusi Yetkin. Gaziantep: Gaziantep Kültür Derneği Kitap ve Broşür Yayınları, 1962.