KILIÇ ALİ
Antep ve Maraş Kuva-yı Milliye komutanı, Antep mebusu. (1888-1971)
Asıl adı Emrullahzâde Asaf Tevfik olan “Kılıç Ali”, 1888
yılında İstanbul’da doğmuştu. 1906 yılında astsubay olarak ordu hizmetine
girmiş, Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale Cephesi’nde bulunmuştu. 1918 yılında
Yüzbaşı rütbesiyle Kafkas İslam Ordusu’nda Nuri Paşa’nın yaveri olarak görev
yapan Asaf Tevfik, Mondros Mütarekesi’nin ardından İstanbul’a dönmüş, 2 Nisan
1919’da da istifa ederek ordudan ayrılmıştı. Erzurum Kongresi’nin ardından
aslında yaveri olduğu ve o sırada Bakü’de bulunan Nuri Paşa’nın yanına gitmek
amacıyla yola çıkmış ve Sivas’a uğramış olmakla birlikte, Sivas’ta Mustafa
Kemal Paşa’nın maiyetine girmişti. Aynı zamanda Mustafa Kemal Paşa’nın ikinci
yaveri Muzaffer Bey’in kuzeni olan Asaf Tevfik, Sivas’ta Mustafa Kemal Paşa’nın
teklif ettiği Maraş ve Antep Kuva-yı Milliye Komutanlığı görevini kabul etmiş
ve Millî Mücadele’ye fiilen dâhil olmuştu. Bundan böyle vefatına kadar her
zaman Mustafa Kemal Paşa’nın maiyetinde bulunmuştu. Mustafa Kemal Paşa, Yüzbaşı
Asaf Tevfik’i Antep ve Maraş bölgesinde görevlendirmeden önce kendisine “Kılıç
Ali” müstear ismini vermişti. Millî Mücadele dönemi boyunca da Mustafa Kemal
Paşa’nın kendisine verdiği isimle “Kılıç Ali Bey” olarak anılacaktı. Soyadı
kanunu sonrası da yine Mustafa Kemal Paşa’nın isteğiyle “Ali Kılıç” adını
almıştı.
Antep ve Maraş bölgesi için görevlendirilen Kılıç Ali’nin
bölgedeki aslî görevi, millî kuvvetlerin teşkilâtını yapmak ve direnişi
örgütlemek olacaktı. Ancak bölgede zaten bir direniş ve millî teşkilat
mevcuttu. Kılıç Ali aslında yine Sivas Kongresi’nde alınan, bütün millî direniş
örgütlerinin Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti çatısı altında
birleşmesi kararı çerçevesinde, bölgede Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk
Cemiyeti’nin temsilcisi sıfatıyla fiilen tüm direniş örgütlerinin bir araya
getirilmesinin örneği olarak resmî sorumlu statüsünde olacaktı. Sivas
Kongresi’nde alınan karar, ülke genelindeki gelişmelerle birlikte Antep ve
Maraş bölgesinde sonraki dönemlerde yaşananların göstereceği üzere esas olarak
İttihatçıların Sivas Kongresi kararlarına uymaları anlamına gelmekteydi. Antep
ve Maraş’taki örgütlenme içerisinde de İttihatçılar etkin durumdaydılar. Kılıç
Ali’nin bölgeye gelmesi ve direnişin temsilcisi statüsü alması, bu kararın
fiilen uygulandığının göstergelerinden olacaktı. İttihatçıların Sivas Kongresi
kararlarını kabullendiklerini, dolayısıyla Mustafa Kemal Paşa’nın liderliği
altında tek cephe yürütülen mücadeleye tamamen dâhil oldukları fiilen
görülmüştü. Ayrıca doğrudan Sivas’tan gönderilen bir temsilci aracılığıyla
Fransız işgali altındaki bölgenin yalnız bırakılmadığı, merkezî direnişin
bölgeyle birlikte hareket ettiği de gösterilmişti. Dolayısıyla Kılıç Ali’nin
bölgeye gelmesi birkaç farklı sembolik anlam içermekteydi.
Kılıç Ali hatıralarında Mustafa Kemal Paşa’nın 13 Ekim 1919
günü Sivas’ta kendisiyle görüştüğünü, Antep’ten kendisine gelen telgraflardan
birini okuttuğunu, telgrafta Antep’te Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin
kurulduğundan ve bölgeye yönelik Fransız-Ermeni saldırılarından bahsedildiğini
anlatır. Yine telgrafta Mustafa Kemal Paşa’dan bölgedeki teşkilât için subaylar
istenmekteydi. Ardından Mustafa Kemal Paşa, Kılıç Ali’ye yeni görevini bildiren
şu konuşmayı yapmıştı.:
“Seni, Maraş-Antep havalisinde milli kuvvetler teşkilâtını
yapman için oraya gönderiyorum. Biliyorsun, her savunma beldesi bir cephedir ve
burada görev alanlar, cephe komutanlığı yetki ve sorumluluğuna sahiptirler.
Hizmet birliklerinden mümkün olan yardım yapılacaktır. Düşmanların amacı,
Ege’de Yunan işgalini serbest bırakırken, kendi ellerindeki toprakları bizden
koparacaklarıyla genişletmek ve bağımsız Türk Devleti’ne imkân vermemek … İlk
anda Fransızları karşımızda buluyoruz. Telgrafı okudun. Bu millet esir olur mu?
Her yer, arkasından gidebileceği asker-sivil insan arıyor. Bugün için en
buhranlı bölge Urfa-Maraş-Antep … Bu konuda tecrüben var. O bölgenin halkını
bilirim. Yiğit, sadık, fedakâr insanlardır.”
13 Ekim 1919 günü Mustafa Kemal Paşa’dan yeni görev emrini
alan Kılıç Ali, 16 Ekim’de görev bölgesine gitmek üzere Sivas’tan ayrılmıştı.
Beraberinde, Yörük Selim (Yüzbaşı Salim Kurtoğlu) isimli arkadaşıyla birlikte
iki de süvari neferi bulunmaktaydı. Önce Maraş’a gelen Kılıç Ali ve
beraberindekiler, 21 Ekim günü Elbistan’a ulaşmışlardı. Elbistan’a geldikleri
günlerde Zeytun ve Maraş’ta bulunan Amerikan misyoner okullarının iki hocası da
bir heyetle birlikte Elbistan’da bulunmakta ve Ermenilerin Fransızlarla iş
birliğini sürdürmeleri hususunda Ermenilere telkinde bulunmaktaydılar. Bu
heyetin yaptığı toplantılardan birine, kılık değiştirerek – o sırada
Elbistan’da bulunan bir arpa tüccarı sıfatıyla – katılan Kılıç Ali, bazı
radikal Ermenilerle misyonerlerin Fransızlarla iş birliğine ve Müslümanlara
karşı tavırlarına bizzat şahit olmuştu. Bu yüzden bölgede yapacağı çalışmaların
başında Ermenilere sürece dair uyarılarda bulunmak, millî teşkilatı
güçlendirirken Müslüman ahaliyi de silahlandırarak bilinçlendirmek yer
alacaktı. Elbistan’da ilk çalışmalarını yapan Kılıç Ali, bölgede
teşkilatlanmanın daha sağlıklı sürdürülebilmesi için Maraşlı ve Antepli üçer
kişiden oluşan bir de heyet kurmuştu. Heyet, Maraş’tan Arslan, Evliya ve Hafız
Ali Efendilerle Antep Heyet-i Merkeziyesi’nden Sadık, Kasım ve Mülazım Mustafa
Efendilerden oluşuyordu. Heyetle yaptığı toplantılarda şehirlerde
gerçekleştirilecek savunmalarda semt ve mahalle teşkilâtlarına varıncaya kadar
harekât tarzlarını belirlemek için çalışmışlardı.
Elbistan’dan Pazarcık’a geçen Kılıç Ali Pazarcık’ta
bulunduğu sırada Karabıyıklı’da Fransızlarla Kuva-yı Milliye arasında ilk
çatışma yaşanmıştı. Gelişmeleri Mustafa Kemal Paşa’ya da bildiren Kılıç Ali,
Paşa’dan bölgedeki gelişmeleri yakından takip etmeleri ve çalışmalarını Üçüncü
Kolordu Komutanı Selahaddin Bey’le irtibat halinde sürdürmeleri talimatı
almıştı.
Takip eden günlerde Türkoğlu, Araplar ve Harabe bölgelerinde
de Kuva-yı Milliye ile Fransızlar arasında çatışmalar yaşanmıştı. Çatışmaların
yayılmasıyla birlikte Kılıç Ali bölgedeki askerî yetkililerle sorunlar
yaşamaktaydı. Hatıralarında, Mustafa Kemal Paşa’nın birbirleriyle irtibat
halinde çalışmaları talimatı verdiği Üçüncü Kolordu Komutanı Selahaddin Bey’i
ve daha sonra daha sert tartışmalar yaşayacağı On Üçüncü Kolordu Kumandanı
Cevdet Bey’i, yaşanan olayların ciddiyetinin farkında olmamak, kendilerinin
başarılı olacaklarına inanmamak ve ihmalle suçlar. Mustafa Kemal Paşa ise
gelişmeleri ciddiyetle takip ederek bölgeye gerekli desteği sağlayabilmek için
uğraşmıştır.
Maraş şehir merkezinde çatışmaların başlaması üzerine 23
Ocak 1920 günü Pazarcık’tan Maraş merkeze gelen Kılıç Ali, burada Kuva-yı
Milliye’nin örgütlenmesiyle birlikte halkın moralinin yüksek tutulmasını
sağlayabilmek için de çalışmalar yapmıştı. Urfa ve Antep’teki birliklerden
sürekli bilgi alarak genel olarak bölgenin durumunu takibe devam ederken
Maraş’ta çatışmalar bitene kadar orada kalan Kılıç Ali, Maraş şehir merkezinden
Fransız ve Ermeni birliklerinin tamamen atılması sağlanana kadar mücadelede bizzat
yer almıştı.
Maraş’ın kurtuluşu sonrası Kılıç Ali’nin hedefi Fransızların
Antep’e yığılmalarını önlemek ve Antep’te de benzer bir başarı kazanmaktı. Bunu
sağlayabilmek için de öncelikle Maraş ve civarından Antep’e aktarılan Fransız
birliklerinin şehre girişine engel olmaya çalışacaktı. Kendisi de Antep’e
geçecek olan Kılıç Ali ayrıca bundan böyle kendi faaliyetleri ile birlikte
civar bölgelerdeki Kuva-yı Milliye’nin aktivitelerini tamamen Fransızların
ağırlıklarını koymaya çalıştıkları Antep’e yönlendirecekti. Mustafa Kemal Paşa,
Kılıç Ali Antep’e gitmek için Maraş’tan ayrılmadan önce, o sırada 5. Tümen
Komutanlığı’na atanmış olan Cemil Cahit Bey’e bir telgraf çekerek Kılıç Ali
Bey’e çalışmalarında destek olunmasını bir kez daha belirtmişti. Yine Kılıç Ali
Bey Antep’e doğru yola çıkmadan hemen önce kendisine de bir telgraf gönderen
Mustafa Kemal Paşa, bölgedeki çalışmalarından dolayı teşekkür ettikten sonra
Antep bölgesindeki birliklerini “güzide ve müntahab efraddan” teşkil etmesini
istemişti. Ayrıca Paşa, Kılıç Ali’nin tekrar dönmesinin gerekebileceğini fakat
şimdilik bölgede kalmasının daha doğru olacağını ifade etmişti.
27 Mart 1920 günü Kılıç Ali Bey, beraberindeki bir kısım
Kuva-yı Milliyeci ile birlikte, Kilis üzerinden Antep’e gelmekte olan yeni
Fransız birliğini durdurmak üzere Akçakoyunlu istikametinden Antep’e doğru yola
çıkmıştı. 28 Mart 1920 günü Antep’e gelen Kılıç Ali, doğrudan şehir merkezine
gitmek yerine karargâhını şehrin yakınlarındaki Burç nahiyesine kurmuştu. Kilis
üzerinden Antep’e gelmekte olan Fransız birliği Yarbay Andrea komutasında idi.
Antep’te şehir içinde henüz çatışmalar başlamamış olmakla birlikte, Kılıç Ali
Bey’in Antep’e geldiği gün Yarbay Andrea komutasındaki bu Fransız birliği,
Kilis yolu üzerinde Şahin Bey ve birliklerini mağlup, Şahin Bey’i de şehit
ederek Antep’e girmişti. Kılıç Ali Bey ve beraberindekilerin, Andrea
komutasındaki Fransız birliğinin şehre girmelerini engelleyebilmeleri mümkün
olamamıştı. Şehir içinde de artık çatışmaların başlaması beklenir olmuştu. 1
Nisan günü Kuva-yı Milliye birliklerinin Fransızlara bir baskın yapması ve
Fransızların baskına top atışlarıyla cevap vermesi üzerine de şehirde
çatışmalar başlamıştı.
Çatışmaların başlaması üzerine, ertesi gün (2 Nisan 1920)
Kılıç Ali Bey karargâhını Burç nahiyesinden şehir merkezine taşımıştı. Maraş’ta
olduğu gibi Antep’te de merkezde çatışmaların başlamasıyla birlikte şehir
merkezine gelen Kılıç Ali, ilk dönemlerde çatışmalara bizzat iştirak edecekti.
Devam eden süreçte de civardaki değişik köy ve kasabalarda bulunarak
gelişmeleri takip ve organize edecekti. Ayrıca çatışmaların başlaması sonrası
şehir merkezine yakın ve özellikle yol güzergâhı üzerinde olan köy ve kasabalara
kuvvet takviyesi yaptırmış, çeşitli bölgelere de Kuva-yı Milliye komutanları
atayarak şehrin giriş-çıkış yollarında kontrolü elde tutmak için önlemleri
artırmıştı. Kılıç Ali’nin Antep’e gelişi ve burada başladığı çalışmalar
Fransızlar tarafından da takip edilmekteydi. Maraş’ta yaşananlar sonrası Kılıç
Ali’nin Antep’e gelişi Fransızlar nazarında bölgeye daha sert ve ciddi
yaklaşmaları için bir gerekçeydi. Fransız kumandanlarından Abadi eserinde Kılıç
Ali’nin Antep’e gelişini, “Kılıç Ali adında azimli birisi Antep dolayları Milli
Müdafaa Kumandanı adını aldı” diyerek anlatır.
Diğer yandan Kılıç Ali, Maraş’ta yaptığı gibi Antep’te de
yerli Ermenilere uyarılar yaparak Fransızlarla iş birliğinden vazgeçirmeye
çalışmıştı. Ermeni ve misyonerlerin temsilcilerinin olduğu bir heyetle görülmüş
ve “Kuva-yı Milliye’nin Ermeniler için hiçbir kötü niyetinin olmadığını,
düşmanca davranmadıkça eşit muamele göreceklerini fakat iyi niyetlerini
kanıtlamak için öncelikle silahlarını teslim etmeleri gerektiğini” ifade
etmişti. Buna karşılık Ermeniler, Kılıç Ali’nin karargâhının şehir merkezinde
bulunmasını kendileri için güvensizlik olarak belirtmiş ve karargâhını şehir
merkezinden çıkarmasını talep etmişlerdi. Kılıç Ali hatıralarında aslında bu
sözlere güvenmediğini ancak ısrarlar karşısında karargâhını aynı gün
Kızılhisar’a naklettiğini belirtir. Fakat Kılıç Ali’nin Kızılhisar’a geçişi
sonrası Fransız ve Ermeni cephelerinden saldırılar başlatılmış ve Kılıç Ali
tekrar şehir merkezine dönmüş, Kuva-yı Milliye tarafından Fransız-Ermeni
saldırıları püskürtülmüştü. Ermeni önde gelenleri ile misyonerlerin amaçlarının
Kılıç Ali’yi şehirden uzaklaştırmak olduğu anlaşılmıştı. Buna rağmen Kılıç Ali,
Ermenileri Fransızlarla birlikte hareket etmemeleri için uyarmayı sürdürmüş,
şehrin önde gelen Ermenilerine mektuplar yazarak önceki uyarılarını ve
kendilerinin beklentilerini anlatmış ancak bu teşebbüslerden de sonuç
alamamıştı.
Bu sırada Fransızlar ise Antep’i tamamen kuşatmak için
faaliyetlerini artırmaktaydılar. Şehir içinde çatışmaların artmasıyla Kılıç
Ali, bölgedeki askerî yetkililerle irtibat kurarak dışarıdan destek sağlamaya
çalışmaktaydı. Ancak Kılıç Ali bu süreçte hem Beşinci Fırka Komutanlığı’na hem
de On Üçüncü Kolordu Komutanı Cevdet Bey’e asker ve silah desteği için müracaat
ettiğini, hiçbir yerden destek göremediğini hatta telgraflarına cevap dahi
verilmediğini belirtir. Bu durum On Üçüncü Kolordu Kumandanı Cevdet Bey’le
Kılıç Ali arasında o sırada sert tartışmalara ve Mustafa Kemal Paşa’ya yansıyan
bir kavgaya dönüşmüştü. Mustafa Kemal Paşa ise hem Maraş’taki birliklere hem de
Sivas’taki Üçüncü Kolordu Komutanlığı’na çektiği telgraflarla Antep’teki
Kuva-yı Milliye güçlerine bir an önce yeterli desteğin sağlanması gerektiğini
bildirmekteydi. Fakat Kılıç Ali ve Antep’teki Kuva-yı Milliye birliklerine
yardım gönderilmesi mümkün olamamaktaydı. Kılıç Ali’nin Mustafa Kemal Paşa’ya
hitâben çektiği ve Paşa’ya bir an önce ulaştırılması için “bir dakika te’hîri
mûcib-i mes’ûliyyetdir” ibaresiyle bulundukları güç durumu vurguladığı bir
telgrafında ifade ettiğine göre, Fransızlar Antep’i şiddetle bombardımana
tutmaktaydılar. Antep’teki ahali, özellikle eşrafın büyük çoğunluğu, maneviyatları
bozulmuş ve birlik duygusundan uzaklaşmış oldukları için dağılmışlar ve şehri
terk etmeye başlamışlardı. “Bir avuç mücahitle düşmana büyük bir zayiat
verdirdiğini” söyleyen Kılıç Ali, Nizip üzerinden gelen Fransız birliğine engel
olunamadığını ve şehre girerek merkezdeki Fransızlarla birleştiklerini, aynı
şekilde Kilis üzerinden gelen diğer birliğin de kendileri Nizip yolu üzerinde
mücadeleye devam ettikleri ve geldikleri yol üzerinde bulunan civar köylerdeki
ahali de kaçmış oldukları için rahatlıkla Antep’e ulaştığını ifade ediyordu.
Şehirdeki Fransız kuvvetlerinin artmasıyla ahali ve eşrafın şehri terk etmesi
de hızlanmıştı. Kendileri bunları tekrar şehre dönmeye zorlamaya çabalarken,
Fransızlar karargâh olarak kullandıkları Amerikan Koleji ve civardaki diğer
yüksek tepelerden şehri bombalamaya devam etmekteydiler. İçerideki Kuva-yı
Milliye birlikleri mümkün olduğunca saldırılara mukavemet göstermeye çalışsalar
da her türlü yardımdan mahrum olarak “vesaitsiz” ve “mühimmatsız” olarak
yürütülen bu mücadelenin sonuçta Kuva-yı Milliye’ye bir muvaffakiyet ilâve
etmekten ziyade hezîmet ve başarısızlık getireceği açıktı. “Muavenet ve vesait
için nereye müracaat ettimse hep aksi cevaplar aldım” diyen Kılıç Ali’ye göre
Maraş’a olduğu gibi Antep’e de yardım edilmezse Maraş’taki gelişmelerin aksine
bu defa başarısızlık kaçınılmazdı. Bu yüzden Kuva-yı Milliye’nin Maraş ve
çevresindeki başarısını lekelemektense istifa etmesinin daha “mertçe” bir tavır
olacağı görüşündeydi. Bunlara dayanarak ya şehre gereken yardımın bir an evvel
gönderilmesini ya da baştan beri çekilen bunca eziyet ve zorluğa bir de hezîmet
eklememek için istifasının kabulünü istirham ediyordu. İstifası kabul
edilmediği gibi Mustafa Kemal Paşa, hem kendisinin direnişe devam etmesini
isteyecek hem de çevreden Antep’e destek gönderilmesini sağlamak için uğraşmaya
devam edecekti. Fransızların şehir merkezine saldırı ve bombardımanları ise
şiddetlenerek devam etmekteydi. Fakat bu ortamda Kılıç Ali, Antep’ten ayrılmak
durumunda kalmıştı.
Kılıç Ali’nin çeşitli askerî birimlerle çatışmaları,
şehirdeki Fransız kuşatması ve kuşatmaya karşı şehir içindeki Kuva-yı
Milliye’nin mücadelesi devam ederken, TBMM’nin birinci dönemi için yapılan
seçimlerde Kılıç Ali, 4 Mayıs 1920 günü “Ayıntab mebusu” olarak seçilmiş ancak
Antep’teki görevi dolayısıyla genel kurul tarafından 8 Mayıs 1920 itibariyle
süresiz izinli sayılması kararlaştırılmıştı. Fakat bu karardan birkaç gün
sonra, Yozgat bölgesinde çıkan isyana Çapanoğulları’nın da katılmasıyla yayılan
isyanı bastırmakla görevlendirildiği için Kılıç Ali, müfrezesiyle birlikte
Antep’ten ayrılarak Yozgat’a gitmişti. Şehirden aniden ayrılışı Kuva-yı Milliye
ile ahali tarafından başlangıçta olumsuz bir durum olarak algılanmıştı. Bu
yüzden milletvekili seçilişi de şehirden ayrılmasına neden olacağı için
endişeyle karşılanmıştı. Kılıç Ali’nin ayrılışıyla bölgede mücadele eden millî
kuvvetler arasında sağlanan birlikteliğin dağılacağı hatta Ankara Hükümeti’nin
Antep’teki mücadeleye yeterince ehemmiyet vermediği düşünülmüştü. Zira Kılıç
Ali’nin vereceği her emir ve direktif bizzat Mustafa Kemal Paşa tarafından
verilmiş sayılmakta, onun ayrılışıyla yerine gelecek kişilerin benzer bir
otoriteyi sağlayamamalarından endişe edilmekteydi. Bu yüzden Antep Heyet-i
Merkeziyesi, Kılıç Ali şehirden ayrılmadan önce Mustafa Kemal Paşa’ya ve Büyük
Millet Meclisi’ne çektiği telgraflarla, Kılıç Ali’nin Antep’teki vazifesinden
ayrılmayarak bölgede kalmasını istemişlerdi. Fakat Yozgat’taki olayın ciddiyeti
dolayısıyla Kılıç Ali kısa süre içinde Antep’ten ayrılarak yeni vazife
bölgesine gitmişti.
Kılıç Ali’nin Antep’ten ayrılışı Kuva-yı Milliye ve ahali
tarafından başlangıçta olumsuz bir durum olarak algılansa da yerine gelen
kumandanlar ve mücadelenin sürdürülmesi sayesinde sonradan bu algı ortadan
kalkmıştı. Kılıç Ali Antep’ten ayrılırken “Maraş-Antep Bölgesi Genel Kuva-yı
Milliye Komutanlığı Vekâleti” görevini Nizamiye Tabur Komutanı Binbaşı Reşit
Bey’e vermişti. Daha sonra Kilisli Arslan Bey, Arslan Bey’in ardından da Alay
Kumandanı Hamdi Bey, Kuva-yı Milliye Kumandanlığı görevine getirilecekti. Kılıç
Ali Bey’in ayrılışından birkaç gün önce, o döneme kadar Suriye ve Hatay’daki
mücadelelerde yer alan Ali Şefik Özdemir (Özdemir Bey) de Antep’e gelmişti. 8
Ağustos 1920 tarihinden itibaren de Özdemir Bey, Antep’teki millî kuvvetlerin
komutanlığını resmen üzerine alacaktı.
Kılıç Ali Bey Antep’ten ayrılmakla birlikte bundan sonraki
hayatında sürekli Antep’le birlikte anılacaktı. İlk mecliste başlayan “Ayıntab”
mebusluğu sonraki seçimlerde de devam edecek ve Atatürk’ün vefatına kadar beş
dönem “Gaziantep” milletvekili olarak görev yapacaktı. Ayrıca hayatının
Antep’ten ayrıldıktan sonraki döneminde “Gaziantep kahramanı” olarak
anılacaktı. Fakat Kılıç Ali hakkında kullanılan bu “Gaziantep kahramanı”
ünvanı, o dönemde Antep’te faaliyette bulunan bazı Kuva-yı Milliyecilerle birlikte,
özellikle mütareke sonrası kurdukları “Ayıntab Cemiyet-i İslamiyesi”
aracılığıyla Kuva-yı Milliye’nin oluşumunda ciddi katkıları bulunan
İttihatçılar tarafından eleştirilen bir konuydu. Kılıç Ali, Antep müdafaasına
toplam 39 gün bizzat iştirak etmişti. Şehirdeki mücadeleye şüphesiz önemli
katkılar sağlamıştı. Ancak Antep’teki mücadele öncesi ve sonrasında uzun zaman
devam eden bir direniş hareketiydi. “Gaziantep Kahramanı” ünvanına
eleştirilerle Kılıç Ali’ye olan bağlılığın aslında onun şahsına değil Mustafa
Kemal Paşa’ya olan bağlılık olarak algılanması gerektiği ifade edilmek
isteniyordu. Kılıç Ali’ye hitaben böyle bir ifadenin doğru bulunmaması, Mustafa
Kemal Paşa’nın Millî Mücadele’deki liderliğine yönelik olumsuz bir içerik
barındırmıyordu. Genel olarak Kılıç Ali’nin bölgenin “kurtarıcısı” olarak
anılması abartılı olarak değerlendiriliyordu. Bununla birlikte Kılıç Ali, uzun
dönem Gaziantep Milletvekilliği de yapmasının etkisiyle vefatına kadar her
zaman Antep Milli Mücadelesi ve Gaziantep’le birlikte anılmıştır.
Anahtar Kelimeler
Kaynakça
Atatürk’ün Sırdaşı Kılıç Ali’nin Anıları, (Derleyen: Hulûsi Turgut), İstanbul 2005, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
Güllü, Ramazan Erhan, Antep Ermenileri: Sosyal, Siyasi ve Kültürel Hayat, İstanbul 2010, IQ Kültür-Sanat Yayıncılık.
Güllü, Ramazan Erhan, “Millî Mücadele’de Güney Cephesinde Kılıç Ali Bey’in Faaliyetleri”, Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 16, Sayı: 2, Gaziantep 2017, s. 490-507.
Kılıç Ali, Kılıç Ali Hatıralarını Anlatıyor, Ankara 1955, Sel Yayınları.
Lohânizâde Mustafa Nurettin, Gazi Antep Savunması, (Günümüz Türkçesi’ne Aktaran, Mehmet Ali Akidil), İstanbul 1989, Kastaş A. Ş. Yayınları.
Saral, Ahmet Hulki, Türk İstiklal Harbi, IV. Cilt, Güney Cephesi, Ankara 1986, Genelkurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesi Resmî Yayınları.
Ünler, Ali Nadi, Türk’ün Kurtuluş Savaşında Gaziantep Savunması, İstanbul 1969, Kardeşler Matbaası.