YUSUF YILDIRIMDEMİR (TÜFEKÇİ YUSUF USTA)

Antep Harbi gazilerinden, askerî ve mesleki faaliyetleriyle bilinen zanaatkâr. (1893-1971)

1893 yılında Ayıntâb’da doğdu. Bilinen en eski atası, 16. yüzyıl sonlarında Alaybey Camii’nin inşasını başlatan “Aybaba” lakabıyla anılan Gami Ağadır. Bir diğer bir önemli atası ise 1719 yılında Hüseyin Paşa Külliyesi’nin inşası için arsasını bedelsiz bağışlayan Osman Ağa'dır. Sülale zamanla “Aybaba”, “Temiroğlu” ve “Sadıkoğlu” unvanlarıyla anılmıştır. Babası 93 Harbi (1877-1878) gazisi Hacı Abdullah, annesi Fatma Hanım’dır. Yusuf Usta ailenin en büyük çocuğudur. Kendisinden sonra sırasıyla Münevver, Mehmet Vahit ve Süleyman dünyaya geldi. Süleyman (1900-1928) savunma yıllarında ağabeyi Yusuf Usta ile birlikte İmalat-ı Harbiye Fabrikası’nda silahların bakım, onarım ve mühimmat imalatı gibi teknik işlerde çalışmıştır. Yusuf Usta hayatı boyunca iki evlilik yaptı. 1913'teki ilk evliliğini yaklaşık iki yıl sonra sonlandırdı. İkinci evliliğini 1920’de Makbule Hanım ile gerçekleştirdi. Bu evlilikten Ali, Neziha (Eser), Mehmet Şükrü, Mustafa ve Ahmet isimli beş çocukları oldu. Soyadı Kanunu yürürlüğe girince “Yıldırımdemir” soyadını aldı.

Yusuf Usta, Kur’an okumayı ve temel dinî bilgileri annesinden öğrendi. Gençlik yıllarında tasavvufa ilgi duydu. Küçük yaşlarda babasının köşker atölyesinde çıraklık yaptı. Babasının meslek değiştirerek çulha dokumacılığına yönelmesi üzerine bu meslek kolunda çalıştı. Babasının vefatının ardından genç yaşta ailesinin sorumluluğunu üstlendi.

Avcılığa ve ateşli silahlara ilgisi vardı. Silahlar hakkındaki ilk bilgilerini bozulan tüfeğinin tamiri için yanına uğradığı Tahir Usta’dan öğrendi. Bu ustanın yanında anahtar ve kilit yapımı gibi demirciliğin ince işlerinde tecrübe kazandı. Ocak işleri, tesviye, yay yapımı, metal delme, diş açma, perçinleme, kaynak ve lehim işlemlerini uygulayabilecek düzeye ulaştı. 1912 yılında Tuz Hanı civarındaki bir dükkâna yerleşerek teknik işlerdeki birikimini geçim kaynağı hâline getirdi. Atölyesinde Amerikan menşeli tüfeklerin namlu, tetik, kasa, kundak, dipçik gibi parçalarını imal ederek montajını yapıyordu.

Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla Osmanlı Hükûmeti tarafından seferberlik ilan edilmesi üzerine Antep Askeralma Şubesi tarafından son yoklama işlemleri yapılarak 6 Haziran 1915’te askere alındı. Sevk yeri Çanakkale Cephesi’ydi. Antep’ten sevke tabi tutulan diğer asker adaylarıyla birlikte Fevzipaşa Tren İstasyonu’na gelerek burada toplanan askerlerin sevkiyatı için hazırlanmış trenle İstanbul Haydarpaşa Garı’na ulaştı. Tarabya sırtlarındaki talimgâhta acemi eğitiminin ardından Tekirdağ’da depo taburunda intibak eğitimi aldı. Ağustos 1915’te Bigalı Köyündeki birliğine katıldı. Bulunduğu birlik, ihtiyaç duyulan birliklerin yardımına gönderilen seyyar bir ihtiyat birliğiydi. Kısa sürede cephe ve muharebe şartlarına uyum sağlamıştı. Çantasında bir iğne, küçük bir pense ve eğe gibi birtakım el aletleri vardı. Bu aletler marifetiyle, Köşkerlikten gelen becerilerini kullanarak bu aletler marifetiyle arkadaşlarının tüfeklerinin kopan askı kayışlarını dikiyor, sökülen postallarını tamir ediyordu. Eratın zarar gören tüfeklerinin basit tamirat işlerini görüyordu. Teknik işlerdeki becerisi komutlarının da dikkatini çekti. Birliğe tüfekhaneye eleman talep edildiğine dair bir emir gelmesi üzerine Bigalı Esliha Tamirhanesi’ne gönderilmesi uygun görüldü. Tamirhanede uzman bir heyet tarafından sınava tabi tutuldu. Bu imtihanda teknik becerilerini ölçmek amacıyla cam bir sürahiye metal kapak yapmasını istendi. İhtiyacı olan malzemeyi hurdalıktaki sarı pirinç top mermisi kovanlarından temin etti. Bu kovanı ince bir levha hâline getirip sürahinin ağzına uygun menteşeli ve vidalı bir kapak yaptı. Bu çalışma heyet tarafından beğenildi. İmtihanı başarıyla tamamlamasının ardından kadrosu Bigalı Esliha Tamirhanesi’ne nakledildi. 

Bigalı Kalesi’nde kurulan silah tamirhanesi; tophaneden getirilen ustalar, sivil Türk zanaatkârlar, Alman uzmanlar ile Osmanlı subay ve askerlerinden oluşan bir kadroyla faaliyet göstermekteydi. Burada muharebe sahasında arızalanan farklı menşeli tüfekler, makineli tüfekler ve topların bakım ile onarımı yapılmaktaydı. Yusuf Usta makineli tüfek ustabaşısı Çerkez Ahmet Usta’nın emrine verildi. Bu ustanın hizmet verdiği kısımda arıza veren makineli tüfeklere bakılmaktaydı. Çanakkale Cephesi'nde mühimmat ve silah çeşitliliği nedeniyle yaşanan lojistik güçlükler, Bigalı Esliha Tamirhanesi'nde teknik çözümler üretilmesini zorunlu kılmaktaydı.  Cephede İngilizlerden ele geçirilen makineli tüfeklerin sayısı artmış ancak bu silahlara uygun mühimmatın kısıtlı kalması sorun oluşturmaktaydı. Bu duruma çözüm bulmak amacıyla Çerkez Ahmet Usta, makineli tüfekler üzerinde bazı işlemler uygulayarak Türk mermisi atabilecek hâle getirdi. Yusuf Usta, İngiliz makineli tüfekler üzerinde yapılan işlemleri bizzat tecrübe etti ve bilgi sahibi oldu. Tamiri yapılamaz diye hurdalığa konan tüfeklerin bozulan bazı basit parçalarını ocak ve tesviye işçiliğindeki kabiliyetiyle yapıp, yerine monte ederek çalıştırmayı başardı. Savaş olanca şiddetiyle sürerken yıpranmış silahların yerine yenileri koyulamamaktaydı. Bu sebeple hurdaya ayrılan bazı değerli silahların tekrar servise girmesi herkesi mutlu etmişti.

Savaş sırasında Bigalı Esliha Tamirhanesi’ne muharip bir subay tarafından verilen raporda düşmana karşı çok basit bir müdahale esnasında bile süngülerimizin uzun ve ağır olması yüzünden hareket ettirmekte zorlanıldığı, süngülerin tüfekle birleşmesini sağlayan sustalın kızağından çıkarak düştüğü ve tüfeğin bu sebeple zarar gördüğü belirtilmişti. Bu sorunu gidermek ve tüfekleri hafifletmek amacıyla süngü boylarının kısaltılmasına karar verildi. İşlemin on tüfek üzerinde denenmesi için Bigalı Esliha Tamirhanesi’nde çalışan ilgili usta çağırılarak vazifelendirildi. Yusuf Usta bu ustanın hizmetinde hazırladığı bir şablonu kullanarak süngüleri uç kısmından kısaltmayı başardı. Hazırladığı numune, üstlerinin olurunu aldıktan sonra diğer dokuz süngü de Yusuf Usta’ya verildi. Usta onları da aynı şekilde bu sefer daha kolay ve daha az bir zaman içinde yapıp teslim etti. On adet kısaltılmış süngü talimgâha tatbikattaki durumunun tespit edilmesi için gönderilmiş, muharipler tarafından tecrübe edilen süngülerin başarılı oldukları tespit edildi.

Çanakkale Cephesi’ndeki muharebelerin sona ermesinin ardından Bigalı Esliha Tamirhanesi’nde askerlik hizmetine devam etti. Bu süreçte eğitim almak üzere Zeytinburnu Mavzer ve Fişek Fabrikası’na gönderildi. Bigalı Esliha Tamirhanesi’ne döndükten sonra savaşın sonuna kadar askerlik hizmetini burada sürdürdü. 

Tüfekçi Yusuf Usta; Bigalı Esliha Tamirhanesi’nde makineli tüfekler ve diğer silahların onarımı konusundaki mahareti, teknik uzmanlığı ve başarılı çalışmaları sonucunda 9 Aralık 1917’de “tüfekçi usta yamaklığı” rütbesine terfi ettirildi. 30 Haziran 1918 tarihinde Bigalı Esliha Tamirhanesi ustabaşıları tarafından “mitralyöz ve diğer silahların tamiratı hususundaki maharetinin birinci olduğu” ifadesini içeren bir takdir belgesiyle taltif edildi.

30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütareke şartlarına göre Gelibolu’da bulunan askerlerin terhisine başlandı. Bu kapsamda Yusuf Usta’da 21 Kasım 1918 tarihinde terhis edildi. 1918 Aralığında Antep’e ulaştığında memleketinin İngiliz birlikleri tarafından işgal edildiğini müşahede etti. Arasa Çarşısı’nda bir dükkânı kiralayarak tüfekçi dükkânını açtı. İngilizlerin halk üzerindeki baskıları gün geçtikçe artıyordu. Dükkânında bulunan takım taklavatı toplayarak, kardeşi Süleyman’ı da yanına alıp atölyesini Lohan köyüne taşıdı. Bir süre sonra İngilizler burada da rahat vermeyince işi terk ederek tekrar Antep’e dönmek zorunda kaldı. 1919 Ekim’inde İngilizler Antep’ten çekildi. 29 Ekim 1919’dan sonra Antep’te Fransız askerleri görülmeye başladı. Fransız kuvvetleri arasında Millî Ermeni Alayı’ndan bir tabur yer alıyordu. Fransızların Antep’e gelmesinin ardından Ermeniler ile Türkler arasında sokak savaşları başladı. Fransızlar tarafından şehrin işgaline yönelik eylemler giderek şiddetlenmeye başladı. Antep Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti tarafından oluşturulan Heyet-i Merkeziye, semt teşkilatları, çeşitli komisyonlar ve milis kuvvetler temelinde şehir savunmasını teşkilatlandırıyordu. Tüfekçi Yusuf Usta, 11 Nisan 1920 tarihinde silahların bakım ve onarımından sorumlu “Çakmakçı” sınıfına kaydını yaptırarak millî kuvvetlere katıldı.

Fransızların şehri kuşatılması üzerine dışarıdan silah ve cephane temin edilmesi imkânsız hâle gelmişti. Heyet-i Merkeziye ve Antep Etraf-ı Şehir Cepheler Komutanı Ali Şefik Özdemir Bey bir İmalat-ı Harbiye Fabrikası açılmasına karar verdi. 10 Aralık 1920’de Sabun Hanı’nda (Bugün Büyük Pasajın olduğu yerde) imalathane resmen faaliyete geçti ve harbin sonuna kadar cephane ihtiyacını temin etti.

Antep Harbi sırasında muharip kuvvetlerin çoğu herhangi bir askerî eğitimi olmayan kimselerden oluşuyordu. Bunlar arasında en deneyimli olanlar geçmişte çeşitli savaşlara katılıp terhis olmuş kişilerdi. Büyük bir kısmı silah kullanımı ve cephane konusunda deneyimli kimseler değildi. Ellerindeki silahlar da farklı menşeli, yorgun ve yıpranmış durumdaydı. Sık sık arıza veren bu silahların bakım ve onarımı son derece önemli bir ihtiyaçtı. Yusuf Usta, imalathanede başında bulunduğu silah tamirhanesi bölümünde, arıza veren silahların bakım ve onarımını yaparak kullanılabilir durumdaki silah sayısının muhafaza edilmesini sağladı.

Millî kuvvetlerin silah deposunda İngilizlerden kalma bazı makineli tüfekler bulunmaktaydı. Ancak orijinal fişeklerinin temin edilememesi ve mevcut fişeklerin bu silahlarla uymaması sebebiyle kullanılamıyordu. Yusuf Usta bu makineli tüfekleri inceledikten sonra sadece dört tanesinin Osmanlı fişeği atabilecek biçimde tadil edilmeye uygun olduğunu tespit etti. Üstlerinden müsaade alarak makineli tüfeklerden bir tanesini tüfekhaneye getirtti. Kullanılmamış bir mavzeri depodan getirdi, dağıtarak namlusunu çıkarıp aldı. Sonra çeşitli ebatlarda eğeler kullanarak bu namluya İngiliz makinelisinin namlusundaki dişleri kopyaladı ve İngiliz tüfeğinin ana şasesine geçmesini sağladı. Şarjörün metrik ölçülere göre ilerlemesi ve boşalan fişek kovanlarını dışarı atabilmesi için İngiliz tüfeğinin ölçülerine göre yeniden ayarladı ve bu görevi yerine getiren parçaların tamamını Osmanlı fişeklerinin metrik ölçülerine göre yeniden düzenledi. Bu işlemleri diğer makineli tüfekler üzerinde de uyguladı. Tadil edilen ve halk arasında “Yıldırım Yusuf” olarak adlandırılan bu makineli tüfekler millî kuvvetlerin menzil kapasitesine ve ateş gücüne katkıda bulundu.

Mardintepe’de çarpışmaların en şiddetli olduğu bir anda, milli kuvvetlerin elindeki makineli tüfek arıza yaparak susmuştu. Bölük komutanı, tüfeğin hayati önemini bildiğinden Yusuf Usta’yı çağırması için tamirhaneye acil bir erat gönderdi. Vaziyeti haber alan Yusuf Usta, yanına çırağı Abdurrahman’ı da alarak derhal cepheye koştu. Mevziye ulaştığında tüfeği dikkatle incelemiş ve boş kovanları tahliye eden parçanın üzerindeki “"kopilya” (esnek yaylı iki tel/pim) parçasının düştüğünü fark etti. Yanında yedek parça bulunmayan Yusuf Usta, teknik kıvraklığını kullanarak etrafı yoklamış ve yakındaki bir ahşap yapıda (nacar) gördüğü sıradan bir çiviyi yerinden sökerek tüfeğe monte etti. Tüfeğin bu şekilde sorunsuz çalıştığını bizzat deneyerek teyit ettikten sonra silahı sorumlu nefere teslim etti.

15 Ağustos’ta Fransızlar Karataş bölgesine toplarını mevzilendirerek 4. Bölüğün bulunduğu Kurban Baba cephesini şiddetli bombardımana tutmuştu. Bu yoğun ateş altında binanın siper ve mazgalları dağılmış, orada bulunan makineli tüfek parçalanarak bir daha kullanılamaz hale gelmişti. Bu kayıp, savunmanın teknik gücüne ağır bir darbe vursa da yeni üretimlerin önemini bir kez daha ortaya koymuştur.

Şehir içindeki en şiddetli çarpışmalar Kendirli Kilisesi (Fransızlar) ile Nigogosyan Mektebi ve Çınarlı Camii (Milli kuvvetler) arasında yaşanmaktaydı. 16 Ekim'deki ikinci Fransız taarruzu sırasında Yusuf Usta, ailesini görmek için gittiği Kürüm köyünde bomba seslerini duyunca dayanamayıp sabahı beklemeden yola koyulmuştu. Şehre girdiği anda Zeynel Ağa’nın “Çınarlı Cephesi’nde acil makineli tüfeğe ihtiyaç var, hemen atölyeye koş!” uyarısı üzerine yorgunluk dinlemeden tüfeği ve cephanesini hazırlayıp cepheye yetiştirdi. Çarpışmalar sırasında Alleben Deresi yakınlarında bir zibil kümesinin içine gizlenen Şarkiyan Mahallesi’nden Mahmut Hoca, Yusuf Usta’nın tadil ettiği “Yıldırım Yusuf” isimli makineli tüfekle düşmanı taramış; Fransızlar tüfeğin yerini bulup susturamadığı için taarruz püskürtülmüştü. Bu başarı mücahitler arasında bayram sevinci yaratmış ve Özdemir Bey, Yusuf Usta’dan diğer tüm silahlar üzerinde çalışmasını istemişti.

31 Ekim 1920 tarihinde şehri kuşatma teşebbüsünde Fransızlar üç tank, bir piyade taburu ve yüz kadar süvariyle şehri kuzeyden kuşatmaya çalışmış, telefon hatlarını keserek şehir içi ve dışı irtibatı koparmıştı. Kuşatmayı yarmak için tertip edilen hücumda, Çınarlı Cephesi’ndeki "Yıldırım Yusuf" tüfeği ile Tabakhane’deki Hoçkins makineli tüfeği düşmanı mükemmel bir şekilde taramıştır. Makineli tüfeklerin ve takviye kuvvetlerin yoğun ateşi karşısında Fransız kuvvetleri iki ateş arasında kalarak kuşatmayı devam ettirememiş ve panik halinde Kolej’e geri kaçmak zorunda kalmıştı.

Millî Mücadele’nin zaferle neticelenmesini müteakip Tüfekçi Yusuf Usta’ya, İmalat-ı Harbiye bünyesinde sergilediği gayret ve hizmetlerinden ötürü 24 Mayıs 1926 tarihli TBMM celsesinde alınan kararla “Beyaz Şeritli İstiklal Madalyası” verildi. Harpten sonra Arasa Çarşısı’nda bir dükkân kiralayarak mesleki faaliyetlerine yeniden başladı. Şehrin sosyal ve ekonomik hayatının normale dönmesiyle iş çeşitliliği artmış; dükkânda her türlü ateşli silahın onarımı, her çeşit yay ve susta yapımının yanı sıra belediyenin sokaklarda yaktığı lüks lambaların bakım ve onarımı, kuyulara emme basma tulumbaların kurulması, süt makinesi ve dikiş makinelerinin tamiri, hassas teraziler ve ölçü aletlerinin tamir işleri gibi teknik uzmanlık gerektiren pek çok çetrefilli işi yapmaya devam etti. Meslek ahlakı ve ilkeleri, askerlik hayatında edindiği disiplin ile sivil yaşamındaki esnaflık tecrübesiyle şekillendi. Dükkânı, bir tamirhane olmanın yanı sıra Gaziantepli ailelerin çocuklarını zanaat öğrenmeleri ve esnaflık ahlakı kazanmaları için gönderdikleri bir okul niteliğindeydi. Pek çok usta yetiştirerek Gaziantep’in esnaflık kültürüne ve küçük atölyelerden Organize Sanayi Bölgelerine uzanan değişim sürecine katkıda bulundu.

1955 yılında ticari çalışmalarını oğlu Şükrü’ye devreden Yusuf Usta, 1963 yılında hac vazifesini yerine getirdi. 21 Ocak 1971’de vefat eden Tüfekçi Yusuf Usta’nın cenazesi, Hüseyin Paşa Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından askerî törenle Gaziantep Asri Mezarlığı’na defnedildi.

Kaynakça

Belgeler

  • Tüfekçi Yusuf Usta’nın, tüfekçi ustası yamaklığına terfi edildiğini gösteren belge.

  • Tüfekçi Yusuf Usta’ya, Bigalı Silah Tamir ve Bakım Tamirhanesi’nde verilen takdir belgesi.

  • Tüfekçi Yusuf Usta’ya, Çanakkale Grup Kumandanlığı tarafından verilen terhis belgesi.

  • Tüfekçi Yusuf Usta’nın, Antep Kuvayı Milliyesi’ne katılımını gösteren belge.

  • Tüfekçi Yusuf Usta’ya, Gazi Ayıntab Ahz-ı Askerlik Şubesi tarafından verilen terhis belgesi.

  • Tüfekçi Yusuf Usta’nın, İstiklal Madalyası Beratı.

  • Tüfekçi Yusuf Usta’nın, Nüfus cüzdanı.

Kitaplar ve Makaleler

  • Abadie, Lieutenant Colonel. Doğu Harekâtı: Gazi Ayıntab Kuşatması (1920–1921). Çev. Mustafa Sarıca. Ed. Ahmet Özpay. Gaziantep: Şehitkamil Belediyesi Kültür Yayınları 37, 2023.

  • Andréa, Colonel. Levant Bölgesinde Askerî Yaşam: Kuzey Suriye ve Mezopotamya’da Bir Yıllık Askerî Harekât (Mart 1920–Mart 1921). Çev. Mehmet Çiçek. Ed. Ahmet Özpay. Gaziantep: Şehitkamil Belediyesi Kültür Yayınları 38, 2023.

  • Borlat, Barış. “Çanakkale Cephesi’nde Muharebe Araçlarının Tamir ve Bakım İşlemleri”. Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı 17, 26 (Bahar 2019).

  • Bozkurt, Mehmet Fatih. Anılarıyla Ahmet Yıldırımdemir-Yaşadığım Gaziantep. Gaziantep: Uğur Matbaası, 2016.

  • Bozkurt, Mehmet Fatih. Tüfekçi Yusuf Usta: Çanakkale Cephesi ve Gaziantep Harbi’nde Alınteri Dökmüş Bir Zanaatkâr. Gaziantep: Gazikültür A.Ş., 2021.

  • Conk, Cemil. Cemil Conk Paşa’nın Çanakkale Hatıraları. Cilt II. Yay. haz. Metin Martı. İstanbul: Martı Yayınları, 2002.

  • Ener, Kadri. Çanakkale’den Hatıralar. İstanbul: Sucuoğlu Matbaası, 1954.

  • Esenkaya, Ahmet. “Çanakkale Cephesi’nde İdari Faaliyetler ve Lojistik Hizmetleri”. Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı 12, 17 (Güz 2014).

  • Kaya, Mehmet. “Gaziantep Savaşı Kahramanlarından Tüfekçi Yusuf’un Ardından”. Sabah (23 Ocak 1971).

  • Lohanizade Mustafa Nureddin. Hubb-i İstiklâlin Âbidesi: Gazi Ayntâb Müdafaası. İstanbul: Millî Matbaa, 1342.

  • Öztürk, Ayhan. Millî Mücadele’de Gaziantep. Kayseri: Geçit Yayınları, 1994.

  • Saral, A. Hulki. Türk İstiklâl Harbi Güney Cephesi. Cilt IV. Ankara: Genelkurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesi Resmî Yayınları, 2009.

  • Şahiner, Nejmettin. “Antep Harbi’nde Ustalarımız Nasıl Çalıştı”. Yöre Folklor Edebiyat ve Sanat Dergisi 4 (Kasım 1990).

  • Türkiye Büyük Millet Meclisi. Zabıt Ceridesi. Devre II, Cilt 25, İçtima Senesi III, 107. İçtima (24 Mayıs 1926).

  • Ünler, Ali Nadi. Gaziantep Müdafaası. Gaziantep Halkevi Broşürü. Gaziantep: Halk Fırkası Matbaası, 1935.

  • Üzel, Sahir. Gaziantep Savaşı’nın İç Yüzü. Ankara: Doğuş Matbaası, 1952.

  • Yakar, H. İbrahim – Pusat, Ü. Gülsüm Yaprak. Ayıntab Etraf-ı Şehir Cepheler Kumandanlığı: Tahrirat, Telgraf, Telefon, Tamim Defteri – Sessizliğin Çığlığı. Gaziantep: Şehitkamil Belediyesi Yayınları, 2015.

  • Yakar, H. İbrahim. Gaziantep Savunması: Hatıralar ve Belgeler. Ankara: Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Yayınları, 2015.

  • Yetkin, Kâmil. “Gaziantep Harbini İdare Eden Teşkilatımız”. Gaziantep Kültür, Fikir ve Sanat Dergisi 1, 3 (Ocak 1958).

  • Görüntülü, Sesli ve Sözlü Kaynaklar

  • Yıldırımdemir, Mustafa. “Yaşayan Tarih Programı: Mustafa Yıldırımdemir Röportajı”. Yay.-Yön. Nuri Sabırsız. Televizyon Programı. Gaziantep: Olay Medya Yayıncılık, 2007.

  • Yıldırımdemir, Mustafa. “Ömür Dediğin: Mustafa Yıldırımdemir Röportajı”. Yön. Osman Gökmen. Televizyon Programı. Ankara: TRT 2, 2008.

  • Yıldırımdemir, Ahmet. “Ahmet Yıldırımdemir ile Sözlü Tarih Görüşmeleri”. Görüşmeci: Mehmet Fatih Bozkurt. Ses Kayıtları, 2018.