GAZİANTEP GEÇ ANTİK ÇAĞ TARİHİ (MS 4. – 7. YÜZYIL)

MS 4-7. yüzyıllar arasında Gaziantep ve çevresinin Roma, Bizans ve Sasani mücadeleleri bağlamındaki siyasi, askerî, dinî ve ekonomik dönüşümünü; Doliche, Zeugma ve kırsal yerleşimlerdeki üretim, ticaret, mimari ve toplumsal canlılık üzerinden ele alan tarihî dönemdir.

IV. yüzyıl başlarından itibaren Hıristiyanlığın yükselişiyle şekillenen dönem, Alois Riegl’in tanımladığı üzere, Antik Çağ ile Ortaçağ arasında özgün bir geçiş evresi olan “Geç Antikçağ”ı ifade eder.

Gaziantep’in Geç Antik Çağ’daki konumu, yalnızca yerel bir yerleşim tarihi açısından değil, aynı zamanda Roma İmparatorluğu ile Bizans İmparatorluğu’nun doğu sınır politikalarını anlamak bakımından da özel bir önem taşımaktadır. Antik dönemde Doliche olarak bilinen bu yerleşim, yaklaşık MS 3. yüzyıl sonlarından 7. yüzyıla uzanan süreçte siyasi, askerî ve dinî dönüşümlerin kesişim noktasında yer almıştır.

Gaziantep’in Oğuzeli sınırlarından geçen Sacır Vadisi ile Kilis genelinde tespit edilen ve coğrafi olarak Orta Fırat’ın kuzey kesimlerinde konumlanan merkezler, son dönem araştırmaların ışığında, eski literatürde Kommagene Bölgesi’nin güney sınırlarının Doliche ve Zeugma antik kentlerine kadar uzandığı kabul edilmekle birlikte, bu iki kentin sınırları konusunda kesin bir görüş bulunmamakta; buna karşın söz konusu alanların, sınırlı veriyle tanımlanabilen Kyrrhestike Bölgesi kapsamına dâhil olduğu anlaşılmakta olup, Kyrrhestike’nin kuzey sınırını Doliche ve Zeugma, doğu sınırını Fırat Nehri, batı sınırını Amanos Dağları oluştururken, güney sınırları hakkında yeterli bilgi bulunmamakta ve dolayısıyla, Hellenistik Dönem’den itibaren bu merkezler, Kyrrhestike Bölgesi sınırları içinde değerlendirilmekte ve bölgenin tarihî coğrafyasına dair güncel araştırmaların ortaya koyduğu bulgularla uyum göstermektedir.

Büyük İskender’in ardından, Roma İmparatorluğu’nun bölgede görünmeye başlamasına kadar geçen süreçte, özellikle Gaziantep çevresinde iki siyasi oluşum ön plana çıkmıştır. Kuzeyde, merkezi Adıyaman olan Kommagene Krallığı, güneyde ise geniş bir ovayı kapsayan Kyrrhestike Bölgesi yer almaktadır. Kyrrhestike Bölgesi’nin günümüzdeki sınırları yaklaşık olarak Oğuzeli, Karkamış, İslâhiye, Nurdağı ve Kilis illerinin genelini kapsamaktadır. Her iki siyasi oluşumun da kesin sınırları bilinmemekte olup, zaman içerisinde sınırların değiştiği gözlemlenmektedir.

MS 235–284 yıllarını kapsayan Üçüncü Yüzyıl Krizi, Roma İmparatorluğu’nun Suriye üzerindeki otoritesini zayıflatarak bölgeyi siyasî ve askerî açıdan istikrarsız bir ortama sürüklemiştir. Bu süreçte Sasani tehdidinin artması ve I. Shapur’un istilaları, yerel güç dengelerini değiştirmiştir. Ortaya çıkan otorite boşluğu Palmyra’nın yükselişini mümkün kılmış; ancak İmparator Aurelianus’un MS 271–272 seferleriyle bölge yeniden Roma kontrolüne alınmıştır.

MS 340 yılında, Diocletianus’un gerçekleştirdiği idarî reformlar sonucunda, Suriye toprakları ile Lübnan’ın bir bölümü, Kommagene ve Coele Syria’nın Fırat Nehri’nin batı kıyısında kalan toprakları üzerinde, başkenti Hierapolis olan Doğu Piskoposluğu’nun bir parçası Augusta Euphratensis eyaleti kurulmuştur. Coele Syria, başkenti Antiokheia olan Syria Prima ile başkenti Apamea olan Syria Secunda olmak üzere iki ayrı eyalete bölünmüştür. 

MS 4. yüzyılda, I. Constantinus ve Iulianus’un Sasani İmparatorluğu’na karşı düzenledikleri seferler, Suriye’de zaman zaman Sasani saldırılarının yaşanmasına yol açmıştır. MS 526 yılında 7 – 7.4 şiddetinde deprem Antiocheia başta olmak üzere bölgeyi ve dolayısıyla da Gaziantep’i de etkilemiş olmalıdır. MS 609–628 yılları arasında Sasani İmparatorluğu hâkimiyeti altında bulunan bölge, Bizans-Sasani Savaşları’nın ardından yeniden Bizans İmparatorluğu kontrolüne geçmiş; ancak MS 636 yılında Yermük Savaşında Bizans’ın İslam ordularına yenilmesi sonrası bölge Abbasi egemenliğinde kalmıştır.

MS 4. yüzyıl, Doğu Roma coğrafyasında, özellikle Kommagene ve Kyrrhestia bölgelerinin ekonomik ve stratejik açıdan önem kazandığı bir dönem olarak öne çıkmaktadır; yapılan arkeolojik ve tarihsel çalışmalar, bu dönemde bölgenin üretim kapasitesinin ve kaynak zenginliğinin, hem kırsal hem de kentsel alanlarda belirgin bir şekilde arttığını göstermektedir. Son dönemlerde gerek Oğuzeli kırsalında Yenice Höyük ve Dede Harabelerinde, İslahiye kırsalında Taşlıgeçit ve Hamaç Höyük’te yapılan arkeolojik araştırmalarda elde edilen veriler gerekse Gaziantep’in kırsal çevresinden MS 4. yüzyıl ve sonrasına tarihlenen mozaik verileri Geç Antik Çağdaki kırsal alanlarda yaşanan üretimi ve zenginliği ortaya koymaktadır. MS 340 yılında Kommagene ve Kyrrhestia’nın Coele Syria’dan ayrılarak siyasi açıdan bağımsız bir birim hâline geldiğini ve bu birimin Augusta Euphratensis eyaleti olarak adlandırıldığını, eyalet başkentinin Hierapolis olarak belirlenmesi, bölgenin hem idari hem de ekonomik açıdan merkezleşmesini sağlamış ve Erken Bizans Dönemi’nde yerleşim yoğunluğunun önemli ölçüde artmasına zemin hazırlamıştır. Blömer’in belirttiği üzere, bu dönemde kırsal nüfus, tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlamakta, aynı zamanda bölgenin genel refah düzeyine katkıda bulunmaktaydı; yerleşimlerin artışı ve kırsal alanlardaki üretim kapasitesinin yükselmesi, bölgenin hem yerel hem de imparatorluk ekonomisi içerisindeki rolünü güçlendirmiştir. Dolayısıyla MS 4. yüzyıl, Augusta Euphratensis eyaleti özelinde, idari yeniden yapılanma, ekonomik zenginleşme ve demografik yoğunlaşmanın eş zamanlı olarak yaşandığı bir dönem olarak değerlendirilebilir; bu durum, Doğu Roma’nın sınır bölgelerinde meydana gelen sosyal ve ekonomik değişimlerin anlaşılmasında önemli bir referans noktası oluşturmaktadır.

Gaziantep özelinde, özellikle kırsal yerleşimlerin dokusunda gözlemlenen canlılık, MS 3. yüzyıl itibarıyla kendini özellikle üretim, tarım, ticaret ve mimari unsurlar bağlamında ortaya koymakta olup, Roma Dönemi’nde bu düzeyde bir dinamizm ve mekânsal örgütlenme gözlemlenmemektedir.  MS 3. yüzyıl sonlarından itibaren kırsal alanlarda yeni bir hareketlilik biçimi kendini göstermektir. Tarımsal üretim sahalarının yoğunlaşması ve çeşitlenmesi, pazar ilişkilerinin gelişimi ve bölgesel ticaretin artışıyla birlikte yerleşimlerin sadece geçimlik üretim merkezleri olmanın ötesine geçerek çevreye yayılan bir ekonomik ve sosyal ağın parçası hâline geldiği, bu süreçte mimari olarak da hem konutlarda hem de kamusal yapılarda yeni biçimlerin ortaya çıkmasıyla yaşam alanlarının somut bir dönüşüm sergilediği görülmektedir. Özellikle kırsal villalar, depo yapıları, su ve kanalizasyon sistemleri ile üretimle ilişkili yapıların sayısındaki artış, bu yerleşimlerin sadece işlevsel değil aynı zamanda sembolik bir canlılık kazandığını, yani toplumsal ve ekonomik etkileşimleri mekânın dokusuna yansıttığını göstermektedir. Aynı zamanda tarımın ve üretimin yeniden örgütlenmesiyle birlikte bölgesel ticaretin ivme kazanması, mal ve hizmet akışının yerleşimlerden çevreye taşınması ve kırsal merkezlerin ekonomik ağırlık kazanması, MS 3. yüzyılda ortaya çıkan bu canlılığın yalnızca ekonomik değil kültürel ve mimari boyutlarının da olduğunu ortaya koymaktadır. Böylelikle, Roma Dönemi’nde gözlemlenmeyen bir yoğunluk, hareketlilik ve üretim dinamizminin kırsal Gaziantep’te özellikle MS 3. yüzyıl sonlarından MS 7. yüzyıl sonlarına kadar kendini hissettirdiğini açıkça göstermektedir.

Bu sonuçlar yalnızca kazısı yapılan alanlarla sınırlı değildir. Yüzey araştırmalarıyla, daha önce kazı çalışması yapılmamış kırsal alanlarda da benzer üretim, tarım ve ticaret hareketliliklerinin varlığı tespit edilmiştir. Bu araştırmalar, kırsal yerleşimlerdeki mimari yapıların ve tarım sahalarının dağılımının kazı verileriyle uyumlu olduğunu göstermektedir. Ayrıca, yüzey araştırmalarında elde edilen malzeme yoğunluğu ve yapı kalıntıları, yerleşimlerin üçüncü yüzyıl sonlarında kazandığı ekonomik ve sosyal canlılığın yaygın olduğunu doğrulamaktadır. Böylece hem kazı alanları hem de yüzey araştırmaları, Gaziantep’in kırsal yerleşimlerinde Roma Dönemi’nden farklı olarak üçüncü yüzyılda ortaya çıkan hareketliliğin kapsamını ve etkisini bütüncül biçimde ortaya koymaktadır.

Roma Dönemi’nde Gaziantep ve çevresindeki kırsal yerleşimlerde sıkça yaşanan isyanlar ve kaotik ortam, merkezi otorite tarafından bölgeye gönderilen yeni lejyonlarla kontrol altına alınmıştır. Bu askeri müdahale, güvenliği artırmış ve kırsal ile kentsel yerleşimlerin ekonomik ve sosyal açıdan yeniden refaha kavuşmasına imkân tanımıştır. MS 313’te Hıristiyanlığın kabulü, bu huzurlu ortamı pekiştirmiş ve toplumsal yaşamda yeni bir kültürel dönemin başlamasına yol açmıştır. Özellikle kırsal alanlarda şapeller, kiliseler ve mozaik örnekleri ön plana çıkmış, hem dini hem de toplumsal yaşamın mekânsal yansımalarını oluşturmuştur. MS 4. yüzyılda pazar hareketliliği belirgin biçimde artmış ve kırmızı astarlı geç Roma seramiklerinin yaygınlığı ile somut olarak ortaya konmuştur. Bu seramiklerin Afrika, Phokaia ve Kıbrıs’tan bölgeye geldiği anlaşılmakta, yerel olarak üretilen malzemeler ve Kuzey Suriye amphoraları ile birlikte bölgeye özgü brittle ware ve yeni seramik türleri, üretim ve ticaret faaliyetlerinin çeşitlendiğini ve kırsal yerleşimlerin ekonomik olarak canlı olduğunu göstermektedir. Bu canlılık MS 7. yüzyılın sonlarına kadar devam etmiş, hem yerel üretim hem de bölgesel ticaret ağları kırsal yerleşimlerin ekonomik ve sosyal dokusunu beslemiş ve mimari ile üretim alanlarındaki dinamizmi pekiştirmiştir. MS 4. – 7. yüzyıllar arasında yerleşim planları üretime yönelik olarak şekillenirken, MS 7. yüzyıldan sonra Sasani akınları ve bölgedeki kaotik ortam nedeniyle yerleşimlerde küçülmeye gidilmiş ve yerleşim stratejik ve ekonomik önemini kaybetmiştir. Böylece, Roma dönemindeki kaotik ortamın dizginlenmesi, lejyonların varlığı, Hıristiyanlığın kabulü ve üçüncü yüzyıldan MS 7. yüzyılın sonlarına kadar süren üretim, ticaret ve mimari canlılık, Gaziantep’in kırsal yerleşim dokusunda uzun süreli bir refah ve kültürel zenginleşme döneminin temelini oluşturmuştur. MS 4. yüzyılda yazılmış anonim bir araştırma olan Expositio totius mundi et gentium’da (Dünyanın ve İnsanların Tasviri), Suriye, üretim açısından son derece verimli ve zengin bir bölge olarak tanımlanmıştır. Çalışmada, ülkenin özellikle şarap, yağ ve tahılla dolup taşan bir yer olduğu vurgulanmıştır. Bölgede yetişen tahıllar arasında buğday, arpa ve darı ön plana çıkarılmış, bu durum kırsal üretimin çeşitliliğini ve tarımsal ekonominin gücünü göstermektedir. Bu tasvir, Suriye’nin hem yerel tüketim hem de bölgesel ticaret için önemli bir üretim merkezi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Aynı zamanda, söz konusu kaynakların kırsal yerleşimlerin planlanmasında ve ekonomik canlılığın sürekliliğinde merkezi bir rol oynadığını göstermesi bakımından, MS 4. yüzyıl kırsal ekonomisi ve üretim stratejileri üzerine önemli bir bilgi sunmaktadır.

MS 4. – 7. yüzyıllar arasında bölge, üretime yönelik bir yerleşim planı çizen kırsal ve kentsel merkezlerle dikkat çekmiştir. Bu dönemde tarımsal alanlar, üretim tesisleri ve ticaretle ilişkili yapılar, yerleşimlerin ekonomik ve sosyal canlılığını artırmıştır. Ancak MS 7. yüzyıldan itibaren, Sasani akınları ve bölgedeki kaotik ortam, yerleşim dokusunun küçülmesine ve ekonomik ağların zayıflamasına neden olmuştur. Bu süreç, yerleşimlerin hem fiziksel olarak küçülmesini hem de toplumsal ve ticari önemlerinin giderek azalmasını beraberinde getirmiştir. Böylece MS 7. yüzyıl ile birlikte bölge, uzun süredir devam eden üretim ve pazar canlılığını kaybetmiş ve yerleşim, stratejik ve ekonomik açıdan önemini yitirmiştir.


Kaynakça

Akyuz H. S. & Altunel, E. & Karabacak, V. & Yalciner, C. Ç. (2006). “2006 Historical earthquake activity of the northern part of the Dead Sea Fault Zone, southern Turkey”, Tectonophysics 426, 281–293.

Balty, J. (1993). Apamee de Syrie: Quartiers d’hiver de la IIe Legion Parthique: Monuments funeraires de la necropole militaire, Bruxelles. 

Blömer, M. & Winter, E. (2011). Kommagene: Toros ve Fırat Arasındaki Tanrılar Ülkesi, İstanbul, 2011.

Blömer, M. (2014). “Steindenkmaler römischer Zeit aus Nordsyrien”, Asia Minor Studien 71, Bonn. 

Blömer, M. & Görkay, K. & Uzunaslan, A. & Winter, E. (2022). “Gaziantep and Its Environs in Antiquity: Religion, Culture and Politics”, Ed. A. Engin-K. Görkay, Archaeology Of Gaziantep From Prehistoric Times To The Late Antıquity, Turkish Archaeology and Cultural Heritage Institute Publications: 021, İstanbul, 268-300. 

Butcher, K. (2003). Roman Syria and the Near East, London. 

Çalık, E., “Hristiyan Medeniyetinin Siyasi Kaynakları”, Bayburt Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dergisi Sayı- 7, Eylül, 85-94. 

Dabrowa, E. (1993). Legio X Fretensis: A Prosopographical Study of its Officers (I-III c. A.D.), Stutgart.


Dodgeon, M. H. & Lieu, S. N. C. (1991). The Roman Eastern Frontier and the Persian Wars (AD 226-363): A Documentary History, Abingdon. 


Dyer, T. H. (1857). “Syria (IV)”, Ed.: W. Smith, Dictionary of Greek and Roman Geography, vol II, 1076-1080.


Elton, H. (2013). “Zeugma’s Military History in Light of the Rescue Excavations”, 375-380.


Faulkner, N. (2015) Roma: Kartalların İmparatorluğu, Çev. Ç. Sümer, İstanbul, 2015. 

 

Honigmann, E. (1932). “Syria”, Ed.: G. Wissowa-K. Mittelhaus Dans Paulys Realencyclopädie der Classischen Alterumswissenschaft 4A.

Isaac, B. (1990). The Limits of Empire: The Roman Army in the East, Oxford. 


James, S. (1985). “Dura-Europos and the Chronology of Syria in the 250s AD”, in Chiron 15, 111-124. 


Kaegi, E. (2003). Bizans ve İlk İslam Fetihleri, İstanbul 2003. 


Kavak Özdemir, B. (2024). Gaziantep ve Kilis Kazı ve Yüzey Araştırmaları Işığında Orta Fırat Bölgesi’nin Helenistik ve Roma Dönemi Seramiği, Pamukkale Üniversitesi, Arkeoloji Enstitüsü, Denizli, 2024, (Yayımlanmamış Doktora Tezi).

Kaya, E. (2024). Roma'nın doğu sınır birliklerinin sefer organizasyonu (MÖ 1. yüzyıl-MS 3. yüzyıl), Gaziantep Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Gaziantep, (Yayımlanmamış Doktora Tezi). 

Kennedy, D. L. (1980). “Legio IV Ferrata: The Annexation and Early Garrison of Arabia”, HSCP 84, 283-309.

Le Bohec, Y. (2000). “Les Legions de Rome Sous Le Haut-Empire”, Ed. Yann Le Bohec, Collection du Centre d'Études Romaines et Gallo-Romaines Nouvelle serie, actes du congrès de Lyon (17-19 septembre 1998), Diffusion de Boccard, Lyon.

Mitchell, S. (2016). Geç Roma İmparatorluğu Tarihi, Ankara.

Millar, F., The Roman Near East, 31 BC-AD 337, Harvard University Press, Cambridge, 1993. 

Riegl, A. (1901). Spätrömische Kunstindustrie. Wien.

Tentea, O., Ex Oriente ad Danubium The Syrian auxiliary units on the Danube frontier of the Roman Empire, Bucureşti, 2012. 

Tobin, J., “The Houses: Domestic Architecture, Dated Deposits, and Finds in Context”, İçinde: içinde: W. Aylward (ed.), Excavations at Zeugma, Conducted by Oxford Archaeology, I.Cilt, Los Altos: Packard Humanities Institute, 2013: 71-118.

Uzunaslan – Artuç, A., “Suriye’de Hellenistik-Roma ve İslamiyet Dönemlerine AitKültürel Eserler”, Ed. Z. Özlü, Y. Karadaş, İ. Özhazar Türkiye-Suriye Ortak Kültür, Ortak Tarih ve Göç, Gaziantep Üniversitesi Yayınları: 12, Gaziantep, 20-43.