LOHUSA (NEVSE/NEFSE) EMİ

Yazar: AYŞE KARAKOÇ

Gaziantep halk hekimliği ve doğum sonrası kırklama geleneğinde, lohusa kadın ile bebeğin korunması, ağrı ve sızıların giderilmesi, bedenin güçlendirilmesi ve doğum sonrası iyileşme sürecinin desteklenmesi amacıyla çeşitli baharat, ot, bal veya pekmezle hazırlanan geleneksel halk ilacı.

İnsanlık tarihi boyunca bireyler hem bedensel hem de ruhsal rahatsızlıklarla karşı karşıya kalmıştır. Modern tıbbın henüz gelişmediği dönemlerde insanlar, hastalıklarını iyileştirmek amacıyla farklı tedavi yöntemlerine başvurmuşlardır. Bu yöntemler arasında tıbbi uygulamaların yanı sıra büyüsel nitelik taşıyan pratikler de yer almakta; kimi zaman her iki yaklaşımın bir arada kullanıldığı örneklere rastlanmaktadır. Günümüzde modern tıbbın ulaştığı gelişmişlik düzeyine rağmen, alternatif tıp kapsamında değerlendirilen halk hekimliği uygulamalarının varlığını sürdürdüğü ve çeşitli toplumsal kesimlerde işlevselliğini koruduğu görülmektedir. Bu uygulamalardan biri de “em” olarak adlandırılan halk ilaçlarının hazırlanmasıdır.

Em kavramı Türkçe sözlükte “ilaç, merhem” anlamına gelmektedir. Bu kavram, Türk dilinin en eski dönemlerinden itibaren “ilaç, deva, şifa verici unsur” anlamlarında kullanılan köklü bir terimdir. Eski Türkçeden günümüze uzanan süreçte bu kelimenin hem yazılı metinlerde hem de sözlü kültürde sürekliliğini koruduğu görülmektedir. Destanlar, dinî metinler ve ilk tıbbi içerikli eserler incelendiğinde “em”in yalnızca bir tedavi aracı değil, aynı zamanda iyileştirme ve sağaltma düşüncesinin dildeki karşılığı olduğu anlaşılmaktadır.

“İlaç” anlamıyla Dîvânu Lugâti’t-Türk’te yer alan “em” sözcüğü, aynı anlamı Eski Uygur ve Karahanlı Türkçesinde de taşımıştır. Bunun yanında sözcük, aldığı eklerle “emle-: ilaç vermek, tedavi etmek, iyileştirmek, ilaçlamak, yaraya merhem olmak”, “emlel-: tedavi edilmek”, “emlen-: kendi kendini tedavi etmek”, “emlet-: tedavi ettirmek” gibi kullanımlarla Türk kültüründe hem somut hem de sembolik anlamlar taşıyan çok yönlü bir terim hâline gelmiştir.

Geçmişten günümüze ulaşan eserlerde em sözcüğüyle ilgili çeşitli ifadelere rastlanmaktadır. Dîvânu Lugâti’t-Türk’te “erkeç eti em bolur eçkü eti yėm bolur” şeklinde geçen kelime, Kutadgu Bilig’de “ot em ḳalmadı kör neçe ḳıldılar” ifadesiyle karşımıza çıkar. Atabetü’l Hakayık’ta ise “ḥariṣlıḳ iginiŋ emin kim bilür” biçiminde yer alır. Karahanlı Türkçesi Satır Altı Kur’an Tercümesi Türk ve İslam Eserleri Müzesi No. 73’te “bolup çıḳar, anıŋ ḳarınlarındın içgü türlüg türlüg rängläri anıŋ içindä äm turur kişilärkä” şeklinde geçen em ifadesi, Karahanlı Türkçesi Satır Altı Kur’an Tercümesi Rylands nüshasında ise “çıḳar ḳarınlarındın yėr içgü, türlüg türlüg boḍuġları, anıŋ içinde em ol kişilerke” biçiminde görülmektedir.

Sözcüğün Eski Uygur ve Karahanlı Türkçesinden bugüne, halk arasında yaşayan sözlü geleneğe kadar uzanan kullanımı, gelenek içerisindeki uygulamaların sürekliliğini ortaya koymaktadır. Bu süreklilik, günümüzde halk hekimliğinde kullanılan emlerin tarihsel birikimin yansıması olduğunu göstermektedir. Bu süreç yalnızca bir ilacın hazırlanışıyla sınırlı değildir; ilaçta kullanılan malzemelerin toplanışından uygulama sırasında okunan dualara, “el verme” geleneğinden ocaklık anlayışına kadar uzanan kültürel ve inanç sistemi içinde değerlendirilmelidir.

Emlerin hazırlanması ve kullanım alanlarındaki çeşitlilik, toplumun doğayla kurduğu ilişkinin derinliğini ve bu alandaki bilgilerin kuşaklar boyunca aktarılma sürekliliğini yansıtmaktadır. Hastalıkların tedavisi amacıyla hazırlanan ve em olarak adlandırılan bu ilaçlar, geçmişten günümüze hayatın farklı aşamalarında kullanılmıştır. Bu aşamalardan biri de doğum sonrasıdır.

Hemen her toplumda doğumdan sonraki ilk kırk gün, anne ve bebek için önemli kabul edilir. Anne ile bebeğin hastalıklardan ve kötülüklerden korunması amacıyla bu süreçte inanışlara bağlı birtakım uygulamalar gerçekleştirilir. Anne ve bebeğin özellikle ilk kırk günlük süreçte savunmasız olduğuna inanılır. Bu süre tamamlandığında “kırklama” olarak adlandırılan bir uygulama düzenlenir. Bu uygulama belirli bir düzen içinde gerçekleştirilir.

Geçmişte önemli bir kısmı hamamlarda gerçekleştirilen kırklama işlemi, Gaziantep bölgesinde şu şekilde uygulanır: Doğumdan sonraki yirminci gününü tamamlayan anneye, kırk çeşit baharatın karıştırılmasıyla hazırlanan bir em sürülür; ardından anne bu karışımla baştan aşağı yıkanır. Daha sonra aynı suyla bebek de yıkanır. Bu işlemin aynısı kırkıncı günde de yapılarak ritüel tamamlanır.

Gaziantep bölgesinde yeni doğum yapan kadın için lohusa ifadesinin yanında “nefse” ve “nevse” gibi sözcükler de kullanılır. Hamamda anne ve bebeğe sürülen em de Gaziantep bölgesinde “lohusa emi”, “nefse emi” veya “nevse emi” olarak adlandırılır.

Lohusa emi; karanfil, defne, tarçın, reyhan, karabiber, kırmızı biber, zencefil, çörek otu ve kimyonun bir kapta toz hâline getirilip içine pekmez veya bal eklenmesiyle hazırlanır. Yapılan çalışmalarda lohusa eminin uygulanışı ve neden uygulandığına dair inanış şu şekilde aktarılmaktadır: “Nevse emi zeytinyağı ile karıştırılıp çocuğa sürülünce çocuğun kemiklerinin geliştiğine inanılır. Doğum yapan kadının ağrı ve sızısının geçmesi için lohusa kadın yedi, yirmi ve kırkıncı gününde hamama götürülür. Banyo yaptırılır. Kırk bir çeşit baharat ile hazırlanan em pekmezle yoğrulup kadının vücuduna sürülür. Buna ‘em çalma’ denilir.”

Doğum yapan kadına em sürme işlemi başka bir kaynakta da şu şekilde yer almaktadır: “Antep’te kırkı çıkan kadınlar, kırk çıkarmaya hamama gider. Kırklama hamamda yapılır. Anneye ‘kırk emi’ sürülür, kırk emi aktarlarda satılır. Bu emin içinde bin bir çeşit baharat ve çeşitli otlar vardır. Lohusa kadın lohusalık döneminde aldığı ağrıyı sızıyı kırk yıl çıkaramaz derler. Bu yüzden de em sürülür. Bu em teni buram buram yakar. Antep’te lüks hamamlarda lohusalar için em yerleri vardır. Hamamda kadın banyoda emi her yerine sürer. Bu sebeple kadının içi yandıkça soyulmuş meyveleri yer. Bu em ağrıyı sızıyı alır. Çocuğun yıkama suyuna paryavşan otu atılır. Bu, o çocuğu iyi geliştirir, nazardan korur, iştahını açar.”

Sonuç olarak Eski Türkçeden günümüze kadar hem yazılı hem de sözlü kaynaklarda varlığını sürdüren em kavramı, yalnızca tedavi edici bir araç olmanın ötesinde, köklü tarihsel birikimin ve kültürel sürekliliğin önemli bir göstergesi olarak değerlendirilmiştir. Aynı zamanda halkın hastalıkları anlama ve iyileştirme pratiklerini şekillendiren temel unsurlardan biridir. Özellikle doğum sonrası döneme ilişkin uygulamalarda görülen em hazırlama ve uygulama teknikleri; inanç, ritüel ve toplumsal dayanışma unsurlarını da bünyesinde barındırmaktadır. Gaziantep örneğinde anne ve bebek etrafında şekillenen bu uygulamalar, hem koruyucu hem de iyileştirici nitelikleriyle dikkat çekmekte; aynı zamanda bölge kültürünün özgün yönlerini ortaya koymaktadır.

Kaynakça

Aksoy, Ömer Asım. Gaziantep Ağzı Sözlük ve Kullanılmayan Kelimeler. Cilt 3, 3. Baskı. Gaziantep: Şehitkamil Belediyesi Kültür Yayınları, 2021.

Bozyiğit, Nuray. “Gaziantep’te Halk Hekimliği (Merkez)” Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep: Gaziantep Üniversitesi, 2011.

Dilçin, Cem. Yeni Tarama Sözlüğü. 3. Baskı. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları, 2013.

Eraslan, Kemal. Eski Uygur Türkçesi Grameri. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları, 2012.

Ercilasun, Ahmet B.- Ziyat Akkoyunlu. Kâşgarlı Mahmud Dîvânu Lugâti’t-Türk Giriş-Metin-Çeviri-Notlar-Dizin. 2. Baskı. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları, 2015.

Gökçe Şentürk, Mercan. “İslahiye’de (Gaziantep) Halk Hekimliği”. Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep: Gaziantep Üniversitesi, 2019.

Gülensoy, Tuncer. Türkiye Türkçesindeki Türkçe Sözcüklerin Köken Bilgisi Sözlüğü (A-N). 2. Baskı. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları, 2012.

Karakaş, Ayhan. Değişim Sürecinde Osmaniye Halk Hekimliği. Adana: Karahan Kitabevi, 2016.

Karakoç, Ayşe. “Gaziantep Kent Merkezli Kadın Folkloru Üzerine Bir İnceleme”. Doktora Tezi, Kayseri: Erciyes Üniversitesi, 2024.

Özaslan, Ayşegül. “Halk Hekimliğinde Ocaklık Kurumu ve Araban (Gaziantep) İlçesi Örneğinde Kadın Ocaklılar”. Yüksek Lisans Tezi, Ankara: Gazi Üniversitesi, 2012.

Türkçe Sözlük. 10. Baskı. Ankara: Türk Dil Kurumu, 2005.

Türkiye’de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü III E-H. Birleştirilmiş Tıpkıbasım. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları, 2009.

Ünlü, Suat. Karahanlı Türkçesi Sözlüğü. Konya: Eğitim Yayınevi, 2012.

Yüksel, Dilek. “Gaziantep ve Çevresinde Doğumla İlgili İnanış ve Uygulamalar”. Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep: Gaziantep Üniversitesi, 2007.