DUZLUCACI ZENGİN AĞA (EMİN)
XX. yüzyıl Gaziantep şehir hayatında, özellikle Suburcu Caddesi çevresinde kışları tuzluca ve yazları mısır kebabı satmasıyla tanınan seyyar satıcı.
Gazianteplidir. Doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmemektedir. Zengin Ağa, doğrudan Suburcu Caddesi’nin sakini olmamakla birlikte, sattığı tuzlucalarla günlük olarak Suburcu’na uğrayan ve burada tezgâh açan, gerek Antep’in gerekse Suburcu’nun tanınmış simalarından biridir. “Tuzluca”, haşlanmış nohuttan yapılan bir çerezdir. Zengin Ağa’nın her gün 60-70 santim boyunda bir kutu içinde evinde hazırladığı tuzlucaları sattığı bilinmektedir.
Ş. Mehmet Sakioğlu, asıl adı Emin olan Tuzlucacı Zengin Ağa’dan söz ederken onun nohudu kemik suyuyla pişirdiğini; üzerine tuz, kimyon ve karabiber attığını belirtir. Sakioğlu’na göre Zengin Ağa, yumuşak ve tatlı sesiyle tuzluca satarken şu sözleri söylerdi: “Zengin Ağa’nın tuzlucasından sen de yi ağam, iştahını açıyorum, dertlere deva deyler paşam, safi lezzet, safi guvvet ağam, yiyin döyyüsün malından, yiyin zenginin malından, tokdur Hamit Bey’de yidi bundan ağam.” Sakioğlu, Zengin Ağa’nın “yiyin döyyüsün malından, yiyin zenginin malından” sözüyle zenginlere taş attığını, zenginlerin de bu sözden hoşlandığını aktarır.
Sakioğlu’nun anlattığına göre Zengin Ağa, tuzluca satarken çakırkeyif olurdu. Saya biçimindeki gömleğinin arasında devamlı bir şişe bulundurur; meze olarak da Tabakhane’de Sakioğlu’nun babası Helvacı Derviş’in yaptığı halis limon suyunu veya meşhur üzüm şerbetini kullanırdı.
Doğan Özdinç de kendisiyle yapılan görüşmede benzer bilgiler vermiştir. Özdinç’e göre Tuzlucacı Zengin Ağa öğle vakitlerinde dükkânlarının önüne gelir, cebinden çirtikli yarım topağını çıkarır, Çet Ali’den aldığı bir porsiyon pirzolayı yerdi. Yemek yerken tablasının üstünü kapatır, bir tür öğle tatili yapardı. Bu arada kısa kısa kestirdiği de olurdu. Özdinç, Zengin Ağa’nın evinin Şıh Camisi tarafında olduğunu düşündüğünü, oradan geze geze geldiğini ve kendi dükkânlarının önünden öteye pek gitmediğini belirtmektedir.
Ömer Asım Aksoy’un Antep ağzının özelliklerini ele aldığı eserinde, Antep ağzına ait dikkat çekici örneklerden biri de Zengin Ağa’nın tuzluca ve mısır kebabı satarken söylediği sözlerdir. Aksoy’dan öğrenildiğine göre Zengin Ağa yazları mısır kebabı, kışları ise tuzluca satardı. Her ikisi için söylediği maniler farklıydı. Aksoy, bu manileri fonetik özellikleriyle birlikte eserinde aktarmıştır.
Zengin Ağa’nın mısır kebabı satarken söylediği sözler şöyledir:
“H’avla darıy seçin alın!
Sıc’aken alın arhadaş!
Firik darıy seçin alın!
Südünen mi suvardın bu darıy herif!
Sapından bal damléy!
Yétmiş yaşınd’ahı g’ariler de yiy yörum!
İki yaşınd’ahı uş’aklar da yiy!
Zengin nérde kaldı déyler!
Öleyn oldu d’ā gelmedi déyler!
Gözümüz yolda galdı déyler.
Avradın dört ola b’akcacıy!
Galmadı ha!
İréyz bile bendi,
seb’ahléyn yimuruşluk aldı!”
Bu sözlerin günümüz Türkçesindeki karşılığı şöyledir:
“Helva darıyı, yani mısırı seçin alın.
Sıcakken alın arkadaş.
Firik darıyı, yani taze mısır kebabını seçin alın.
Süt ile mi suladın bu darıyı adam!
Sapından bal damlıyor.
Yetmiş yaşındaki karılar, yani kocakarılar da yiyor birader.
İki yaşındaki çocuklar da yiyor.
Zengin nerede kaldı diyorlar.
Öğle oldu, daha gelmedi diyorlar.
Gözümüz yolda kaldı diyorlar.
Karın dört olsun bahçeci.
Kalmadı ha!
Reis, yani belediye reisi bile beğendi,
sabahleyin yirmi kuruşluk aldı.”
Zengin Ağa’nın tuzluca satarken söylediği sözler ise Aksoy tarafından şu şekilde verilmiştir:
“Duzluca tezéyken alın!
H’avla kimi arhadaş!
Firik pilov yiyenner!
Dohuzan yaşınd’ahı g’ariler de yiy!
Gaynanasını görmiye gédenner alıy!
Aman Zengin bu kâr s’ā h’alāl déyler!
Tohtur H’amit de yiy!
S’āt sekizde gel ona galma dey!
Bu kâr s’ā h’alāl déyler!”
Bu sözlerin günümüz Türkçesindeki karşılığı şöyledir:
“Tuzluca tazeyken alın.
Helva gibi arkadaş.
Firik pilavı yiyenler!
Doksan yaşındaki kocakarılar da yiyor.
Kaynanasını görmeye gidenler alıyor.
Aman Zengin bu kâr, yani sanat sana helâl diyorlar.
Doktor Hamit de yiyor.
Saat sekizde gel, ona kalma diyor.
Bu kâr, yani sanat sana helâl diyor.”
Gaziantep’in manileriyle tanınan tuzlucacısı Zengin Ağa hakkında Ali Nakipoğlu da bilgi vermektedir. Nakipoğlu’na göre Tuzlucacı Zengin Ağa, kış boyunca tablasında tuzluca satarak şehri dolaşırdı. Siyah önlük ve siyah şalvar giyerdi. Elinde yuvarlak tablasıyla dolaşır, yer yer konarak tuzluca satardı. Yazın ise fırında pişmiş darı satardı. Ali Nakipoğlu da Zengin Ağa’nın rakısız dolaşmadığını ve türküler söyleyerek tuzluca sattığını aktarmaktadır.
Zengin Ağa, Gaziantep’in gündelik şehir hayatında seyyar satıcılık, sözlü kültür, mani geleneği ve yerel ağız özelliklerinin birleştiği önemli halk tiplerinden biridir. Tuzluca ve mısır kebabı satarken söylediği sözler, yalnızca bir satış çağrısı değil; Antep ağzının, mizahının ve sokak kültürünün canlı örnekleri olarak değerlendirilebilir.
Sıc’aken alın arhadaş!
Firik darıy seçin alın!
Südünen mi suvardın bu darıy herif!
Sapından bal damléy!
Yétmiş yaşınd’ahı g’ariler de yiy yörum!
İki yaşınd’ahı uş’aklar da yiy!
Zengin nérde kaldı déyler!
Öleyn oldu d’ā gelmedi déyler!
Gözümüz yolda galdı déyler.
Avradın dört ola b’akcacıy!
Galmadı ha!
İréyz bile bendi,
seb’ahléyn yimuruşluk aldı!”
Sıcakken alın arkadaş.
Firik darıyı, yani taze mısır kebabını seçin alın.
Süt ile mi suladın bu darıyı adam!
Sapından bal damlıyor.
Yetmiş yaşındaki karılar, yani kocakarılar da yiyor birader.
İki yaşındaki çocuklar da yiyor.
Zengin nerede kaldı diyorlar.
Öğle oldu, daha gelmedi diyorlar.
Gözümüz yolda kaldı diyorlar.
Karın dört olsun bahçeci.
Kalmadı ha!
Reis, yani belediye reisi bile beğendi,
sabahleyin yirmi kuruşluk aldı.”
H’avla kimi arhadaş!
Firik pilov yiyenner!
Dohuzan yaşınd’ahı g’ariler de yiy!
Gaynanasını görmiye gédenner alıy!
Aman Zengin bu kâr s’ā h’alāl déyler!
Tohtur H’amit de yiy!
S’āt sekizde gel ona galma dey!
Bu kâr s’ā h’alāl déyler!”
Helva gibi arkadaş.
Firik pilavı yiyenler!
Doksan yaşındaki kocakarılar da yiyor.
Kaynanasını görmeye gidenler alıyor.
Aman Zengin bu kâr, yani sanat sana helâl diyorlar.
Doktor Hamit de yiyor.
Saat sekizde gel, ona kalma diyor.
Bu kâr, yani sanat sana helâl diyor.”
Anahtar Kelimeler
Kaynakça
Aksoy, Ömer Asım. Gaziantep Ağzı. I. Cilt. İstanbul: Türk Dil Kurumu Yayınları 1945
Nakipoğlu, Ali. “Suburcu’dan Anılar”. Görüşmeci: Ali Yücel. Gaziantep Suburcu Caddesi’nin Tarihçesi (1930-1950), 49-50. Gaziantep: Gaziantep Üniversitesi Vakfı Yayınları, 2004
Sakioğlu, Ş. Mehmet. Gaziantep’in Ünlü Simaları. Ankara: 1997
Özdinç, Doğan. “Suburcu’dan Anılar”. Görüşmeci: Ali Yücel. Gaziantep Suburcu Caddesi’nin Tarihçesi (1930-1950), 54. Gaziantep: Gaziantep Üniversitesi Vakfı Yayınları, 2004