SEYFETTİN BAŞCILLAR

Kilis doğumlu; Gaziantep Lisesi’nde öğrenim görmüş, veteriner hekim olarak Gaziantep ve Kilis’te görev yapmış, şiir başta olmak üzere tiyatro, hikâye, antoloji ve düşünce yazılarıyla eser veren Cumhuriyet dönemi şair ve yazarıdır.

Seyfettin Başcıllar, 8 Haziran 1930 tarihinde Kilis’te doğdu. Yapı ustalığı ve taş yontuculuğu yapan babasının adı Hasan; annesinin adı ise Makbule Hanım’dır. Dört kız ve üç erkek kardeşin en büyüğüdür. Okumaya annesinin desteğiyle başlayan Başcıllar; İlkmahalle Mektebi’nde başladığı, 3 hatim indirdikten sonra 1 yıl gecikmeyle 1939 yılında devam ettirdiği ilköğrenimini Kilis’te Kemaliye İlkokulu’nda tamamladı. 

İlkokulu bitirince fakirliği dolayısıyla babasının ortaokula göndermek istememesine rağmen o gizlice ortaokula kaydoldu. Tatillerde babasıyla çalışarak okul masraflarını çıkaran Başcıllar, üç yıl boyunca sınıf birincisi olarak iftihar listesine girdi. Ciddi okuma uğraşına giren Seyfettin Başcıllar’ın bu yıllarda en sevdiği şairler Karacaoğlan ve Faruk Nafiz Çamlıbel’dir. 

Seyfettin Başcıllar ortaokulu bitirdiğinde parasız yatılı sınavlarına girdi, ancak okullar açıldığında sınav sonuçları belli olmadığından Diyarbakır Lisesi’ne kaydoldu, sınav sonuçları belli olunca ise 23 gün devam ettiği Diyarbakır Lisesi’nden ayrılarak Gaziantep’e geldi. Lisedeki sınıfında Kilis’ten hemşerileri vardı. Ancak sınıfında en dikkati çeken öğrenci edebiyattan hep 9-10 alan Sezai Karakoç’tu. Sonradan dost oldukları Sezai Karakoç’la aynı sırayı paylaşmaya başladılar. “Antep Şehri” başlıklı şiirinde şair, bu yıllarını çağrışımlar vasıtasıyla anlatsa da bu yılları tekrar hatırlamak istemez. 1950 yılında liseyi bitiren Seyfettin Başcıllar, babasının ekonomik durumu zayıf olduğu için parasız yatılı olarak Veteriner Fakültesi’ne girdi. Bu yıllarda okudu, çalıştı ve şiir denemeleri yazdı. 1955 yılında Veteriner Fakültesi’ni bitiren, yedek subay olarak Bingöl’e giden ve bölge insanını tanıma şansı elde eden Başcıllar, söz konusu dönemde Mahmut Makal, Haldun Dormen ve Çetin Altan’la tanıştı. Askerlik görevini tamamlayınca veteriner hekim olarak atandığı Gaziantep’te Ülkü Tamer ve Onat Kutlar’ı tanıma fırsatı buldu. Gaziantep’ten sonra “doğduğu, sevdalısı olduğu, çocukluğunun, gençliğinin sevinçlerini ve üzüntülerini yaşadığı” Kilis’te görev yaptı. Kilis’te her gün mezbahada kesim işlerini denetleyen, Sunî Tohumlama İstasyonu’nda görev yapan Başcıllar; aynı zamanda öğretmen açığı dolayısıyla yeni kurulan Kilis Lisesi’nde de Kimya derslerine girdi. 

1959 yılı Aralık ayında, Kilis’te Nevin Parlak ile evlendi. 1962 yılında ilk kızları Birsu ve bir yıl sonra da ikinci kızları Mutlu dünyaya geldi. Kısa bir süre sonra Söğüt’e atanan Başcıllar, eşi Nevin Hanım’ın dayısı Dr. Nafi Kiremitçi Bey’in ısrarlı davetiyle 1966 yılının sonunda Amerika Birleşik Devletleri’ne giderek yakınlarının yanında 1 yıl misafir kaldı. St. Louis Missouri’de geçen 3 yılın ardından Virginia eyaletine, 5 yıl sonra da 1976’da Başcıllar’ın hayatının sonuna kadar kalacağı New Jersey’e yerleşti. İşinde dürüst ve başarılı olan Başcıllar ilk zamanlarda dil bilmeyişi ve yabancısı olduğu ortamdan dolayı zorlansa da kısa zamanda azmi ve dürüstlüğü ile işinde başarılı oldu ve tüm bu çabalarının neticesi olarak 15 yıl üst üste ödüller aldı. Bunlardan kendisine göre en değerlisi Amerikan Tarım Bakanlığı’nca takdim edilen “En Üstün Süpervizör” (USDA) ödülüdür. 

Amerika’da kaldığı yıllarda Türkiye’den ve Türkçeden hiç kopmayan şair, evini de tam bir Türk mekânı gibi süsledi. Ömrünün son yirmi yılında boş vakitlerinin New Jersey ve Pennsylvania eyaletlerinin bir kısmındaki Türk çocuklara Türkçe öğretmek; onların millî ve kültürel bilinçlerini sağlamak yolunda çalıştı. Bunların yanı sıra Amerika’da çeşitli yayın organları ile de yakınlık kurdu. Hatta Bekir Sıtkı Erdoğan Amerika’ya gittiğinde 10 Ekim 1997 Cuma günü Rutger Üniversitesi’nde ona bir şiir programı ayarladı. Şairin Amerika’da olmasından dolayı anadilinin konuşulmadığı bir ortamda şiir yazmanın ciddi bir problem teşkil ettiğini düşünen Orhan Duru, Başcıllar’ın Harward Üniversitesindeki bir konferansında dinleyicilerin en çok bu sorun üzerinde durduğunu ve bu konuda sorular yönelttiğini belirtir. Aile babası olarak, Birsu ve Mutlu adlı iki kız çocuğu babası ve büyük kızından (Elif-Sinan) ve küçük kızından (Serin-Adem) ikişer torun sahibidir.

Seyfettin Başcıllar’ın soyadı ile ilgili kaynaklarda farklılıklar göze çarpmaktadır. Veteriner hekimlik, yedek subay diplomaları gibi resmi belgelerde ve Çiçek ve Silah, Gül Sesleri ve Eski Çocuk kitapları hariç diğer kitaplarında soyadı “Başçıllar” olarak geçmektedir. Ancak; “soyadının Başçıllar olmasının yanlış bir anlam verdiğini düşünerek, 1986 yılında nüfus dairesine başvurarak Başcıllar olarak” değiştirmiştir.

1999 yılının başında emekli olan Seyfettin Başcıllar emekliliğinin beşinci ayında Cuma namazı için gittiği Pennsylvania’da ambolik denilen beyin tıkanması sonucu sağ tarafından hafif felç geçirdi. Bu dönemde hem bir gözü daha az gördü hem de okumayı ve yazmayı unutarak kendinde olmadan yaşadı. Uzun tedavilerden sonra biraz iyileşen Başcıllar’ın yazması daha iyiye giderken okuması yavaşladı. İki yıl sonra kalp rahatsızlığı dolayısıyla yapılan tetkiklerden sonra kalp damarlarında tıkanıklık olduğu görüldü ve 2001 yılının Mart ayında ameliyat olması gerekti. Başarılı geçen ameliyattan sonra iyileşti, ancak bir yıl sonra daha şiddetli bir beyin damarı tıkanıklığı sebebiyle 24 Mayıs’ta kaldırıldığı hastanede sabaha karşı geçirdiği beyin kanaması sonucu 25 Mayıs 2002 günü vefat etti.

Yaklaşık 36 yıl yaşadığı Amerika Birleşik Devletleri’nde başarılı çalışmaları ile Amerika ve Türkiye’de yayınladığı sayısız eserinin ardından; Ülkü Tamer gazete ve dergilerde herhangi bir bilgi çıkmadığı için eşi telefonda söylemese haberi bile olmayacağından bahseder. Olgun, dürüst, inanmış ve başarılı bir insan olarak vefat eden Başcıllar; ölümü yeni bir başlangıç ve sonsuzluğa varış olarak düşünmüş, mezar taşına şu rübainin yazılmasını vasiyet etmiştir.

Günler daha bitmeden karanlık başlar,

Sesler kesilir sonra bir ıslık başlar,

Yollar geçilirken o deniz vaktinde,

Sonsuz kıyılardan sonsuzluk başlar…

Sanat ve Edebiyat Görüşleri: Sanatçıya göre, şairin amacı kendini aşmak olmalıdır. Kendini aşmak kelimesinden maksat kendine özgü bir sanat dünyası oluşturmasıdır. Bunun da yolu geçmişi ve çağını yorumlayarak geleceğe bakmaktır. Kişiliğini bulmuş bir şair için de vardığı düzeyde kalma ve sürekli ilerleme çabası olmak üzere iki yol vardır. Sanat kollarını insanlık kadar eski gören Başcıllar’a göre, gerekli görülse de görülmese de insanlar bireysel ve toplumsal özellikleriyle sanatın etki alanı içindedirler. Farklı bir deyişle “İnsan-Sanat=hayvan” denklemini kurar. İnsanlar ve toplumlar çok boyutlu ve karmaşık yapıya sahip olduklarından sanatta da çeşitli ayrılıklar ve akımlar doğar. Fakat burada dikkat edilmesi gereken durum hoşgörüdür. Son zamanlarda Türk toplumunda bir hoşgörüsüzlük olduğunu vurgular.  

Şiirdeki gerçeklik mefhumu sanatçıya göre, zamana bağlıdır. Örneğin divan şiirinin gerçekliği ile daha sonraki şiirlerin gerçekliği birbirinden farklıdır. Ayrıca bilincin ve bilinçdışının karanlık bölgelerinde gezinen şiir, kavram ve çağrışımlar peşinde koşarken imge, düş ve metafizikle desteklenir. Böylece gerçek yumuşar ve yeni bir şekil alırken onu algılayan kişiyle de bir bütünleşme gösterir. Şiirin aracı ise dildir. Aynı zamanda şiir bir dil kimyasıdır. Gerçek şair bir dil büyücüsü ve ustası olduğundan kelimelerin imge boyutlarını da yakalama arzusunda olduğundan yazıldığı dilin malıdır. Şiirin konusu ise sınırsızdır. Ancak her çağda sanata kaynaklık eden değişmez konular vardır. Bunlardan biri de aşktır.   

Sanatta yeniliğin esas olduğunu düşünen sanatçı, yeni bir şiir tarzı geliştirmek isteyen şairlerin günün inançları ve değerleriyle çatışarak çile doldurduklarını ifade eder. Her yeniliğin sancısız ve sıkıntısız olmayacağını düşünen Başcıllar, sanat tarihinin bunun örnekleriyle dolu olduğunu ifade eder. Sanatın amacını ise şu “Şiir Üzerine” başlıklı yazısının “Amaç Nedir” başlıklı bölümünde şu şekilde özetler:

  1. Sanat doğaya yeni güzellikler ekler.

  2. Sanat, sevgiyle ve toplumsal bir güzellik coşkusuyla insanı yüceltir.

  3. Kişiyi hoşgörülü kılar, onun görüş ufuklarını genişletir.

  4. Karanlıkları aydınlıklara çevirir, umut ve özlemlerimizi besler.

  5. Sanat, barışçıdır, ancak insanın insanı ezmesine karşı çıkar.

  6. Camus’nun deyişiyle sanat yaşamdan yanadır, ölümden yana değil.

  7. Yalanla, vurgunla, kölelikle nefretle uzlaşamaz.


Sanatı: İlkokul dördüncü sınıftayken sınıf arkadaşlarıyla Tanıt adında bir gazete çıkardı ve gazetenin şiir köşesini hazırlayan Seyfettin Başcıllar, madenler üzerine vezinli ve kafiyeli bir manzume yazar. Lisenin son sınıflarına doğru şiir konusunda biraz bilgi sahibi olduğunu ifade eden ve lise ikinci sınıfta Ülkü dergisinin açtığı bir şiir yarışmasına katılan Başcıllar’ın katıldığı yarışmada hiçbir şiir birinci olamasa da şiir seviyesi yönünden dikkat çeken şiirler dergide yayınlanma şansına sahip olur. Seyfettin Başcıllar’ın “Umut” isimli şiiri de bunlardan biridir. Veteriner Fakültesi’nde okuduğu yıllarda, şiir denemeleri yazar. Söz konusu fakültede okurken kendisinin bir sınıf altında olan Orhan Duru ve Muzaffer Erdost ile tanışır. Fakültenin öğrenci derneği adına ilk sayısı 1954’te yayımlanan ve mesul müdürü olduğu ve yazı işlerini fiilen yürüttüğü Evrim adlı bir dergi çıkarır. Üzerinde olumlu etkiler bırakan Nurullah Ataç’la tanıştığı dönemde Yeditepe dergisinde şiirleri yayınlanır. Bu dönemde sevdiği şair Fazıl Hüsnü Dağlarca’dır. Talat Sait Halman şairi 1950’li yıllarda edebiyat dergilerinden ve ikinci kitabı olan Altın Çağı Ölümün adlı eseriyle tanır. Çok erken yaşlarda şiire başlayan Seyfettin Başcıllar; Faruk Nafiz, Yahya Kemal, Karacaoğlan gibi sanatçılardan etkilenerek şiirini geliştirir. 

Talat Sait Halman, Seyfettin Başcıllar için “dört başı mamur” tanımını kullanır. Buna göre Başcıllar’ın ilk özelliği “Cumhuriyet çocuğu” olmasıdır. İkinci olarak “meslek adamlığı” özelliği güçlüdür. Amerika’da çalışırken kötü ete onay vermesi istense de halka bunu yapmamış ve kötülere yenik düşmemiştir. Üçüncü olarak “aile babası”dır. Mükemmel bir aile reisi, sevecen bir eş ve babadır. Dördüncü başı ise şairliğidir. Gür ve güçlü sesi, serbest nazmı kullanması, aruzu temiz, heceyi ise pürüzsüz kullanması Talat Sait Halman’a göre onun en önemli özelliğidir. 

Seyfettin Başcıllar’ın okumaları genel olarak Türk ve Batı klasikleri, kutsal metinler (Kur’an-ı Kerim, İncil, Tevrat), eski ve yeni Türk şiirleri ve halk edebiyatı ürünleri, tarih, coğrafya, medeniyetler tarihi, siyaset, felsefe tarihi, psikolojik ve mesleki yayınlardır. Şiirinin kaynakları arasında ilk olarak Klasik Türk edebiyatı ve kültürü vardır. Söz konusu kültür, Başcıllar’ı biçim ve içerik yönünden etkiler. Özellikle gazel, kaside, rubai ve şarkı türlerinde eserler verir. Divan edebiyatının sanatçıları da Başcıllar’ın eserleri içerisinde kendine yer bulur. İkinci kaynak halk edebiyatıdır. Karacaoğlan, Dadaloğlu, Âşık Emrah gibi şairlerden etkilenmiştir. Yer yer şiirlerinde bizzat isim olarak da geçen bu sanatçıların yanı sıra “Kerem ile Aslı”, “Ferhad ile Şirin” gibi halk hikâyelerinin kahramanlarına da yer verilir. Üçüncü olarak tekke-tasavvuf edebiyatından etkilenmesi sevgi ve hoşgörüyü temsil eden Yunus Emre ile olur. Dördüncü olarak hem biçim hem de içerik yönünden Batı edebiyatından etkilenir. Beşinci olarak Doğu medeniyetine ait olan siyasi, ekonomik ve kültürel ögeler de metinlerine kaynaklık teşkil eder. Altıncı olarak Ayet, hadis ve kıssalar ile İslam kültürü ile sık sık adlarını zikrettiği Tevrat, Hz. Musa, Hz. Davut gibi göndermelerle Yahudilik ve İncil, Hz. İsa, Hz. Meryem gibi göndermelerle Hıristiyanlık kültürü çerçevesindeki dinî kaynakları saymak gerekir. Yedinci olarak klasik Yunan mitolojisi onun şiirini besleyen unsurlardandır. Başcıllar’ın şiirinin en önemli kaynağı Kilis/Gaziantep’e ait kültürel unsurlar ile hatıralardır. Bu hatıralar genel olarak “sıla” teması çevresinde şekillenir. Özgün imgeler kurmayı başarabilen Başcıllar, klasik Türk şiiri nazım biçimlerinden gazel, rubaî, şarkı ve tuyuğ; Türk halk şiiri nazım biçimlerinden koşma, türkü; yeni Türk şiiri nazım biçimlerinden sone; serbest nazım biçimleri ve tamamen serbest nazım biçimleriyle şiirlerini vücuda getirir. 

Şiirlerinde mekân olarak Kilis, Gaziantep,  İstanbul, Zonguldak, Sakarya, Bursa, Erzurum, Ankara, Ağrı, Diyarbakır, Van, Muş, Bingöl; Marsilya, Roma, Venedik, Madrid, Paris, Mısır, Japonya, Hindistan, Çin, Arjantin, Jerusalem (Kudüs), San Francisco, Dallas, Amsterdam, Vietnam, Akrapol, Avrupa, Afrika, Amerika, Asya kullanılır. Söz konusu genişlik dikkate alındığında Başcıllar’ın şiirlerinin mekân olarak çok geniş bir coğrafyaya yayıldığı görülür. 

Seyfettin Başcıllar’ın şiirinde muhtevaya bakıldığında ilk olarak tarih olgusuyla karşılaşılır. Ondaki tarih olgusu zaman ile birlikte yürürken tarih sahnesinde sadece büyük kişilerin olmasına tepki gösterir. Aşkın hiç ölmeyen konulardan biri olduğunu düşünen Başcıllar, şiirlerinde hem bireysel hem de ilahi olarak aşk konusunu işler. Aşkın sevgi, ayrılık, özlem gibi özelliklerinin yanı sıra cinsellik konusu üzerinde de durur. Dinî şiirlerinde ise daha çok tasavvufu merkeze alır. Bu tür şiirlerinde Yunus Emre, Mevlana gibi isimleri kullanır. Sadece İslam dinine değil, bütün dinlere saygı gösterdiğini şiirlerinde görmek mümkündür. Başcıllar’ın şiirlerinde Tanrı/Allah her zaman kutsaldır. Hayatının son dönemlerinde tamamen Tanrı’ya yönelmesinin sonucu olarak Allah, din ve peygamberi öven şiirler yazar. Söz konusu şiirlerde genel olarak dünyanın geçiciliği ve ölüm temi üzerinde durur. Şaire göre ölüm doğal bir süreç olup, ondan korkmak yersizdir. Özellikle son dönem şiirlerinde ölümün sevgiliye kavuşmak olacağını düşünür. Ölüme iyimser bir gözle bakan sanatçının bu konuda Yahya Kemal’e benzediğini söylemek mümkündür. Ölümden sonrası için de şiirlerinin olması sanatçının ahiret inancını gösterir. Şairin kullandığı temlerden bir diğeri ise ayrılıktır. Ayrılık veya firkat anlayışı ilk olarak sevgiliden ayrılığın vermiş olduğu huzursuzluk şeklinde gün yüzüne çıkar. İkinci olarak sıladan ayrılık, yani hem doğduğu memleket olan Kilis’ten hem de anavatanı olan Türkiye’den ayrılığın verdiği üzüntü özlem ve umut ile birlikte ilerler.

Şirinin sosyal konuları ise, savaşın kötülüğü, daha güzel ve müreffeh bir dünya, silahtan uzak duran eğitimli bireylerdir. Barışı çok istemesine rağmen hep artan savaşlarla karşılaşması onu rahatsız eder. Onun hayalindeki insan tipi ise savaş ve silahtan uzak duran eğitimli bireydir. Savaş ve terör gibi şiddet eğilimli yapının çözümü ise kanun ve sosyal birlikteliktir. Doğru yönetilen toplumlarda savaşların son bulacağını düşünen ve barış ortamının oluşmasına engel olarak yöneticileri ve yargı sistemini gören sanatçı, zulüm, haksızlık ve modern kölelik gibi insanları ezen sistemin sebebinin yine aynı problemler olduğunu düşünürken “yeni insan” tipinin de benzer sorunlardan dolayı gerçekleşmeyeceğini bilir. Ona göre, ancak bilim, sanat eğitimi ve ahlaki ilerleme ile “yeni insan” tipi oluşur. Fikirleri Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet ilkelerine, yurtta ve dünyada barış temennilerine büyük paralellik gösterir. Sanatçı, Atatürk’ün şahsına, ilke ve inkılaplarına büyük saygı ve hayranlık duyar. ABD eleştirisi, Avrupa eleştirisi, Amerikan iç savaşına gönderme, İstanbul, beyaz-zenci tartışması, kent yaşamına eleştiri, geçim sıkıntısı, yalan ve ahlaksızlıklara eleştiri gibi temalar da Seyfettin Başcıllar şiirinde mevcuttur.

Seyfettin Başcıllar’ın şiirlerinde kullandığı dil, açık, sade ve düzgün bir Türkçe olup,  kelimelerin şiir içindeki kullanımları şairin duygu ve düşünce dünyasını anlatır. Bazı şiirlerinde görülen yabancı özel isimler ve terminolojik ifadelerin haricinde şiir dilinde edebi ve günlük kullanımın dışında sözcüklere yönelmez. Bunun yanında halkın kullandığı deyim, atasözü ve vecizlere şiirinin gerekli gördüğü yerlerinde yer verir. Sanatçının dili, sanat algısına uygun olarak açık ve anlamlıdır. Başcıllar’ın üslubu ise aşırı kapalı ve süslü olmadığı gibi basit de değildir. Ancak bazı şiirlerinde II. Yeni Hareketi etkisinde kalarak anlamı kapalı şiirler vücuda getirmiş, didaktik şiirlerinde de sanatı arka plana itmiştir. Her ne kadar bu örnekleri olsa da sanat hayatının her döneminde Türkçeye hizmet etmeyi amaçlamıştır. Hatta, Harward Üniversitesi şairin bu titizliğini konu alan bir program dahi düzenlemiştir.

Sanatçının başarılı olduğu alan şiir olsa da öykü ve tiyatro türlerinde de denemeleri olduğu gibi bir antoloji de hazırlamıştır. Seyfettin Başcıllar’ın kayıtlarda iki tiyatrosu bulunmakta olup bunlar, Kilis’in Fransız işgalinden kurtuluşu üzerine yazdığı ve Kilis Kent Gazetesi’nde 1963 tarihinden itibaren tefrika hâlinde yayınlanan Kahramanlık Vakti/Kilis Kurtuluş Destanı ve geçmişle gelecek zaman algısını iç içe katıp modern çağın insanlarını ve yaşanılan haksızlıkları işlediği, Hz. İbrahim döneminden alıp son bölümde XX. yüzyıl eleştirisi yaptığı ve oynanması istemiyle Ankara Devlet Opera ve Balesi’ne göndermesine rağmen olumlu ya da olumsuz bir cevap almadığı 4 perde-54 sayfadan oluşan Putlar ve İnsanlar adlı oyunudur. Hikâyeleri ise oldukça geri planda kalmış on iki denemeden oluşmaktadır. Bunlar toplu hâlde basılmamış olmakla birlikte ilk defa 1998 yılında İş Bankası Öykü Büyük Ödülü yarışmasına dosya hâlinde göndermiş ancak olumlu ya da olumsuz herhangi bir yanıt alamamıştır. Antoloji de Kilisli Divan Şairleri Antolojisi’ni hazırlamış ve çalışması Kilis Kültür Derneği tarafından 1998 yılında dernek yayınları arasında bastırılmıştır. Bu çalışmalarına ek olarak ise, edebiyat ve hayata dair düşünce yazılarını bazı dergi ve gazetelerde yayınlamıştır. Öykü ve tiyatroya kıyasla şiir alanında oldukça önemli yer sahibi olan Seyfettin Başcıllar ilkokuldan başlayarak sürdürdüğü şiir yazma alışkanlığını ölümünden hemen önceki zamanlara kadar sürdürmüş üretken bir sanatçıdır. Bu üretimi sonucunda sekiz adet şiir kitabı hazırlamıştır.


Eserleri

  1. Seyfettin Başcıllar, Önce Bulut Vardı, Günal Basımevi, Kilis 1959. 

  2. Seyfettin Başcıllar, Altın Çağı Ölümün, Yeditepe Yay., İstanbul 1961.

  3. Seyfettin Başcıllar, Çiçek ve Silah, Yeditepe Yay., İstanbul 1969. 

  4. Seyfettin Başcıllar, Sokak Şarkıları, Yeditepe Yay., İstanbul 1973. 

  5. Seyfettin Başcıllar, Unutulmasın, Cem Yayınevi, İstanbul 1989. 

  6. Seyfettin Başcıllar, Kıyısızlık, Broy Yay., İstanbul 1993. 

  7. Seyfettin Başcıllar, Gül Sesleri. Sel Yay., İstanbul 1998.

  8. Seyfettin Başcıllar, Eski Çocuk, Zafer Matbaası, İstanbul 2004,  

  9. Seyfettin Başcıllar, Kilisli Divan Şairleri Antolojisi, Kilis Kültür Derneği Yayınları, Kilis 1998

Kaynakça

BAŞCILLAR, Nevin, “Kendi Kaleminden Seyfettin Başcıllar’ın Hayatı”, Seyfettin Başcıllar Hayatı, Sanatı, Düşünce Yazıları, Hakkında Yazılanlar ve Bütün Şiirleri,   Der. Mehmet Soğukömeroğulları, Osman Eroğlu,  223-226, Konya: Palet Yay., 2016.

BAŞCILLAR, Nevin, “Mektup”, Zeytin Dalı, C: 3, S:27, 2002, s. 3.

BAŞCILLAR, Seyfettin, “Düşündükçe I”, Eski Çocuk, Der. Seyfettin Başcıllar, 53-57, İstanbul: Zafer Matbaası, 2004.

BAŞCILLAR, Seyfettin, “Kendi Kaleminden Seyfettin Başcıllar’ın Hayatı”, Seyfettin Başcıllar Hayatı, Sanatı, Düşünce Yazıları, Hakkında Yazılanlar ve Bütün Şiirleri, Der. Mehmet Soğukömeroğulları, Osman Eroğlu, 221-223, Konya: Palet Yay., 2016.

BAŞCILLAR, Seyfettin, “Kendini Bulmak Kendini Aşmak”, Eski Çocuk, Der. Seyfettin Başcıllar, 50-52, İstanbul: Zafer Matbaası, 2004.

BAŞCILLAR, Seyfettin, “Özgeçmişim”, Eski Çocuk, Der. Seyfettin Başcıllar, 7-8, İstanbul: Zafer Matbaası, 2004.

BAŞCILLAR, Seyfettin, “Şiir Üzerine”, Eski Çocuk, Der. Seyfettin Başcıllar, 59-74, İstanbul: Zafer Matbaası, 2004.

BAŞCILLAR, Seyfettin, Kıyısızlık, Broy Yay., İstanbul 1993.

DURU, Orhan, “Gül Sesleri”, Eski Çocuk, Der. Seyfettin Başcıllar, 29-31, İstanbul: Zafer Matbaası, 2004. 

ERDOĞAN, Bekir Sıtkı, “Çok Değerli Şâir Dostum Seyfettin Başcıllar’ın Ardından”, Eski Çocuk, Der. Seyfettin Başcıllar, 25-27, İstanbul: Zafer Matbaası, 2004.

EROĞLU, Osman, “Seyfettin Başcıllar’ın Sanat Algısı ve Şairliği” 1. Uluslar arası Muallim Rıfat Kilis ve Çevresi Sempozyumu, 16-17 Mayıs, Kilis 2013, s. 575-590.

EROĞLU, Osman, “Seyfettin Başcıllar”, Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 2020, https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/bascillar-seyfettin.

EROĞLU, Osman, Seyfettin Başcıllar’ın Hayatı, Sanatı ve Şairliği, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Gaziantep 2013.

HALMAN, Talat Sait, “Dört Başı Mamur Başcıllar”, Eski Çocuk, Der. Seyfettin Başcıllar, 11-15, İstanbul: Zafer Matbaası, 2004.

KARADİŞOĞULLARI, Ekrem “Seyfettin Başcıllar’ın Ardından”, Eski Çocuk, Der. Seyfettin Başcıllar, 37-43, İstanbul: Zafer Matbaası, 2004.

SOĞUKÖMEROĞULLARI, Mehmet “Biyografik Açıdan Seyfettin Başcıllar’ın Şairliği” 1. Uluslar arası Muallim Rıfat Kilis ve Çevresi Sempozyumu, 16-17 Mayıs, Kilis 2013, s. 559-574.

SOĞUKÖMEROĞULLARI, Mehmet; EROĞLU, Osman, Seyfettin Başcıllar Hayatı, Sanatı, Düşünce Yazıları, Hakkında Yazılanlar ve Bütün Şiirleri, Palet Yat., Konya 2016.

TAMER, Ülkü “Dediler Seyfi Baba”, Eski Çocuk, Der. Seyfettin Başcıllar, 33-35, İstanbul: Zafer Matbaası, 2004.