CAHİT TANYOL

Yazar: ERKAN ÇAV

Gaziantepli şair, öğretmen, felsefeci, sosyolog ve akademisyen. (1914, Nizip/Gaziantep - 2020, İstanbul)

Prof. Dr. Cahit Tanyol, 1914 yılında Gaziantep’in Nizip ilçesinde doğdu. Edebiyat, felsefe ve sosyoloji alanlarında çalışmış; Cumhuriyet dönemi Türk düşünce hayatı, Türk sosyolojisi ve Türkiye sosyolojisi tartışmaları içinde etkili olmuş isimlerden biridir. 106 yıllık ömrü boyunca öğretmenlik, akademisyenlik, yazarlık ve düşünce faaliyetleriyle Türkiye’nin modernleşme, toplum, devlet, din, laiklik, ahlak, edebiyat ve sosyoloji meseleleri üzerine eserler verdi. 11 Ağustos 2020 tarihinde İstanbul’da, Moda’daki evinde vefat etti.

Hayatı ve Eğitimi

Cahit Tanyol, I. Dünya Savaşı’nın başladığı 1914 yılında Antep’in Nizip ilçesinde doğdu. Babası I. Dünya Savaşı sırasında orduda görev yaparken şehit oldu. Annesi ve dedesinin gözetiminde büyüdü. Çocukluk yılları, Osmanlı Devleti’nin yıkılış süreci ile Cumhuriyet’in kuruluş dönemine rastladı. 1918’deki Sevr Anlaşması sonrasında Antep ve Nizip’i işgal eden Fransız askerlerinin gölgesinde bir çocukluk yaşadı.

İlköğrenimini, eski adı Ertuğrul Numune Mektebi olan Nizip Cumhuriyet İlkokulu’nda tamamladı. Daha sonra Adana Erkek Muallim Mektebi’nde (1926-1931), Gazi Eğitim Enstitüsü’nde (1931-1935) ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde (1940-1945) öğrenim gördü. Felsefe Bölümü’nü bitirdikten sonra aynı bölümde asistan olarak göreve başladı.

1931 yılında birkaç ay, 1935-1945 yılları arasında ise on yıl öğretmenlik yaptı. Gazi Eğitim Enstitüsü’nde öğrenim gördüğü dönemde Hasan Âli Yücel, Ahmet Hamdi Tanpınar, İbrahim Hakkı Tonguç, İbrahim Necmi Dilmen, Halil Fikret Kanat, Cevat Memduh Altar, Halil Bedi, Sabri Esat Siyavuşgil ve Sadi Irmak gibi isimlerden ders aldı. Hilmi Ziya Ülken’in davetiyle İstanbul’a geldi ve İstanbul Üniversitesi’ne girdi.

1945-1982 yılları arasındaki akademik hayatını İstanbul Üniversitesi’nde sürdürdü. 1949’da doktorasını, 1952’de doçentliğini, 1962’de profesörlüğünü aldı. 1982’de emekli oldu. Emekliliğinden yaklaşık on yıl sonra tekrar aktif öğretim hayatına döndü ve 1991-2003 yılları arasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde yüksek lisans ve doktora dersleri verdi.

Cahit Tanyol, Türk Folklor Derneği, Muallimler Birliği, Darüşşafaka, Hür Fikirleri Yayma Cemiyeti, Yahya Kemal’i Sevenler Derneği, Türk-İngiliz Kültür Cemiyeti, Sosyoloji Cemiyeti, Türk Sosyoloji Derneği, Edebiyatçılar Derneği, Sosyalist Kültür Derneği, Türkiye Yazarlar Sendikası, Turing Kulübü, 27 Mayıs Derneği ve bunların dışında birçok derneğin kurucusu veya üyesi oldu.

Yazı Hayatı

Cahit Tanyol yazma faaliyetlerine Adana Erkek Muallim Mektebi yıllarında başladı. Duvar gazetesinde yazılar yazdı. Grigoriy Petrov’un Mefkûreci Muallim piyesini uyarladı; bu piyes Adana’daki okullarda sahnelendi. İlk şiirleri, Harf İnkılâbı’ndan hemen önce 1928 yılında “Gurub” ve “Taşbaş’ta Akşam” adlarıyla Adana Mıntıkası Maarif Mecmuası’nda Arap harfleriyle yayımlandı.

1939 yılında, edebiyat ve fikir dergisi Aramak’ı İzmir’de 16 sayı çıkardı. İstanbul’a geldikten sonra derginin bir sayısı daha yayımlandı ve böylece Aramak toplam 17 sayı çıkmış oldu. Dergi, edebiyat ve düşünce çevrelerinde geniş yankı uyandırdı; başta Nurullah Ataç olmak üzere dönemin önde gelen edebiyatçıları tarafından ilgiyle karşılandı. Tanyol, Aramak’tan sonra Yenilik, Değirmen ve Akademi dergilerini de çıkardı.

1960’lara kadar Varlık, Türk Folklor Araştırmaları, Küçük Dergi, Hisar, Dünya ve Türkiye, İstanbul Edebiyat ve Sanat, İstanbul, Siyasi İlimler Mecmuası, Yonca, Türk Dili, Türk Yurdu ve Türk Düşüncesi gibi dergilerde yazdı. 1960’larda Varlık, Türk Folklor Araştırmaları, Yeni İnsan, Cem ve Yelken dergilerinde; 1970’lerde Çalışan Adam, Musiki Mecmuası ve Özgür İnsan dergilerinde; 1980’lerde Yazko Edebiyat, Yazko Somut ve Hürriyet Gösteri dergilerinde; 1990-2000’li yıllarda ise E Dergisi, Kızıldeli, Bilim ve Ütopya, Kaşgar, Hakimiyet-i Milliye, Kaçak ve Hece gibi dergilerde yazılar yazdı, röportajlar verdi.

İlk gazete yazıları Vatan ve Son Telgraf gazetelerinde çıktı. Daha sonra 1940’lı ve 1950’li yıllarda Yeni Sabah, Cumhuriyet ve Havadis gazetelerinde; 1960-1970’li yıllarda Milliyet, Akşam ve Yeni İstanbul gazetelerinde; 1980’lerde Güneş, 1990’larda ise Pazar Postası gazetelerinde yazdı. Millî Gazete ve Yeni Nesil gibi gazetelere de röportajlar verdi.

Üniversitede Verdiği Dersler

Cahit Tanyol’un üniversitede verdiği dersler, onun düşünce dünyasının kapsamını ve çalışma alanlarının genişliğini göstermektedir. İstanbul Üniversitesi’ndeki 37 yıllık görev süresince Âdetler İlmi, Ahlâk Terbiyesi, Ana Sosyoloji Eserleri, Dinî Hayatın İktisadî Teşekkülleri, Dinî Hayatın İptidaî Şekilleri, Dinî Sosyoloji/Din Sosyolojisi, Elemanter Sosyoloji, Endüstri Sosyolojisi, Eski Türkçe Metinler/Osmanlıca, Eski Yazıya Giriş, Günümüz Sanat Problemleri, İçtimaî Ahlâk, İslâm Felsefesi, Köy Sosyolojisi, Levy-Bruhl’e Göre Âdetler, Örf ve Âdet Araştırmaları, Örf ve Âdetler Sosyolojisi, Sanat Sosyolojisi, Sanat ve Cemiyet, Sosyal Ahlâk, Sosyal Doktrinler, Sosyal Problemler, Sosyal Teoriler Tarihi, Sosyoloji Tarihi, Sosyolojik Metinler, Sosyolojinin Ana Kavramları, Sosyolojiye Giriş, Tarihte Doğu-Batı Sorunu, Tecrübî Sosyoloji, Tefekkür Tarihi Seminerleri, Türk Sosyologları ve Eserleri, Türk Toplum Tarihi, Türkiye Sosyolojisi, Türkiye’de Sosyoloji Akımları ve Türkiye’de Sosyoloji Problemleri adlı dersleri verdi.

Emekli olana kadar Bursa Uludağ Üniversitesi’nde Sosyal Çevre ve İnsan, Medikal Sosyoloji; Gazetecilik Yüksek Okulu’nda ve Yüksek Öğretmen Okulu Eğitim Enstitüsü’nde ise çeşitli sosyal bilim dersleri verdi. Emeklilik sonrasında 1991-2003 yılları arasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde Sosyolojide Düşünce Analizi, İslâm ve Çağdaşlaşma, Selçuklu ve Osmanlı Toplum Yapısı, İnsan ve Ulus Hakları ve Koruması adlı dersleri yürüttü.

Eserleri

Cahit Tanyol, doktora ve doçentlik tezlerinde ele aldığı konuları 1954 yılında ilk kitabı olan Sanat ve Ahlak adıyla yayımladı. 1960 yılında Sosyal Ahlak: Laik Ahlaka Giriş basıldı. Bu ilk iki kitap, Tanyol’un sosyoloji alanındaki yaklaşımlarının temelini oluşturdu ve üniversitede ders kitabı olarak okutuldu.

1969 yılında yayımlanan Kuruluş ve Fetih Destanı, Osmanlı Devleti’nin kuruluşunu ve İstanbul’un fethini konu edinir. Eser, İslâmî bir geleneği Marksist bir okuma ile yorumlama çabasının ürünü olarak değerlendirilmiş; 1950’lerde başlandığında tarihsel arka planıyla epik bir destana ulaşmayı amaçlamış, 1960 sonrasında Marksist bir eğilimle yönlendirildiği için ideolojik bakımdan eklektik bir yapı göstermiştir. Kitapta Osmanlı Devleti’nin kuruluşu ve İstanbul’un fethi üzerinden “dinî-metafizik kurucu devlet felsefesi” işlenmiştir.

1970 yılında, laik ahlaka dayalı birey, toplum ve devlet tasarımını genişleten radyo konuşmalarından oluşan Sosyolojik Açıdan Din Ahlak Laiklik ve Politika Üzerine Diyaloglar kitabı yayımlandı.

1980’li yıllarda “Atatürk’ün Doğumunun 100. Yılı Dizisi” kapsamında Türkiye İş Bankası Yayınları tarafından yayımlanan kitap serisi içinde, aynı konuda daha önce yayımladığı çeşitli makaleleri de içeren Atatürk ve Halkçılık (1981) basıldı. Bunu, Yahya Kemal üzerine yazdığı makaleler ile Yahya Kemal’in kendisine tutturduğu özel notların ve anıların düzenlenmesinden oluşan Türk Edebiyatında Yahya Kemal (1985), daha önce yayımlanmış çeşitli makaleleri de içeren Laiklik ve İrtica (1989) ve gazetelerde seri hâlinde yayımlanmış makalelerin toplamı ile buradaki görüşlerinin genişletilmiş hâlinden oluşan Çankaya Dramı: Silahlı Ordu/Silahsız Ordu (1990) izledi.

1990’larda ilk defa şiirlerini kitaplaştırdığı Son Liman (1992) yayımlandı. Yayınlandığı yıllara göre konuya bakışı bakımından özgün nitelikleri bulunan, özünde “Türkler ile Kürtlerin birliğine” yapılan vurgu ve Ziya Gökalp’in yaklaşımlarına dayanan Türkler ile Kürtler (1993) basıldı. 1945 yılında Von Aster’den aldığı bitirme tezi olan ve Schopenhauer’un görüşlerini inceleyen Schopenhauer’da Ahlak Felsefesi 1998’de yayımlandı. 28 Şubat 1997 sürecinin öncesi ve sonrasındaki sıcak günlerde yazdığı yazılarını da içeren Neden Türban: Şeriat ve İrtica ise 1999’da basıldı.

2000’li yıllarda, Kuruluş ve Fetih Destanı ile Son Liman kitaplarının birleşimi yanında yeni ve yayımlanmamış şiirlerini de içeren toplu şiir kitabı Düş Yorgunu (2001) yayımlandı. İlk temellerini 1956 yılında ortaya koyduğu “partisiz parlamento” fikrini teorik çerçevede ele aldığı, bu görüşünü devlet felsefesiyle birleştirdiği ve “rüya” bölümünde tarihî ve önemli kişiliklerin ağzından verdiği görüşlerle Cumhuriyetin günümüze ilişkin bir eleştirisini sunduğu Hoca Kadri Efendi’nin Parlamentosu 2003’te basıldı. Gençlik yıllarını yansıtan otobiyografik romanı O Zaten Yoktu ise 2007’de yayımlandı.

2010’lu yıllarda yayımlanmamış notlarından, eski kitaplarının yeni baskılarından ve makalelerinin derlenmesinden oluşan kitapları yayımlandı. 2012’de, eşkıyalık yaparken İstiklâl Savaşı döneminde Millî Mücadele’ye katılan Kahraman Mamato’nun hikâyesini, onunla yaptığı görüşmelerden aktardığı Mamato: Bir Milli Mücadele Öyküsü Eşkıyalıktan Çete Reisliğine kitabı yayımlandı. Daha önce yayımlanmış makalelerinden derlenen Sancılı Toprak 2014’te; öğrencisi olduğu, tanıştığı, dost olduğu ve incelediği isimlerden oluşan Düşünce Dünyamın Konukları, İngiltere’nin devlet ve toplum yapısını ele aldığı yazılarından oluşan Türünde Tek Devlet İngiltere ve edebiyat makalelerinden oluşan Edebiyat Yazıları 2015’te yayımlandı.

Osmanlı Devleti’nin son döneminden bugüne öne çıkan şahsiyetlerin konuştuğu genişletilmiş hâliyle Ahirette 1 Açıkoturum, 1956-1957 yıllarında Havadis gazetesinde basılan yazılarından oluşan Dost Gözü, 2003 yılında ilk baskısı yapılan Hoca Kadri Efendi’nin Partisiz Parlamentosu’nun ikinci baskısı, İstanbul Üniversitesi’nde aldığı felsefe eğitimi sırasında tuttuğu notlardan oluşan Hocam Ernst von Aster’in Penceresinden 16. ve 17. Yüzyıl İngiliz Felsefe Dünyasına Bakmak, O Zaten Yoktu otobiyografik romanının ikinci baskısı, çoğunluğu son yıllarda yazdığı yeni şiirlerden oluşan Limana Dönseydi Gemi ile din ve sosyalizm alanında yazdığı yazılarından oluşan İslâmiyet ve Sosyalizm 2016 yılında yayımlandı. 2017 yılında ise, 1961’de Sosyoloji Dergisi’nde yayımlanan “Peşke Binamlısı Köyü” makalesinin ilk kitap hâli ve Laiklik ve İrtica kitabının üçüncü baskısı basıldı. Bu kitaplarda Tanyol’un daha önce dile getirdiği düşüncelerinin farklı boyutları yer almakla birlikte, bunları aşan yeni bakış açıları geliştirilmemiştir.

Türk Düşünce Dünyasındaki Yeri

Cahit Tanyol, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nde Ziya Gökalp, Hilmi Ziya Ülken ve Nurettin Şazi Kösemihal ile Batı merkezli bir seyir izleyen sosyoloji içinde, 1960’lı yıllarda “Türkiye Sosyolojisi” anlayışını öne çıkardı. Dersleri, konuşmaları, kitapları, yazıları ve yaptırdığı doktora tezleriyle Türk sosyolojisinin bu yönde ilerlemesine katkı sağladı. Düşünceleri ve faaliyetleriyle “Türkiye Sosyolojisi” yaklaşımının kurucusu olarak değerlendirildi. Yerli ve millî sosyoloji anlayışının temellerinden birini attı. Bu toprakların tarihsel ve kültürel özünden beslenen bir sosyoloji bakışı geliştirdi. Bu bağlamda, sosyolojinin Osmanlı-Türkiye çizgisindeki kurucuları olarak Tarih-i Cevdet’in yazarı ve Mecelle’nin mimarı olan devlet adamı Ahmet Cevdet Paşa’yı (1822-1895) ve Tarih-i Umumi’yi yazan Mizancı Murat’ı (1854-1917) gördü.

1960’lara kadar hocası Hilmi Ziya Ülken’in görüşlerinden de etkilenerek temelde Ziya Gökalp ve Prens Sabahattin sosyolojilerini benimsedi, Durkheim sosyolojisiyle yakınlık kurdu. 1950’lerde dünyada olduğu gibi Türk sosyolojisinde de etkili olmaya başlayan Amerikan sosyolojisinin etkisiyle İstanbul Sosyoloji Geleneği içindeki ilk köy monografisini Hilmi Ziya Ülken ve Nurettin Şazi Kösemihal ile birlikte yaptı. Yaptığı diğer köy monografileriyle bu sürecin başlıca devamcılarından biri oldu.

1960’lara kadar içsel anlamda dinî ve metafizik duyguları benimseyen; liberal, muhafazakâr fakat yeniliğe açık; çekingen taraflarıyla birlikte demokrasiye, toplum değerlerinin ifadesine, temsil edilmesine ve toplumsal örgütlenmelerin gerekliliğine inanan; ilk yıllarında milliyetçilik duygusu ağır basan şair, edebiyatçı, felsefeci ve sosyolog bir aydın kimliği taşıdı. Bununla birlikte 1960’larda, 27 Mayıs 1960 Darbesi’nin de etkisiyle daha merkeziyetçi bir yönetim anlayışını ve daha makro, bütüncül bir sosyolojiyi savunmaya başladı.

Değişen düşüncelerine rağmen Cahit Tanyol, yerli düşünceyi ve yerli sosyolojiyi temsil etti. 1960’larda “Türkiye Sosyolojisi” adlı dersi vermesinin arka planında, bu ülkeden dünyaya bakan yerli fikir insanları ve düşünceleri yer aldı. Bu düşüncenin oluşumunda hayatında iz bırakan başlıca isimler; 1926-1931 yılları arasında dersine giren Adana Erkek Muallim Mektebi’ndeki hocası, millî ve dinî şiirleriyle tanınan Arif Nihat Asya (1904-1975); Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’nde 1931-1935 yılları arasında hocası olan ve Batı ile İslâm medeniyeti arasında bir tür dram yaşayan bireye ve topluma odaklanan Ahmet Hamdi Tanpınar (1901-1962); 1943-1958 yılları arasında usta-çırak ilişkisi içinde yakınlık kurduğu, millî ve dinî yönleri güçlü şiirleriyle Cumhuriyet’in önemli şairlerinden Yahya Kemal Beyatlı (1884-1958); 1960’lı yıllarda fikren büyük yakınlık duyduğu, Osmanlı’yı yeniden tanımayı sağlayan eserlerin sahibi Kemal Tahir (1910-1973); bu yıllarda İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nde ders veren, Batı’yı iyi bilen ve bu bilgisini Doğu/İslâm medeniyeti ve Anadolu irfanı ile birleştirmeye yönelen Cemil Meriç (1916-1987) oldu. Bu isimler, yerli düşünceyi ve sosyolojiyi geliştirmesinde Tanyol’un faydalandığı, ilham aldığı ve farklı dönemlerde temas kurduğu düşünce kaynakları arasında yer aldı.

1960’larda bu fikir insanlarının düşüncelerini, zaman zaman yakınlık duyduğu Ziya Gökalp ve Prens Sabahattin sosyolojileriyle birleştirdi. Bu dönemde pragmatik Marksist bir yaklaşımla ilerledi; İslâm sosyalizminin mümkün olup olmadığını araştırdı, Kemalizm ile sosyalizmi de birleştirmeye çalıştı.

1970’lerde yerli sosyoloji konusunda önemli açılımlar yaptı. 1970’lerin terör ortamında ise daha otoriter ve merkezi, partisiz parlamento gibi çözüm önerileri bulunan güçlü yönetim anlayışını ve bunu sağlayacak sosyolojiyi dile getirdi.

1980’lerde yoğun biçimde Kemalizm ve demokrasi eleştirisi yaptı. Turgut Özal’la birlikte gelen ve dünya kapitalist sistemine eklemlenme süreci olarak değerlendirdiği liberalleşme politikalarını olumsuz gördü. Liberalleşme sürecinde artan köyden şehre göçü ve bu göçün devamı olan şehirlerin İslâmlaşması sürecini yakından ele aldı; Batılılaşmayı mevcut görünümleriyle değerlendirdi.

1990’larda, SSCB’nin 1989-1991 yılları arasındaki sancılı yıkılışıyla başlayan süreçte dünya sistemindeki uygulama dayanaklarından yoksun kalan sosyalizmin düşüncelerinde kalan etkilerinden uzaklaşarak “Ulusal Sol” bir noktaya düşen “Kemalist Sol” bir yaklaşım geliştirdi. Bu yıllarda yoğunlaşan ve Tanyol’a göre devletin varlığına tehdit algısı oluşturan irtica, Kürt, Alevi-Sünni meselelerini ele aldı.

2000’lerde AK Parti’ye karşı önce zıt, dirençli ve “Ordu Göreve” düşüncesine yakın bir tutum sergiledi. Ancak 2010’lardan itibaren iç ve dış olaylar karşısında ideolojik olarak uyuşmadığı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan şahsında “devlet adamı” olgusu ile “devletin bekası” bütünlüğünde devletçi bir yaklaşımı merkeze aldı ve savundu. Yaşanan siyasal gelişmeleri, küresel dinamikler ekseninde devletin varlığı, birliği ve bütünlüğü boyutunda değerlendirdi.

Cahit Tanyol, ömrü boyunca faydalanmakla birlikte “kökü dışarda” olarak tarif ettiği hiçbir ideoloji ve teoriyi aynen almadı; düşünceleri kendi yaklaşımıyla “biz” odağında dönüştürmeye yöneldi. Cumhuriyet’le birlikte giderek artan Batı karşısındaki “aşağılık” duygusuna ve Batı taklitçiliğine karşı çıktı. Yalnızca Cumhuriyet tarihini esas alan anlayışa, hatta yalnızca İslâm öncesini temel almak isteyen tarih anlayışına da karşı çıkarak 1000 yıllık Selçuklu-Osmanlı-Türkiye tarihini esas aldı. Bu anlayış, Anadolu’nun tarihini, kimliğini, kültürünü ve medeniyetini önceleyen, kendi değerlerini yok saymayan bir sosyoloji yaklaşımıdır. Türkiye’yi Batı’dan değil, kendi toprağından ve tarihinden hareketle değerlendirdi. Başka bir ifadeyle dünyaya Batı’dan değil, Türkiye’den baktı; merkezi Türkiye oldu. Bu anlamda güçlü bir yerli sosyoloji temsilcisi olarak değerlendirildi.

Emperyalizme, sömürgeciliğe ve istilaya karşı durdu. Osmanlı’nın yıkılışını bütün yönleriyle, çocukluğunda neredeyse fiziken katliamlara direnerek öğrenmiş bir birey olarak vatanseverliği öne çıkardı. Bir bakıma “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır” anlayışıyla ülkesine ve toplumuna baktı. Sosyoloji yaklaşımında bu nedenle “önce devlet, sonra toplum”, “devlet her şeydir”, “devlet olmazsa toplum diye bir şey olmaz” gibi argümanlar öne çıktı. Cahit Tanyol, “devlet-i ebed müddet” ilkesini ve “devletin bekası” felsefesini düşüncesinde içselleştirdi ve ömrü boyunca savundu.

Cahit Tanyol’un 106 yıllık ömrünün yaklaşık 80 yılı aktif düşünce ve yazı hayatı içinde geçti. İmparatorluk sonrası yeniden inşa edilen Türkiye’de düşünsel değişimler, dönüşümler ve kırılmalar yaşadı. Onun öznel düşünce tarihi, Türkiye tarihinin toplumsal, siyasal, kültürel ve düşünsel yönleriyle örtüşen, çakışan, kesişen veya ayrışan bir yapı gösterir. Bu bakımdan Tanyol’un hayatı ve düşüncesi, farklı bir sosyoloji ve düşünce tarihini bireysel bir yaşam deneyimi içinden anlamak için zengin veriler sunar.

Cahit Tanyol, aldığı eğitimler, ilgilendiği konular, üniversitedeki görevi, yazı çevrelerinde ve entelektüel hayatta uzun yıllar yer alması sebebiyle Türkiye modernleşmesinde çeşitli işlevler üstlenen aydın tipinin örneklerinden biridir. Çalışmalarında Cumhuriyet modernleşmesinin önündeki engeller veya eğilimler üzerinde durmuş; özellikle laik/anti-laik ekseninde şekillenen din bağlamındaki farklılıkları ve yaklaşımları aşmaya yönelik fikirler geliştirmeye çalışmıştır.

1914 doğumlu Cahit Tanyol, 1914 yılında Darülfünun’da sosyoloji derslerinin kurumsal biçimde başlamasıyla kuruluşu kabul edilen ve dünyanın ilk birkaç sosyoloji kürsüsünden biri olan İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Kürsüsü ile yaşıttır. Aynı kürsüde 37 yıl kesintisiz hizmet vermiş; şair, öğretmen, felsefeci ve sosyolog kimliğiyle 1400’ün üzerinde makale ve 20’yi aşan kitap yayımlamıştır. Bütün olarak bakıldığında, hangi düşünceyi ve yaklaşımı benimserse benimsesin Cahit Tanyol için öncelikli olan, benimsediği düşüncenin bu toprakların tarihsel birikiminden gelen kendi düşünce dünyasıyla bağ kurabilmesidir. Bu açıdan, farklı dönemlerdeki değişimlerine rağmen düşüncesinin yerli özelliğini korumuştur. Yaklaşımları, önerileri ve çözümleri her zaman geçerli görülmese de Tanyol, değerlendirmelerini Anadolu’dan ve Türkiye’den dünyaya bakan bir gözle yapmaya öncelik vermiştir. Türkiye’de “kendimizi inkâr etmeyen”, “biz kimiz” sorusunu tarihinden kopmadan cevaplamaya çalışan ve toplumun değerleriyle çatışmayı amaç edinmeyen yerli düşünce çizgisinin temsilcilerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Eserleri

Sanat ve Ahlak, İ.Ü.E.F. Yayınları, Yayın No: 577, İstanbul, 1954.

Sosyal Ahlak: Laik Ahlaka Giriş, İ.Ü.E.F. Yayınları, Yayın No: 848, İstanbul, 1960.

Kuruluş ve Fetih Destanı, Gün Matbaası, İstanbul, 1969; 2. baskı, Pozitif Yayınları, İstanbul, 2004.

Sosyolojik Açıdan Din Ahlak Laiklik ve Politika Üzerine Diyaloglar, Okat Yayınevi, İstanbul, 1970.

Atatürk ve Halkçılık, Türkiye İş Bankası Yayınları, Atatürk’ün Doğumunun 100. Yılı Dizisi No: 6, Ankara, 1981.

Türk Edebiyatında Yahya Kemal, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1985; genişletilmiş 2. baskı, Özgür Yayınları, 2008.

Laiklik ve İrtica, Altın Kitaplar, İstanbul, 1989.

Çankaya Dramı: Silahlı Ordu/Silahsız Ordu, Altın Kitaplar, İstanbul, 1990; 2. baskı, Altın Kitaplar, 2007, yeni önsözle.

Son Liman, Armoni Yayınları, İstanbul, 1992.

Türkler ile Kürtler, Era Yayınları, İstanbul, 1993; 2. baskı, Gendaş Yayınları, 1999.

Schopenhauer’da Ahlak Felsefesi, Gendaş Yayınları, İstanbul, 1998.

Neden Türban: Şeriat ve İrtica, Gendaş Yayınları, İstanbul, 1999.

Düş Yorgunu, Gendaş Yayınları, İstanbul, 2001; Kuruluş ve Fetih Destanı ve toplu şiirler.

Hoca Kadri Efendi’nin Parlamentosu, Gendaş Yayınları, İstanbul, 2003.

O Zaten Yoktu, Altın Kitaplar, İstanbul, 2007.

Mamato: Bir Milli Mücadele Öyküsü Eşkıyalıktan Çete Reisliğine, PiyaArt Yayınları, İstanbul, 2012.

Sancılı Toprak, PiyaArt Yayınları, İstanbul, 2014.

Düşünce Dünyamın Konukları, PiyaArt Yayınları, İstanbul, 2015.

Türünde Tek Devlet İngiltere, PiyaArt Yayınları, İstanbul, 2016.

Edebiyat Yazıları, PiyaArt Yayınları, İstanbul, 2015.

Ahirette Bir Açıkoturum, PiyaArt Yayınları, İstanbul, 2016.

Dost Gözü, PiyaArt Yayınları, İstanbul, 2016.

Hoca Kadri Efendi’nin Partisiz Parlamentosu, PiyaArt Yayınları, İstanbul, 2016.

Hocam Ernst von Aster’in Penceresinden 16. ve 17. Yüzyıl İngiliz Felsefe Dünyasına Bakmak, PiyaArt Yayınları, İstanbul, 2016.

O Zaten Yoktu, PiyaArt Yayınları, İstanbul, 2016.

Limana Dönseydi Gemi, PiyaArt Yayınları, İstanbul, 2016.

İslâmiyet ve Sosyalizm, PiyaArt Yayınları, İstanbul, 2016.

Peşke Binamlısı Köyü, PiyaArt Yayınları, İstanbul, 2017.

Laiklik ve İrtica, PiyaArt Yayınları, İstanbul, 2017.

Kaynakça

Çav, Erkan, Dramın Aydını Cahit Tanyol: Şair-Öğretmen-Felsefeci-Sosyolog, İstanbul: Kesit Yayınları, 2011.

Çav, Erkan, “Cahit Tanyol’un Düşünce Hayatı ve Türkiye Sosyolojisindeki Yeri”, Sosyologca, 11-12, 2016, s. 259-275.

Çav, Erkan, “İki Sosyoloji Akımının Temsilcisi Cahit Tanyol ile Şerif Mardin’in Eğitimleri, Çalışma Hayatları, Eserleri ve Sosyal Bilime Katkıları Üzerine Karşılaştırmalı Bir İnceleme”, Çekmece 6: İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 12, 2018, s. 29-62.