BURUN HAYRİ (KURU HAYRİ)

Nüktedanlığı, hazırcevaplığı ve kurduğu “Kuru Kafa Spor” ekibiyle tanınan; Gaziantep’in sporcu ve eğlence çevrelerinde iz bırakmış meşhur sima

Bu madde 20 defa ziyaret edilmiştir.

Lakabı, uzun burnunun bir Antep çıbanı ile zedelenmiş olmasından gelir; burnunun bir yanı eksik kaldığından Antep ağzında buna “hırnik” dendiği için önce ona Hırnik, sonra Burun Hayri denmeye başlanmıştır. İnce, orta boylu ve zayıf yapılı olduğundan aynı zamanda Kuru Hayri diye de anılırdı; ilerleyen yıllarda başından geçen bir olaydan sonra bu ikinci lakap onun asıl kimliği hâline gelecektir.

Yirmi beş otuz yıl öncesine, yani gençlik yıllarına dair en canlı tanıklıklardan biri, o dönem Alleben Göl Gazinosu’nu işleten bir kişiye aittir. Bu kişinin anlattığına göre; Alleben deresine bent yapılmış, dört yüz metrelik bir su birikintisinde yirmi dört kişilik sandal gezdirilirdi ve Burun Hayri hemen her gün buraya arkadaşlarıyla gelirdi. Yanındakiler genellikle o yılların tanınmış sporcuları ve iş adamlarıydı; aralarında Cemil Hoca diye bilinen centilmen bir Antepli sportmen de vardı. Bu arkadaş grubu gazinoda toplanır, getirdikleri içki ve yemeklerle âlem ederlerdi; gazino sahibi yıllarca bu arkadaş çevresinden bir kuruş bile almadığını özellikle belirtir. İşte bugün hâlâ düğünlerde çalınan “Eli Zilli” türküsü, o yıllarda tam da bu gazinoda bestelenip güftelenmiş, oynak bir hava olarak dilden dile yayılmıştır. Türkünün nakaratındaki “eli zilliye” sözü, o çevrede sık sık “Kuru Hayri’ye” diye değiştirilerek söylenirmiş; çünkü Kuru Hayri terennüme katıldığında iki eline taktığı küçük zillerle tempo tutar, ortama ayrı bir hava katardı. Eli zilli lakabının kökeni de buradan gelir.

Burun Hayri’nin bu dönemdeki yakın çevresinden biri de spor malzemesi imalatçısı Cemil Hoca’ydı. Cemil Hoca futbol topu ve benzeri malzemeler üretir, Burun Hayri’yi de bu işe ortak ederdi. Her toplantıda, her mecliste kendini dinletebilen biriydi; anlattığı fıkralar ve hikâyeler çoğu zaman gerçeğe pek uymasa da dinleyenleri kahkahaya boğardı. Onu tanıyanlar, aradan yıllar geçtikten sonra bile anılarını unutamadıklarını, ondan hep tatlı bir dille söz ettiklerini anlatır.

Burun Hayri’nin hatıralarının bir kısmı Toto Ahmet lakaplı Ahmet Özbilginer’den nakledilmiştir. Özbilginer’in anlattığına göre 1964 yılında Gaziantep Genç Karması bölge şampiyonu olmuş, Türkiye genç karmalar futbol şampiyonası Mersin’de düzenlenmişti. O günlerde futbola gönül vermiş Sakıp Öztüzün antrenörlük yapıyordu ve Burun Hayri’yi kafileye moral hocası olarak görevlendirmişti. Bu turnuvada takım, hakemin taraflı tutumu yüzünden en iyi oyunculardan Kazık Muharrem ile Hükümet Mamet’in maç dışı bırakılmasıyla Türkiye genç takım federasyon karmasına yenilmiş, birkaç gün sonraki ikinci maçta ise Ankara genç karmasına dört farkla mağlup olunmuştu.

Yine Toto Ahmet’in aktardığı bir başka anekdotta, Kuru Hayri bir akşam üzeri spor arkadaşının davetine gider. Elektriklerin kesik olduğu, evin mum ışığıyla aydınlatıldığı o gece, sırtındaki paltoyu duvardaki bir askıya astığını sanır; oysa astığı yer meğer duvara yapışmış kocaman bir akrebin kuyruğudur. Mum ışığında paltosunun duvarın üzerinde hareket ettiğini görünce “amanın, benim paltom canlandı” diye bağırmış, evdekiler gülmekten kırılmıştır. Anlatıldığına göre bu da onun uydurmasyon hikâyelerinden biridir; zira kimsenin bir türlü anlayamadığı garip bir yeteneği vardı — bir konu tartışılırken ya da sohbet edilirken, aklına gelen şeyi sanki gerçekten yaşanmış gibi, inandırıcı bir şekilde anlatabilirdi.

Ne var ki Kuru Hayri’nin hayatında kurgu olmayan, gerçekten yaşanmış çok çarpıcı olaylar da vardır. Onu yakından tanıyanlardan Fedayi Hüseyin’in aktardığına göre Burun Hayri, “Kuru Kafa Spor” adlı bir kulübün kurucularındandı. Kulübün diğer kurucuları arasında Cemil Hoca, Hasbi Kara, Toto Ahmet ve Mambo Hökkeş bulunuyordu. Takımda Galatasaraylı Eray, Çınarlılı Kara Fethi, Kalespor’dan Hükümet Mamet ile Kazık Mamet, yine Çınarlılı Ünal Altınok gibi oyuncular, kalede ise kürttepeli Mamoş ile Çınarlılı İhsan Bal görev yapardı. Kulübün amblemi de bir hayli dikkat çekiciydi: elektrik direklerinde görülen “Tehlikelidir” yazısının altındaki kuru kafa resminden esinlenerek, altına iki çapraz kemik konmuş bir sembol kullanılırdı. Kuru Kafa ekibi maçlara oldukça cüretkâr ve iddialı çıkar, maçtan önce hep birlikte saçlarını ustura ile kestirip kel kafayla sahaya inerlerdi; bu hâl ve hareketleriyle rakip takımı tedirgin edip maneviyatını bozmaya çalışırlardı.

Kulübün ve lakabın asıl hikâyesi ise acı bir olaya dayanır. O yıllarda Türkiye’de işsizlik yaygındı, birçok genç gibi Burun Hayri de birkaç arkadaşıyla birlikte iş bulma kurumu aracılığıyla Almanya’ya çalışmaya gönderilmişti. Kaldıkları pansiyonda şakacı, kantocu arkadaşlarıyla her akşam içki âlemi kurarlardı. Bir gece yine kafalar iyice çekilmiş, tempo tutulurken aşırı alkolün etkisiyle pansiyonda yangın çıkmış, Burun Hayri bu yangında ağır şekilde yanmış, ölüm hâlindeyken canı zor kurtarılmıştı. Uzun süren bir tedavinin ardından hayatta kalmayı başarmış, fakat artık bembeyaz, kupkuru bir bedenle yaşamak zorunda kalmıştı. İşte bu olaydan sonra ona Kuru Hayri denmeye başlanmış, kurduğu spor kulübünün adı da “Kuru Kafa Spor” olarak belirlenmiş, sembolü de bir kuru kafa ile iki çapraz kemik olmuştu.

Elleri ve yüzü tamamen yanmış hâlde Almanya’dan malulen emekli olup Türkiye’ye dönen Burun Hayri, geri kalan hayatını alkole vererek geçirdi. Vaktinin büyük kısmını dama ve satranç oynayarak geçirir, ailesi ve çocukları dahi onu tam olarak anlayamazdı. Yapayalnız, oldukça perişan bir hayat sürmüştü; ailesi Almanya’dan gelen emekli maaşına dahi el süremezdi, o da parasını içkiye yatırırdı. Buna rağmen çevresindekiler onun aslında iyi kalpli bir insan olduğunu, hâlâ herkesçe böyle hatırlandığını söyler.

Son yıllarında ona bir kedi alışmıştı; kediyi dövse de kovsa da yanından ayrılmazdı. Kendisi zaten devamlı içerdi, bir gün kediye “dövüyorum, kovuyorum, gitmiyorsun; en iyisi sen benim kadeh arkadaşım ol” deyip ona rakı içirmiş, meze olarak da kemik yedirmişti. O günden sonra kedi de içkiye alışmış, her gün Burun Hayri’nin dizinin dibine oturup miyavlayarak rakı ister olmuştu. Burun Hayri buna dayanamayınca kediye şarap içirmeye başlamış, ikisi bir süre şarap arkadaşlığı yapmışlardı.

Burun Hayri’nin hayatı, hem kurduğu bir spor kulübüyle Gaziantep’in yerel futbol tarihine, hem de anlattığı fıkralarla, uydurma da olsa akılda kalan hikâyeleriyle şehrin sözlü kültürüne katkıda bulunmuş bir sima olarak hatırlanmaktadır. Yaşadığı yangın kazası, ona verilen lakabın da kaynağı olmuş, adı hem acıklı hem de nüktedan bir hayat hikâyesiyle özdeşleşmiştir. Vefat tarihi kaynaklarda kesin olarak belirtilmemekle birlikte, kendisinden bahsedenler onu genellikle “rahmetli” diye anmakta ve hakkında hâlâ zevkle konuşmaktadır.

Anahtar Kelimeler

Kaynakça

Metropol Gazetesi. (1995, 15 Mart). Burun Hayri (Kuru Hayri) [Haber]. Metropol Gazetesi.

Özbilginer, A. (t.y.). Burun Hayri’nin bir hatırası [Anlatı]. Burun Hayri içinde (s. 31).

Sakioğlu, Ş. M. (1997). Gaziantep’in ünlü simaları.