BARAK HAVALARI VE TÜRKÜLERİ
Gaziantep’in Nizip, Oğuzeli ve Karkamış ilçelerini merkeze alan Barak Ovası’nda yöre ağzı ile icra edilen uzun hava şeklindeki türkülerdir.
Barak adı, Türk dünyası için efsanevî yönleri bulunan kadim bir isimdir. Dîvânu Lugâti’t-Türk’te Barak kelimesinin eski Türklerde “köpek” ve “kuş” şeklinde iki mitolojik varlığa işaret ettiği belirtilmektedir (İnan, 1949). Oğuznâme destanlarında ise Oğuz Han ile mücadele eden ve onu yenilgiye uğratan savaşçı bir grup olarak Baraklardan ve liderleri Barak Han’dan söz edilmektedir (Sakaoğlu ve Duymaz, 2020). Barak kelimesinin anlamı konusunda savaşçı, öncü ve bayraktar gibi farklı görüşler bulunmaktadır. Yakutlardan Oğuz Türklerine kadar büyük ölçüde Orta Asya merkezli, kısmen mitolojik, kısmen destansı, kısmen de kahramanlık anlatıları ve hikâyeleri biçiminde Barak, Barak Han ve Baraklar adlarıyla çeşitli kişi ve topluluk isimlerine rastlanmaktadır (Tiryaki, 2022).
Günümüzde Barak Ovası veya Barakeli, Gaziantep’in Nizip, Oğuzeli ve Karkamış ilçeleri sınırları içinde yer almaktadır. Bununla birlikte Barak Ovası, hem coğrafî hem akrabalık hem de kültürel bakımdan Suriye’deki Carablus ve Mümbiç beldelerine kadar uzanmaktadır (Kum, 1963). Baraklar, Barak kültürü ve Barak Ovası yörede çoğu zaman yalnızca “Barak” adıyla ifade edilmektedir. Bu adlandırma, yalnızca Gaziantep’in Nizip, Oğuzeli ve Karkamış ilçelerini merkeze alan geniş düz araziyi ve burada yaşayan toplulukları değil; uzun havalardan geleneklere, göreneklerden törelere kadar yöreye ait birçok kültürel unsuru da kapsamaktadır. Bu yönüyle Barak ifadesi, Baraklara ve Barak Ovası’na dair genel bir isimlendirme olmakla birlikte günümüzde coğrafî ve etnik aidiyetin ötesine geçen geniş bir kültürel anlam kazanmıştır.
Sözlü kültür kaynaklarına göre Baraklar, XVII. yüzyılda son büyük Türkmen göçüyle Feriz Bey öncülüğünde Anadolu’ya gelmiş, daha sonra zorunlu iskânların da etkisiyle farklı bölgelere dağılmıştır. Günümüzde Barakların en büyük topluluğu Barak Ovası’nda yerleşiktir. Baraklar, XX. yüzyılın başına kadar büyük ölçüde göçebe bir hayat sürmüşlerdir. Konargöçer bir Türkmen topluluğu olarak Anadolu’ya gelen Baraklar, yüzyıllar boyunca hayvancılıkla uğraşmış; yaklaşık son iki yüz yıl içinde yerleşik hayata büyük ölçüde uyum sağlayarak ağırlıklı biçimde tarıma yönelmiştir. XX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ise tarımda makineleşme ve kente göç, yöreyi ciddi biçimde dönüştürmüştür.
Barakların Anadolu’da geçen son dört yüz yıllık tarihleri, daha çok nesilden nesile sözlü olarak aktarılan hikâye, ağıt, şiir ve mesellere konu olmuştur. Bu süreçte karşılaştıkları zorlu koşullar ve yaşadıkları dikkate değer olaylar; ibret, tecrübe ve kültürel zenginlik olarak topluluk belleğinde varlığını ve canlılığını korumaktadır (Tiryaki, 2022). Bu durumun en belirgin örnekleri, daha çok ağıt biçiminde söylenen Barak havaları ve türkülerinde görülmektedir.
Barak Havaları ve Müzik Geleneği
Barak uzun havaları, kimi sözlerin uzatılarak, kimi sözlerin ise daha vurgulu biçimde söylenmesiyle icra edilen ve yöre insanı için önemli bir duygu dışavurumu niteliği taşıyan müzik formlarıdır. Baraklar da diğer Anadolu toplulukları gibi duygularını doğrudan ifade etmekten ziyade türkü, ağıt ve uzun hava aracılığıyla dile getirme eğilimindedir. Bu bakımdan türküler, duygu aktarımı ve ifadesi için önemli bir araçtır. Barakeli’nde dost meclislerinden düğün ve dernek etkinliklerine kadar birçok ortamda Barak havaları temel eğlence ve gündem unsurlarından biridir.
Barak türkülerinin büyük bölümünde hüzün hâkimdir. Bu türkülerin arka planında yüzlerce yıllık göç, sürgün, isyan, ıstırap ve özlem yer alır. Derin ve duygu yüklü ağıt sözleri, zurnanın tiz sesiyle birleşerek güçlü bir feryat niteliği kazanır. Bu yönüyle Barak havaları, geçmişi ve gidenleri unutmama iradesini yansıtan sözlü kültür ürünleri olarak değerlendirilebilir. Hem tarihsel olaylardan hem de gündelik yaşamdan izler taşıyan bu türküler, Baraklıların hayatında kalıcı bir yer edinmiştir. Geçmiş, bütün ağırlığı ve acılarıyla bu türkülerde yaşamaya devam eder. Barak havalarının her icrası, eski zamanların yâd edilmesi gibi algılanabilir. Dinleyenler çoğu zaman eski zor günleri yaşamışçasına derin düşüncelere dalar; geçmiş ve hatıralar, bugünün dertleriyle birlikte türküde birleşir. Barak türkülerinin etkisi, bu kültür içinde yetişmeyenler için sınırlı kalabilse de ağıtların içindeki derin duygu dünyasını duyumsayabilenler için bu türküler vazgeçilmezdir (Tiryaki, 2020: 11-12).
Barak kültürünün en önemli unsurlarından biri olan Barak havalarının ve türkülerinin, hem çalınışları hem de söylenişleri bakımından Gaziantep müzik kültürü ve Türk halk müziği içinde önemli bir yeri vardır. Genellikle uzun hava biçiminde icra edilen Barak türküleri; iskân, kahramanlık ve sevda türküleri olmak üzere üç ana başlık altında toplanabilmektedir. Bölgede “yüksek hava” da denilen uzun havalar, oldukça tiz seslerden başlayarak pes seslere doğru seyreden bir yapıya sahiptir. Kelimeler peş peşe ve süratli okunur; ağlamaklı, isyankâr ve sitem dolu bir tavırla söylenir.
Özellikle Barak iskân türkülerinde çoğunlukla Barakların Orta Asya’dan Anadolu’ya göçleri ve bu göçlerin ardından yaşanan güçlükler, mücadeleler, baskılar, sürgünler, isyanlar, sürtüşmeler ve çatışmalar konu edilmektedir. “Oldukça tiz seslerden başlayarak çığlık koparır ve feryat eder gibi, koma denilen küçük seslerle pes seslere doğru kayarak söylenen bu türkülerin icra biçimi Orta Anadolu’daki bozlakların icrasında da görülmektedir” (Ekici, 2013: 18).
Barak havaları, Gaziantep’in yakın çevresinde; özellikle Hatay, Adana, Osmaniye ve Kahramanmaraş gibi Çukurova civarında da bilinmekte ve icra edilmektedir. Bu bölgelerdeki benzer türkülerde söz, söyleyiş tavrı ve icra biçimi bakımından bazı farklılıklar görülebilmektedir. “Asıl Barak ağzı icra biçimi ise Nizip, Oğuzeli ve Karkamış” yöresindeki söyleyiş tarzı ve tavrıdır. Barak Ovası olarak da nitelenen bu bölgede icra edilen üslupta sözleri anlamak için Gaziantepli olmak dahi kimi zaman yeterli olmayabilir; sözleri tam olarak anlayabilmek için yöre ağzını çok iyi bilmek gerekir. Uzun hava formundaki bu icraların üslubu, Barakların yaşadığı acı ve sıkıntıların türkü ile ifadesi olarak değerlendirilmektedir (Ekici, 2013: 21, 125).
Barak türkülerinin hemen tamamı uzun hava formundadır. Yörede “İskân Makamı” da denilen iskân havaları, bu türküler içinde özel bir yere sahiptir. Bununla birlikte “Gaziantep’te söylenen her uzun hava Barak ağzı olmadığı gibi, Barak’ta söylenen her uzun hava da iskân havası değildir” (Ekici, 2025).
Ekici’ye göre Gaziantep’te hâlihazırda derlenmiş Barak havalarının veya türkülerinin toplam sayısı 60’tır. Bunların büyük bölümü bir hikâyeye dayanmaktadır. Bu türkülerden 10’u “Ağır Hava” denilen İskân Makamı’dır. Orta Anadolu’daki bozlaklarla büyük benzerlik gösteren bu iskân türkülerinin tamamı Nikriz makamında ve serbest ritimli ezgilerdir. Söz konusu iskân havalarının dördü kahramanlık, dördü iskân, ikisi ise sevda konuludur. Bunun yanında sözleri iskân konulu olduğu hâlde iskân havası olmayan eserler de bulunmaktadır. Dolayısıyla iskânı anlatan her türkü iskân makamı değildir; bir eserin iskân havası olmasını belirleyen asıl unsur sözden çok icra, söyleme tavrı ve üslup özellikleridir.
Bu çerçevede Barak havalarının temelde “Gaziantep Barak Bölgesi Üslubu” ve “Hatay/Kırıkhan Bölgesi Üslubu” olmak üzere iki önemli söyleyiş farkı vardır. Gaziantep yöresindeki eserlerin icrasında dahi belirgin farklılıklar görülebilmektedir. Bu ayrımlar şu şekilde ifade edilmektedir:
“Orta Barak Bölgesi Üslûbu”
“Fırat (Murat) Kenarı Bölgesi Üslûbu”
“Yukarı Antepeli / Kilis Koltuğu Bölgesi Üslûbu”
Suriye’deki Barak yerleşim bölgelerinde de Düğnük, Amerne, Akpınar, Karataş ve benzeri yerleşimlerde Barak ağzıyla türküler söylendiği bilinmektedir (Ekici, 2025).
Çalgılar ve İcra Ortamları
Barak’ta eskiden beri davul ve zurna temel müzik aletleri arasında yer alır. Zurna, düğünler dışındaki dost meclislerinde, sohbetlerde, yabanda ve Barak odalarında hem solo olarak hem de türkülere eşlik amacıyla kullanılır. Özellikle Barak odası muhabbetlerinde bağlama da gözde bir müzik enstrümanıdır. Bir dönem Barak Ovası’nı köy köy dolaşarak kemanlarıyla Barak havası dâhil çeşitli eserler icra eden kişiler de görülmüştür. Bu kişilerden bazıları, tatlı dilleriyle anlattıkları uzun hikâye, mesel ve destanlarla Barak odalarını şenlendirmiştir.
Barak odalarında icra kimi zaman herhangi bir müzik aleti olmadan tek başına türkü söyleme, hikâye, destan veya mesel anlatımı ya da Barakların geçmişine ilişkin sözlü kültür kaynaklı bilgilerin paylaşılması biçiminde gerçekleşebilir. Kimi zaman zurna veya bağlama eşliğinde türkü söylenir. Bazen de solo olarak zurna faslı veya bağlama ezgisi dinlenir. Barak odalarında zurna ve davulun kapalı mekânda saatlerce aralıksız icra edildiği muhabbet günleri ve geceleri de olabilmektedir (Tiryaki, 2024).
Anadolu türkülerinin büyük bölümünde olduğu gibi Barak türkülerinde de mecaz sıklıkla kullanılır. Örneğin Barak’ın öncü lideri Feriz Bey’in turna kuşunu sevdiğinden ve avcılığından söz edilmekle birlikte, turnanın kadim uygarlıklardan beri güzelliği, asaleti, zarafeti, göçü ve suyu temsil eden bir canlı olarak algılandığı belirtilmelidir. Bu türküleri yakanların turna veya diğer mecazları hangi kasıt ve bağlam içinde kullandığını kesin biçimde bilmek güçtür. Bununla birlikte Rakka sürgününün Baraklar üzerinde büyük bir etki bıraktığı açıktır.
Rakka iskânı sonucunda Barakların yarısının tekrar Türkistan’a dönmesi, o dönemde yakılan türkülerin birçoğunda çöl koşullarından söz edilmesi, ayrılıklardan yakınılması, suya hasret çekilen benzetmelerin kullanılması ve güzel zamanlara özlem duyan ifadelerin yer alması, Culab/Rakka iskânının Baraklar için meşakkatli ve eziyetli bir süreç olduğunu göstermektedir. Bu nedenle Barak ağıtları, basit bir hamaset, yüzeysel bir efkârlanma veya kuru bir aşk acısının ürünleri olarak değerlendirilemez. Bunlar yaşanmış acıların ve derinden hissedilen özlemlerin türküye ve feryada dönüşmüş biçimleridir.
Barak türkülerinden biri olan “Garip Türküsü”, hasreti konu edinir. Gidenlere, artık geri dönmeyecek olanlara, sılaya, yurda ve yâre duyulan özlemi anlatır. Ağıda ve türküye dönüşmüş uzun bir yolun hikâyesidir. Bu sebeple Barak’ın farklı yerlerinde çeşitli biçimlerde söylenmeye devam eder; dilden dile ve nesilden nesile aktarılır. Barak’ta Karacaoğlan’a atfedilen türküler de vardır. Doğrudan Karacaoğlan adıyla anılan bu türkülerden bazılarının sözlerinde Barak’taki yerleşim yerlerinin özel ve eski adları da geçmektedir (Seydimen Blog, 2026).
Âşıklık ve Sözlü Kültür Geleneği
Barak’ta zengin bir âşık geleneği bulunmaktadır. Dedemoğlu ve Kılıçoğlu gibi tarihî Barak ozanlarının yanında günümüzde de yörede Barak havaları başta olmak üzere bağlama çalıp türkü söyleyerek sanatını icra eden çok sayıda mahallî ozan vardır. Bu ozanlar, Barak’ın sözlü kültür belleği niteliğindedir. Barak odalarının ve dost meclislerinin şenlenmesinde müzikleri ve sözleriyle en çok aranan kişiler arasında yer alırlar.
Barak Ovası’nda, özellikle geçmişte, yetişkin erkeklerin günün büyük bölümünü odada veya oda çevresindeki gölgeliklerde geçirdikleri bilinmektedir. Bu noktada “Abdal” veya “Aşiret” denilen davul-zurna icracılarının varlığı ve yörenin ayrılmaz bir parçası olduğu ayrıca belirtilmelidir. Geçmişten beri Barak’taki her oymağın kendi çalgıcı “Aşiret”i bulunduğu ifade edilmektedir. Meslekleri gereği kuşaklarında zurnalarıyla gezen bu ustaların Barak odalarına uğramaları çoğu zaman bir zurna faslıyla sonuçlanır. Bu bakımdan Barak’ta zurna temel eğlence enstrümanlarından biridir.
Ancak Barak için yanık zurna sesi, eğlencenin ötesinde içten ve derin bir çığlık niteliği de taşır. Farklı makamlardaki içli ezgiler, geçmişin hüzün ve ıstıraplarını zurnanın tiz sesiyle dile getirir; dinleyenin yüreğine ve ruhunun derinliklerine işler. Bu anlarda zurna, yalnızca bir eğlence aleti olmaktan çıkar; geçmişle bugün arasında hüzünlü bir köprü kuran çalgıya dönüşür. Eski zamanın ve duyguların yeni kuşaklara aktarılmasına vesile olur.
Barak’ta eskiden beri zurna ve onun ayrılmaz parçası olan davul olmadan nişan ve düğün yapılmaz. Zurnanın davuldan farkı, icrası için mutlaka törensel bir etkinlik gerektirmemesidir. Barak’ta davul her zaman çaldırılmaz; sünnet, askere gidiş ve evlilik gibi önemli günlerde kullanılır. Davulun sesi komşu köylere kadar ulaştığından, çevredeki insanlara haber verilmeden davul çaldırmak uygun görülmeyebilir. Zurna ise güçlü bir çalgı olmakla birlikte davul kadar törensel bir anlam taşımaz; istenilen hemen her yer ve ortamda çaldırılabilir (Tiryaki, 2020: 155-156).
Anahtar Kelimeler
Kaynakça
Seydimen Blog Sayfası, (Barak Odası, Barak Kültür Mekânı,
tirekili). Erişim: Ocak 2026. https://seydimen.blogspot.com/2018/02/barak-turkulerinin-tarihi-arka-plan.html
Ekici, Savaş (2013). Gaziantep & Barak Müzik Kültürü,
Bazı Tespit ve Düşünceler. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Mayıs 2013.
Ekici, Savaş (2025). “Türkülerde Barak Türkmenlerinin 16 -
18. Yüzyıllar Arasında Anadolu’ya Göçü ve “İskân Havaları”. Zeitschrift für
die Welt der Türken, 2025, 17 /3, s. 113-138.
Kum, Naci (1963). “Türkmen Barakları”. Türk Etnografya
Dergisi, sy. 57, 1963, ss. 27-65.
İnan, Abdülkadir (1949). “Barak Efsanesi”. Belleten, c. 13,
sy. 49, 1949, ss. 151.
Sakaoğlu, Saim, Ali Duymaz (2020). İslamiyet Öncesi Türk
Destanları. Ötüken Neşriyat, 2020, sf. 242-243.
Tiryaki, Göksel (2020). Garıp, Bir Zamanların Barak Ovası
Hikâyeleri. Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık (KDY), Nisan 2020, İstanbul.
Tiryaki, Göksel (2022). Barak’ın Sosyal ve İktisadi
Dönüşümü. Orta Asya’dan Anadolu’ya Baraklar, Gazikültür A.Ş., Yayın No: 60,
71-92, 2022, Gaziantep.
Tiryaki, Göksel (2024). “Barak Odalarında Müziğin Yeri”.
Alleben Dergisi, Sayı 53, 40-42, Eylül 2024, İstanbul.