AYINTÂBLI MUHAMMED ŞÂKİR
XIX. yüzyıl Antepli divan şairi. (1790-1872)
Ayıntâblı Muhammed Şâkir’in hayatına dair bilgiler sınırlıdır. Şairin hayatı ve edebî kişiliği hakkındaki başlıca kaynak kendi divanıdır. Divanı dışında hayatı, ailesi, eğitimi ve şairliği hakkında ayrıntılı bilgi veren müstakil ve güvenilir bir kaynak bulunmadığından, biyografisine ilişkin bilgiler büyük ölçüde şiirlerinden ve tarih manzumelerinden hareketle tespit edilebilmektedir.
Şâkir Efendi’nin doğum ve ölüm tarihleri kesin biçimde doğrudan kaydedilmemiştir. Divanının sonunda “Şeyh Şâkir”in cemâziyelâhir ayında, cumartesi günü ikindi vaktinde dünyaya geldiği belirtilmekte; ancak doğum yılı verilmemektedir. Bununla birlikte divanın kaleme alınışının Sultan Abdülmecid’in tahta çıkışına rastlaması ve şairin “dal faslında, seb‘ u hamsîn sâla erdim zâyi ettim ömrümü” mısraında o tarihlerde elli yedi yaşında olduğunu söylemesi dikkate alındığında doğum tarihinin 1205/1790 yılına tekabül ettiği kabul edilmektedir. Divandaki tarih kayıtlarından hareketle Şeyh Şâkir’in 1205/1790’da Ayıntâb’da doğduğu, 1289/1872’de yine Ayıntâb’da vefat ettiği ve yaklaşık seksen yıl yaşadığı anlaşılmaktadır.
Şâkir Efendi, II. Mahmud, Sultan Abdülmecid ve Sultan Abdülaziz dönemlerine erişmiştir. Divanını Sultan Abdülmecid’in saltanatı sırasında tertip etmiştir. Divanından edinilen bilgiye göre mesleği “kefş-gerlik”, yani ayakkabıcılıktır.
Babası Hafız Mahmûd Efendi’dir. Hafız Mahmûd Efendi’nin hayatına dair bilgiler de büyük ölçüde Şâkir Efendi’nin ona duyduğu muhabbeti dile getirdiği manzumelerden çıkarılmaktadır. Divanda 3 numarayla kayıtlı olan, “Kasîde-i Mahmûdiyye” başlığını taşıyan ve “yâ Mahmûd” redifli 43 beyitlik methiye bu bakımdan önemlidir. Bu kasideden anlaşıldığına göre Hafız Mahmûd Efendi, bugün Kepenek Mahallesi Şeyh Fethullah Sokak’ta bulunan Şeyh Fethullah Camii’ndeki tekkede şeyhlik yapmıştır. Daha sonra Halep’te bulunduğu sırada vefat etmiştir.
Şâkir Efendi, babasının 1251/1835 yılındaki vefatına tarih düşürmek amacıyla yazdığı manzumede Hafız Mahmûd Efendi’nin önce Maraş’ta müderrislik ve fetva görevlerinde bulunduğunu, daha sonra Halep’e gittiğini, bulunduğu çevrelerde saygı ve sevgi gördüğünü belirtir. Bu manzumelerden Hafız Mahmûd Efendi’nin tasavvuf ehli, erenlerle yakın ilişkisi bulunan ve aynı zamanda dinî ilimlerde yetkin bir şahsiyet olduğu anlaşılmaktadır.
Ayıntâblı Şâkir Efendi ilk eğitimini tekke şeyhi olan babasından ve onun çevresinden almıştır. Âlim bir babanın yanında yetişmesi, ona devri ve yaşadığı bölge itibarıyla ileri sayılabilecek bir eğitim imkânı sağlamıştır. Bu bakımdan Şâkir, hem medrese hem de tekke kültürü içinde yetişmiş bir şairdir. Hocaları arasında Hacı Abdullah Efendi ile Hacı Muhammed Timur Efendi yer almaktadır. Hacı Abdullah Efendi, Şifâ Şerhi adlı eserin müellifidir ve hadis ile tefsir alanlarında ileri seviyede ilim sahibidir. Şâkir Efendi, diğer hocası Hacı Muhammed Timur Efendi’nin vefatına tarih düşürmek amacıyla yazdığı manzumede onun Ayıntâb’ın önde gelen âlimlerinden biri olduğunu ifade eder.
Şâkir Efendi’nin divanı, yalnızca kendi hayatı hakkında değil; ailesi, hocaları, dönemin Ayıntâb’ının önde gelen âlimleri, ahbapları ve akrabaları hakkında da bilgi vermektedir. Özellikle tarih manzumeleri bu bakımdan biyografik ve sosyal malzeme niteliğindedir. Bu manzumelerden Şeyh Şâkir’in Fâtıma ve Fahriye adlarında iki kız kardeşi bulunduğu anlaşılmaktadır. Şair, kardeşlerinin vefatına tarih düşüren manzumeler kaleme almıştır. Yine tarih manzumelerinden İmam Hüseyin, Muhammed Ali ve Mahmûd adlarında üç oğlu olduğu öğrenilmektedir.
Divandaki bazı manzumeler, Şâkir Efendi’nin yaşadığı çevreye ve dönemin Ayıntâb’ındaki sosyal-kültürel ilişkilere dair bilgiler de içermektedir. Şair, 7. tarih manzumesini, atalarından beri Antep’te zaptiye amiri olarak nüfuz sahibi olan ve şehrin ileri gelenlerinden Battal Ağazâde diye bilinen, Battal Beg mahlaslı Muhammed Bey’in 1261/1845 yılında yaptırdığı köşkün inşasına tarih düşürmek ve Muhammed Bey’i methetmek amacıyla kaleme almıştır. 8. tarih manzumesi ise Basmacızâde olarak tanınan Hacı Muhammed Şerif Efendi’nin bir medreseyi tamir ettirmesi münasebetiyle yazılmıştır. Şâkir Efendi bu manzumede Hacı Muhammed Şerif Efendi’nin yaptırdığı tamiri uzun biçimde methetmiştir.
Şairin aldığı eğitim, ailesinin ve akrabalarının bölgenin önde gelen âlimleriyle ilişkisi, ailesinin XIX. yüzyıl Ayıntâb’ında kültürel ve dinî çevrelerle yakın temas içinde olduğunu göstermektedir. Şâkir Efendi’nin halasının oğlu Hüseyin Efendi de Refet mahlasıyla şiir yazan bir şairdir.
Ayıntâblı Şâkir Efendi’nin şiirlerinde kullandığı dil ve muhteva unsurları, onun dinî-tasavvufî ilimlere, klasik edebiyat geleneğine ve şiir bilgisine vâkıf olduğunu göstermektedir. Âyet ve hadisleri şiirlerinde muhtevaya uygun biçimde kullanması, Arapçaya hâkimiyetini ortaya koyar. Şâkir, Arapçayı Kur’an dili olması sebebiyle mukaddes bir dil olarak görmüş ve ona hürmet göstermiştir. Şiir dili olması bakımından Farsçayı da öğrenmiştir. Divanındaki Arapça ve Farsça manzumeler, her iki dilde şiir yazabilecek seviyede bilgi sahibi olduğunu göstermektedir.
Şâkir Efendi’nin Türkçe-Arapça-Farsça manzum sözlüğü olan Gencîne-i Güftâr da onun bu dilleri kullanmadaki yetkinliğini gösteren önemli bir eserdir. Bununla birlikte şiirlerinde kafiye ve redifleri büyük ölçüde Türkçe kelimelerden seçmiştir. Mutasavvıf bir şair olması ve yaşadığı dönem itibarıyla tasavvufî ve hikemî şiirlerinde sade bir üslup kullanmıştır.
Eserleri
Ayıntâblı Muhammed Şâkir’in elde bulunan iki eseri vardır.
Enîsü’l-Uşşâk. Şairin bütün şiirlerini topladığı divanıdır. Son dönem klasik şiir geleneğine uygun olarak Şâkir Efendi de divanını isimlendirmiştir. Enîsü’l-Uşşâk adı “âşıkların yakın arkadaşı” anlamına gelmektedir. Divanın bu adla anıldığı, 20. müfretten ve divanın sonunda yer alan, divanla aynı adı taşıyan yedi beyitlik manzumeden anlaşılmaktadır.
Gencîne-i Güftâr. Şâkir Efendi’nin diğer eseridir. “Sözler hazinesi” anlamına gelen Gencîne-i Güftâr, ilköğretim mekteplerindeki öğrenciler için hazırlanmış Türkçe-Arapça-Farsça manzum bir sözlüktür. Eser, şairin üç dile olan hâkimiyetini ve öğretici metin üretme kabiliyetini göstermesi bakımından önemlidir.
Anahtar Kelimeler
Kaynakça
Ayıntâblı Muhammed Şâkir, Enîsü’l-Uşşâk.
Ayıntâblı Muhammed Şâkir, Gencîne-i Güftâr.
Şâkir Efendi’nin hayatı, ailesi ve edebî kişiliğine dair bilgiler esas olarak kendi divanındaki tarih manzumeleri, methiyeler ve biyografik işaretlerden hareketle tespit edilmektedir.