ALİ ŞEFİK ÖZDEMİRBEY
Antep Savunması’nı 1920-1921 yıllarında “Etraf-ı Şehir Cepheler Kumandanı” sıfatıyla fiilen idare eden; Hatay ve Musul harekâtlarında görev alan, TBMM’de Siirt ve Gaziantep milletvekilliği yapan asker, teşkilatçı ve siyaset adamı. (1885-1951)
TBMM
hal tercümelerine düştüğü notta; “2 Haziran 336 (1920)’da Ayıntab’a geldim.
Buradaki vaziyetin vahameti ve ecnebi istilası dolayısıyla burada kalarak
kahraman Ayıntab müdafilerinin başına geçtim.
Gaziantep’in cihanşümul ve şerefli müdafaasını kuvvetlerimizin başı
olarak idare ve Antep zaferlerini meydana getirdim.” İfadelerini kullanan,
Gaziantep sevdalısı Ali Şefik Bey, Kanuni Sultan Süleyman zamanında Yemen ve
Habeşistan’ı fetheden, Özdemir Paşa ile Veziriâzam Özdemiroğlu Osman Paşa’nın
soyundan gelmektedir. Kafkasya’dan Mısır’a göç eden
Adige Mısır Kölemenlerinden Özdemir ailesine mensup olan Ali Şefik Bey, 1885’te
Mısır-Kahire’de doğmuştur.
Babası Ahmet Cevdet Bey,
büyük Çerkez sürgünü sırasında önce Bursa’ya ve ardından Sivas’ın Kangal
ilçesine yerleşmiş ve daha sonra da Mısır’a giderek 12 vilayetin bağlı olduğu
bir bölge valiliği görevini üstlenmiştir. Burada Hacehan Hanım ile evlenen Ahmet
Cevdet Bey’in, Ali Şefik ile birlikte üç çocuğu
(Ali Şefik, Mustafa Cevdet ve Nazik Hanım) dünyaya gelmiştir.
Ali Şefik Özdemir Bey,
Kahire El-Ezher ve Darü’l-fünun Edebiyat-ı İslamiyye Şubesi mezunudur. Osmanlı
Devleti’nin son dönemlerinde Hatay, Irak ve Suriye’de İtilaf Devletlerine karşı
başarılı mücadeleler vermiştir. Çok
iyi derecede Fransızca, İngilizce ve Arapça bilmekte olan Özdemir Bey, Mondros
Ateşkes Antlaşması’ndan sonra, Mustafa Kemal Paşa’nın emriyle Hatay ve Antep’te
Fransızlara karşı şehir müdafaasında Milis Yarbayı rütbesiyle görev almıştır.
Kılıç
Ali’nin, Antep’i temsilen mebus seçilmesi üzerine, Mustafa Kemal Paşa’nın
emriyle Antep ve bölgesini teşkilatlandırmak için görevlendirilen Ali Şefik
Bey, Üsteğmen Muharrem Bey ve Mısırlı Mahmut Efendi ile birlikte, 2 Haziran
1920’de Antep’e gelmiştir. Antep
savunmasını bilfiil yöneten Özdemir Bey, Fransız güçlerine karşı yapılan
mücadeleyi başarıyla yönetmiş, şehirde bulunduğu sırada halkın yoğun sevgisini
kazanmıştır. Bu sevginin sebebini ve Özdemir Bey’in cansiperane çalışmalarını,
kâtibi Kamil Yetkin anılarında şöyle anlatır;
“…Şefik
Özdemir, henüz Antep’e yeni gelmiş bir misafirdi: Şefik Özdemir idareyi ele
almaya hazır olduğunu söylemişti. Kudretin bir sabır ve tahammül akümülatörü
olarak yarattığı Heyeti Merkeziye Reisi Ferit Bey merhum, birden bire: “Özdemir’i deneyelim; görelim, belki
aradığımızı bulduk; haydi arkadaşlar karar zamanıdır.” demişti. Özdemir, o
tarihi toplantıda idareyi ele almış “Etraf-ı Şehir Cepheler Kumandanı” unvanı
ile işe başlamıştı. Bilmediği bir toprakta, tanımadığı bir muhitin halkı ile
intibak (uyum) ederek çalışmak bir mesele idi. Bu nasıl tahakkuk (gerçekleşme)
edecekti? Bütün vatansever halkı düşündüren bu konuydu.
Ali
Şefik Özdemir bir kaç günlük tetkikiyle, sivil idare yerine sevgiye müstenit
(dayanan) hakiki bir askerî otoritenin lüzumunu derhal anladı. İlk işi Yıldırım
Taburunu tekâmül (olgunlaştırma) ettirmek, cepheleri takviye ve rah-ı mesturler
(gizlenmiş yol), sığınaklar, cephe gerilerinde ihtiyat yuvaları vücuda getirmek
oldu. Her gün mıntıka müfreze kumandanları muntazam raporlar verirler ve günün
her dakikasında olup bitenler meçhul kalmazdı. Antep’in fedakâr ve civanmert
subayları bir hale (ay ve güneşin etrafında görünen parlak daire) gibi
Özdemir’in etrafını çevrelemiş ve ona bağlanmışlardı. Heyeti Merkeziye ve semt
reisleri ise halkın iaşesi ve ihtiyaçların tedariki işine devam ediyorlardı.
Özdemir,
cephenin en tehlikeli noktalarını çekinmeden gezmek ve lâzım olan tedbirleri
almak ve aldırmakla bütün vaktini doldururdu. Köstebek yuvaları gibi yer altı
yollarıyla bütün cepheler arasında bir irtibat temini, bir istihkâmlar
(kuvvetli siper) silsilesini lüzumlu görmüş, kayalar oyulmuş, patlatılmış,
muntazam rah-ı mesturalar ve barikatlar vücuda getiren bir tahkimat
kumandanlığını ihdas (kurma) ve o vazifeyi Yıldırım Kâmil’e vermişti. Merhum
Yıldırım Kâmil’in bu husustaki hizmeti şan ve şerefle yaşamağa karar vermiş,
Türk kahramanlarının mucizeler yaratmasına âmil (sebep) oldu. Devamlı bombalara
rağmen, amele taburları yıpranan tahkimatı derhal eski haline getiriyorlardı.
Antep’in açlıktan sukutunu müteakip bu tahkimatı gören düşman kumandanları “Türk
Verdunü” demişlerdir. Özdemir, mükemmel bir idarecidir. Temiz bir vatan
aşkından dolayı, nokta-i nazar ihtilâfına düşen idarecilerin daima arasını
bulmuş ve müfritleri (ölçüsüz ve taşkın hareket eden) ileri gitmekten
alıkoymuştur, Özdemir, mükemmel bir organizatördür. Her türlü mahrumiyetler
içinde bir mermi ve bomba doldurma imalâthanesi vücuda getirmeğe muvaffak
olması, Onun unutulmaz teşkilâtçılığının eseridir. Şurasını açıklamak yerinde
olur ki, halkın, elemanların mükemmel istidadları (alışma) onun bütün arzu ve
tasavvurlarını fiiliyat sahasına koymasında ana unsur olmuştur. Gaziantep
Müdafaası; Özdemir’in emri kumandasında çalışan adlı, adsız binlerce fedakâr
kahramanın eseridir...”
Antep Savunmasını 197 gün boyunca
bilfiil idare eden Özdemir Bey, şehrin teşkilatlanması için yoğun çabalar
verdiği gibi, şehir genelinde oluşan açlık ile de mücadeleler vermiştir. Muhtelif makamlara çektiği telgraflarda
açlığın boyutunu ve yaşadığı zorlukları anlatan Özdemir Bey, gerekli
yardımların ivedilikle sağlanması gerektiğini de kararlılıkla belirtmiştir. Bu
telgraflardan; 13/14 Ocak 1921 tarihinde, Özdemir Bey’den
2’nci Kolordu Kumandanı Selahaddin
Adil Paşa’ya gönderilen bir telgrafta;
“…Her gün karargâhın etrafına “Açız” diye gelen yüzlerce bi-kes (kimsesiz) kadınlar, yetim ve
yetimeciklerin feryadı beni dilhûn (kalbi
yaralı) ediyor. Maalesef bunlara verilecek yevmi acı zerdali çekirdeğinden
mamul 50 dirhem ekmek de bitti. Çekilen alâm (kederler) ve sefalet-i umumiyeyi (genel sefalet) kalem tariften aciz olup yalnız görmek değil, görüp
de bu fedakar ahalinin sizden ne büyük bir ümid-i halâsi (kurtuluş ümidi) beklediğine delil teşkil eden bu ıztırab-ı umumi
karşısında ağlamamak kabil değildir. Muhterem Kumandanım, benzi soluk fedakâr
kahramanlarımın önünde bu hal karşısında pek derin bir azab-ı vicdani
duymaktayım. Her ne kadar efradın daha bir haftalık zehairi (hububat) mevcud ise de ahali için
zahiremiz kalmamıştır. Fakat ne yapalım. Ölüme müsavi (denk) olan teslim rezaletini görmekten ise bütün sefaletlere razı
oluyoruz…” ifadeleri yer almaktadır. 1/2 Şubat 1921 tarihli, Özdemir Bey tarafından 5.
Tümen Komutanı Kenan Bey’e yazılan ve “Muhterem
Kardeşim” diye başlayan telgrafta ise;
Özdemir Bey, Antep’in
durumunu ve çektiği acıları belirttikten
sonra “Açız! Diye arkamdan gelen kadın ve çocuk
sürüsünün ölmüş beygirler üzerine nasıl saldırdığını görseniz mutlak ve mutlak
her bir amirinize başkaldırarak, hiçbir kimseyi tanımayarak kendi gücünüzle şu
kötü bahtlı yurdu kurtarmak için saldırırdınız…” yazmaktaydı. Bu iki telgraf,
Antep’teki açlığın boyutunu göstermekle birlikte, Özdemir Bey’in, açlık
feryatları karşısında duyarsız kalmadığını da göstermektedir.
Gaziantep’te geçirdiği 197 günün
ardından Suriye’ye geçen Ali Şefik Özdemir, Nisan 1921’de Mustafa Kemal
Paşa’nın emriyle Hatay Savunmasına katılmıştır. Bölgedeki Türkmen, Kürt, Arap aşiretlerini, mülteci Cezayir
Müslümanlarını, hatta Alsas-Lorenli Alman ve Rus mültecilerini bir araya
getirerek Fransızlara karşı mücadele etmiştir.
TBMM Hükümeti ile Fransızlar arasında anlaşma sağlanmasından sonra bu
görevi biten Özdemir Bey, 1922 yılında Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın emri, Genelkurmay Başkanı
Fevzi Paşa’nın talimatı ve TBMM’nin onayı ile Misak-ı Milli sınırları içinde
yer alan Musul’u anavatana bağlamak, bölgede İngiliz mandası ve bir Kürt
devleti oluşumuna engel olmak üzere Musul harekâtını başlatmıştır. Misak-i Milli sınırları içinde bulunan bu bölgede,
Anaze ve diğer aşiret gönüllüleri ile Kuzey Afrika Müslümanlarından kurulu bir
birlikle, Kürt lideri Şeyh Mahmut'un Barzan ve Zaber gibi Kürt aşiretlerinin de
desteğini sağlayarak İngilizlere karşı başarılı savaşlar vermiştir. Özdemir
Bey, 31 Ağustos 1922’de Derbent Savaşı’nda, İngilizleri mağlup ederek Kerim
Fettah’ın yardımıyla Musul, Kerkük ve Süleymaniye’yi kontrolü altına almıştır.
Fakat Musul harekâtının sonraki sürecinde İngilizlerin üstün güçlerle saldırıya
geçmeleri ve gerekli yardımların gönderilmemesi sonucu yenilerek İran
topraklarına ve oradan da Anadolu'ya çekilmiştir.
Ali Şefik Özdemir,
tüccarlık, çiftçilik, nâfıa işleri, Şam-Türk Arap Birliği Teşkilatı Kuruculuğu,
Müteahhitlik, Ayıntap Milis Kaymakamlığı gibi iş ve memuriyetliklerin yanı sıra
Cumhuriyet’ten sonra da TBMM VI. Dönem Siirt ve VII. Dönem Gaziantep
Milletvekilliği yapmıştır. Yaşamı boyunca çeşitli devlet kademelerinde askeri
ve siyasi vazifeler ifa etmiştir. Soyadı Kanunu’nun kabulünden sonra ceddi
Özdemir Paşa’nın ismini kendisine soyadı olarak alan Şefik Bey, 17 Mayıs 1951
tarihinde Ankara’da vefat etmiş ve vasiyeti üzerine cenazesi Gaziantep’e getirilerek
Asrî mezarlığa, 18781 numaralı mezara defnedilmiştir.
Anahtar Kelimeler
Kaynakça
Bardakçı Murat. Mustafa Kemal’in
Musul’u Kurtarmak İçin Gönderdiği Şefik Bey’in
Macerası. Habertürk, 15 Haziran 2014,
s.21
Dağ Murat. Gaziantep Sevdalısı Bir Çerkez Ali Şefik Özdemir Bey,
Alleben, sayı 46, Eylül 2017
Gaziantep Harbini İdare Eden
Teşkilâtımız. GKD, Cilt 1, Sayı 3, 1958 Ocak, s.6-7.
Güner Zekai. (2007). Antep Savunması Ve Ali Şefik Özdemir Bey’in
Faaliyetleri. ZKÜ Sosyal
Bilimler Dergisi, c.III, S.6, ss.50-64.
Şefik
Özdemir Bey (1885-1934), http://kafkas.org.tr/izbirakan/sefikozdemir.html
(Erişim; 22.11.14)
TBMM Hal Tercümeleri; Ali
Şefik Özdemir
TBMM. (2010) . TBMM Albümü 1920-2010 1920-1950, c.I,
Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü Yayınları No:1, Ankara, ss.95-325.