ANTEP ADININ KÖKENİ
Türkiye’nin güneydoğusunda yer alan Gaziantep şehrinin tarihsel adı.
Dile bağlı olarak kültürel hafızanın bir tezahürü olan yer adları, o kültürün yerleşimi hakkında bize mühim bilgiler sunar. Gaziantep ve yöresinde kabaca iki gruba ayırabileceğimiz yer adları içerisinde geçmiş medeniyetlere ait yer adları grubunu kendi içinde alt başlıklara ayırmamız mümkündür. Bu alt grubun içine ön sırada Sami (Aramice/Süryanice-Arapça), Hitit ve Yunan (Roma-Bizans) kökenli yer adları yer alır.
Konumu itibariyle tarih boyunca her türlü göç ve istilaya maruz kalan Suriye, Kuzey Mezopotamya’nın bir parçası olan Güneydoğu Anadolu büyük devletlerin ve çeşitli sebeplerle göç eden kitlelerin uğrak ve yerleşim sahası olmuştur. Bölgeye olan göç ve istila hareketleri kuzey-güney yönünde vuku bulmuştur: Asur-Urartu, Asur-Hitit, Mısır-Hitit, Bizans-Abbasi, Bizans-Memluk, Selçuklu-Abbasi-Mısır ve Osmanlı-Mısır. Tarihî süreçte bölgeye Sami, Asya ve Hint-Avrupa kökenli kavimler yerleşmiştir. MÖ 4000’li yıllarda Hurriler bölgede egemen olmuş, MÖ 17. yüzyıldan sonra da Hititlerin hâkimiyeti başlamıştır. Bunun yanında MÖ 4000’li yıllarda kurulan Eriha, Damas, Ogarit ve Byblos site devletlerinin varlıkları Suriye bölgesinde devamlılık arz eden Sami kavimlerinin göçüne uğradığını göstermektedir.
Tıpkı Anadolu ve Mezopotamya gibi farklı kültürlere ev sahipliği yapan Gaziantep ve bölgesi coğrafi bakımdan Kuzey Suriye’nin bir parçası konumunda olup Suriye ve Mezopotamya ile Anadolu arasında bir geçiş noktasında yer almaktadır. Bölgenin Fırat havzasında yer alan doğu kısmı ise Bereketli Hilal dediğimiz Mezopotamya’nın sınırında bulunmaktadır. Bu durum, bölgede mevcut olan yer adlarının çeşitlilik göstermesine yol açmıştır. Farklı kültürlerin izlerini taşıyan Gaziantep’te yer adları birtakım değişimlere uğrayarak günümüze kadar gelmeyi başarmıştır.
Gaziantep ve yöresi ilk kültürlerden olan Tel Halef kültürün dil sınırları içinde bulunmaktadır. Yapılan kazılar neticesinde bu kültürün Toroslara kadar uzandığı görülmektedir. Gaziantep yöresinin bilinen en eski yerleşim yeri ise Dülük şehridir. Dülük köyü yakınlarında bulunan yerleşim alanında MÖ 600.000 yıllarına ait taş aletler ve kaya mezarları ve çizimleri bu şehrin dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olduğunu ortaya koymaktadır. Ayntâb ise bu yerleşim yerine nazaran çok yeni bir yerleşim alanıdır. Nitekim Ayntâb ismine ancak Orta Çağ kaynaklarında tesadüf edilmektedir. Bugünkü şehir, kalenin yapılmasıyla gündeme gelmiş ve kaynaklarda zikredilmeye başlanmıştır. Bugünkü şehrin ilk kaynaklarda geçmemesi ya da şehrin kurulmamasına sebep olan Dülük’ün (Doliche) zamanının ulaşım ağının üzerinde olması olabilir. Antep-Maraş yolu üzerindeki Dülük, Urfa, Maraş ve Halep yollarının kesiştiği yeri teşkil etmekteydi.
Geç Hitit döneminde Dülük, Karkamış, Sam’al (Zincirli) ve Caba Höyük idareten birer Hitit kentiydi. Bu dönemde Maraş en eski Hitit; Dülük, Merzuban, Raban ve Tilbaşar ise birer Arami şehridir. Süryani Mar Yeşua’nın Vekayinamesi’nden elde edilen malumata göre MS 499 senesinde meydana gelen depremde Dülük Kalesi’nin tahrip olduğu tahmin edilmektedir ve I. Justinianos zamanında (M.S. 527-565) yeni bir kale olarak bugünkü Antep Kalesi’nin inşa edilmiş olabileceği söylenmektedir. Yeni kale yapımı için bugün kalenin kurulduğu ve güneyinde eski bir yerleşim yeri olan doğal kayalık seçilmiştir. Bu doğal kayanın güneyinde bulunan yerleşim yerinin adının Teba olduğu genel bir kabul görmektedir. MS 2. yüzyılda yaşayan bilim adamı ve coğrafyacı Batlamyus’un (MS 100-170) Geographia isimli eserinde Kuzey Suriye ve Kommagene kentleri arasında Deba/Teba kenti geçmektedir. Şehrin ilk yerleşkesinin ise kalenin yapımından sonra geliştiği söylenebilir. Bizanslıların 10. yüzyılda Dülük (Teluk) eyalet merkezini Arapların Ayntâb dedikleri yeni kente taşıdıkları bilinmektedir. Hasırcızade Mustafa Fehim (öl. 1324/1908) de Risâle fî Ta’rîf-i Kazâ-i Ayntâb isimli eserinde şehrin isminin harabe halinde olan kalenin ismi olduğunu belirtmektedir. Kale hakkında ise bilinen ilk kaynaklar, Haçlı Seferleri döneminden kalan yazılı kaynaklardır. Böylece Haçlı Seferleri’nden önce şehrin varlığının olduğunu bilmekteyiz. Ayntâb adı ilk defa Urfalı Mateos’un kitabında geçmektedir. Guillaume de Tyr, bunu Hamtab ve Hatab şekilleriyle kaydetmiştir. 12. yüzyılda şehir haline gelmiş olan bu yerleşmeyi Araplar Ayntâb (Ain Theba-Theba Pınarı-Theba denilen yer-Theba’nın içi/kendisi) adıyla anmışlardır.
Araştırmalarda kentin isminin Araplar tarafından verilmiş olduğu genel kanısı hâkimdir. Bölgeye Arapların gelişinden öncede şehrin bulunuyor olması ve bölge halkı arasında Arami/Süryani varlığının da mevcudiyeti şehrin isminin aslında Arapça gibi diğer bir Sami dili olan Aramice/Süryaniceden geldiği düşüncesini güçlendirmektedir. Bunun için Gaziantep yöresindeki Arami/Süryani varlığına değinmekte fayda olacaktır. Çünkü Gaziantep’te birçok Sami kökenli yer isminin bulunması burada daha önce Sami kavimlerinin yaşadığı hakkında bize büyük ipuçları vermektedir.
Dülük yerleşimi Antep’ten daha eski olduğu için Dülük ile ilişkilendirilen isimler daha fazladır. Antiochia Taurum ismi Romalılar döneminde aynı isimli krallığın merkezi olması sebebiyle verilmiş bir isimdir. 1699’da şehri ziyaret eden Maundrell (öl. 1701), Antiochia Ad Taurum şehrinin Antep olduğunu söylemiş ve Plinius ile Plomaus ve Pococke de bu görüşü savunmuştur. Ayntâb ismi ise İslâm’dan önce çıkmış ve Araplarca Arami/Süryani kökenli olan yer ismi Arapçaya aktarılmıştır. Ayntâb isminin benzerine ilk kez Haçlı Seferleri dönemine ait kroniklerde Hantap olarak rastlanmaktadır. Bu kelime, yukarıda da işaret ettiğimiz gibi kelimenin Süryanice aslından Ermeniceye aktarılmış şeklidir diye düşünmekteyiz. Zira bu düşüncemizi Haçlı döneminden müellifi bilinmeyen Ermenice kaynakta şehrin ismi Süryanice aslı ile Cayn-Tob (“Cayn” kelimesindeki “c” harfi Süryanicedeki “ayn” sesini gösteren bir işarettir.) şeklinde zikredilmiştir. Ermenice Antaph (Անթապ), Haçlı seferleri esnasında Latin yazarlar tarafından kelimenin başına okunmayan “H” harfi konulmak suretiyle Hamtap şeklinde kaydedilmiştir. Rifat Ergeç’e göre bu isim aslında çok önceleri 7. yüzyıldan beri şehirle yakın temasları olan Araplar tarafından Ayntâb şeklinde zikredilmiştir. Ayrıca Ergeç’e göre Araplar yabancı yer adlarının başına Ayn eki getirerek Ayn-Zerba, Ayn-Şems, Ayn-Zilha, Ayn-Darah, Ayn-Teba gibi orijinal ismi de muhafaza etmişlerdir. Fakat burada unutulmaması gereken durum şudur ki; bu yer adları Aramice/Süryanice asıllarından Yunanca formlarını almış daha sonrasında ise Araplar tarafından da Aramice orijinlerine yakın bir telaffuza dönüştürülmüştür. Yine Ergeç’e göre Araplar şehrin ismini Ayn Teba/An Teba (Teba’ya ait, Teba’nın içi, Teba’nın olduğu yer vb.) şeklinde zikretmiş, buna mukabil Latince gramere göre ise Teba kelimesi bir ön ek alarak ad Teba ya da in Teba söylemi doğmuş ve bu söylem zamanla Ayntâb’a dönüşmüştür. Pekdoğan’ın çalışmasında ise geçmişte farklı birçok isme sahip olan şehir Deba, Aentab, Ermenice Anthap’h (düşmeyen manasına geldiği ileri sürülmüştür), halk dilinde Antheb, Süryanice Aintab ismiyle kaydedilmiş; Yunan coğrafyacı Pthlemy tarafından Diba, Marcus Tullius Cicero’ya (M.Ö. 106-M.Ö. 43) göre Tyba, Haçlılar tarafından Hamtab, Hititçe Khantab, Aramice Ayn Dab, Ayn debo (kurt yatağı) isimleriyle anılmıştır.
Ayntâb isminin menşei üzerine birçok kişi tarafından muhtelif görüşler ortaya atılmış ve ismin manası ve menşei hususunda bazı değerlendirmeler yapılmıştır. Ayntâb isminin ortaya çıkışı ile alakalı ortaya atılan bu görüş ve söylentilerin birçoğu bilimsel verilere dayanmadığı ve etimolojik bir tahlil yapılmadığı için Ayntâb isminin menşei ve manası üzerine yapılan yorumlar söylentiden öteye gidememiştir. Özellikle bu hususta birçok yazar ve araştırmacı Ayntâb isminin menşei ya da manası hususunda görüşlerini dile getirmiş veya önceki görüşlere atıflarda bulunmuştur. Şehir isminin mürekkep bir kelime olduğu hakkında hemfikir olmakla birlikte, kelimeyi meydana getiren ayn ve tâb kelimelerinin manaları ile alakalı yapılan kimi görüşler üzerine daha sağlıklı tahliller yapılması gerektiği kanaatindeyiz. Yorumlar özellikle tâb kelimesinde farklılaşırken ayn kelimesinde genelde fikir birliği olmuştur. İleri sürülen savlar içinde Ayntâb isminin Aramice Ayn Dab, Ayn debo (kurt yatağı) olabileceği görüşü üzerinde durmak gereklidir. Kelime, Kurt Pınarı manasına gelip bu sav muhtemel olmakla birlikte şehrin ve çevredeki yerleşim birimlerinin isimlerinin hep su ile bağlantılı olması zihinleri bu yolda ilerlemeye sevk etmektedir ve bu nedenle bu yol daha kuvvetle ihtimaldir. Batı Süryanicesinde dibo Doğu Süryanicesinde de diba; yazımları aynı, telaffuzları farklı olup (ܕܝܒܐ) kurt manasına gelmektedir. Bu sav doğru ise şehre kurt isminin neden verildiği ya da şehrin kurt ile ilgisinin ne olduğunun araştırılması gerekmektedir. Bunun yanında şehrin isminin Yunanca Theba (Θήβα) isminden türediği görüşü için de bu kelimenin Antik Yunancada hangi manaya karşılık geldiğini ve bu mananın şehirle ne kadar örtüşüp örtüşmediği hususunda etraflı bir araştırma yapılması gerekmektedir. Bir yandan da bu kelimenin hakikaten Yunanca bir kelime olup olmadığını teyit etmek gerekmekte ve kelimenin Süryaniceden Yunancaya aktarılıp aktarılmadığı ihtimalini de değerlendirmek gerekmektedir. Eğer kelimenin debo/deba (ܛܒܐ) şeklinde Süryanice olduğu düşünülürse bu kelimenin Türkçe karşılığı haber, söylenti olur ki bu mananın yer ismi ile bağlantısı üzerinde düşünmek gerekmekle birlikte bu sav için sağlam mesnetlere haiz bir fikir ileri sürmek gerekir.
Tüm bu söylenti ve savların yanında genel teamüle nazaran şehrin isminin Araplarca verildiği düşüncesi hâkimdir. Bu düşünceye ek olarak şunu söyleyebiliriz ki; Araplar şehrin ismini Süryanice Ayn-Tob aslından aynıyla Arapçaya aktarmışlardır. Araplar, kendileri gibi Sami olan Arami/Süryanilerin yaşadıkları coğrafya olan Biladü’ş-Şam (Suriye, Lübnan, Filistin, Ürdün ve Güneydoğu-Kilikya) ve Biladü’r-Rafidin’e (Irak) geldiklerinde Aramice/Süryanice olan yer adlarını Arapçaya aktarmış ve iki dil arasındaki yakınlık sebebiyle de birçok yer isminin telaffuzunda ufak değişimler hâsıl olmuştur. Ayn kelimesi, malum olduğu üzere gerek antik gerek halihazırdaki bir yerleşim yeri olsun Ayntâb ve çevresindeki yer adlarında sıklıkla karşılaşılan bir kelimedir: Aynleben, Ayn-Zerba, Ayn-Şems, Ayn-Zilha, Ayn-Darah, Aynü’l-Arab, Aynıfâr, Aynü’l-Beydâ, Aynü’t-Tell, Ayn Şibobin, Aynü’l-Cahş, Aynu’r-Ramuse, Ayn Fir, Rasu’l-ayn, Ayn İsa, Aynu’l-arûs vb. Ayntâb kelimesinin tahlilini yapacak olur isek en başta söylememiz gereken şey kelimenin; ayn ve tâb kelimelerinden meydana gelen mürekkep bir kelime olduğudur. el-Gazzî (öl. 1351/1932) de Nehru’z-zeheb fî târîhi Haleb isimli eserinde şehrin isminin ayn ve tâb kelimelerinden mürekkep güzel pınar manasında bir kelime olduğunu “tı - ط” harfinin “ta - ت” harfine dönüştüğünü söylemiştir. (el-Gazzi, 1926: 451) “Ayn - عين - ܥܝܢ - ܥܝܢܐ” kelimesi Süryanice ve Arapça bir kelime olup sözlükteki manası göz, bakış, suyun gözü (pınar), (Mustafa, 1972, s. 641) bir nesnenin güzidesi (Efendi, 2014: 5448) gibi manaları vardır. “Tub/tob ܛܶܐܒ ܛـܳܒ” kelimesi ise Süryanice tekil erkek sıfattır. Kelimenin Sami dillerindeki manası “güzel-iyi” demektir. Ayrıca kelime; güzel, hoş olmak, iyi gitmek ve mutluluk manalarına gelen “teb-tob” kökünden türetilmiştir. Kelime, diğer Sami dillerinden olan Akadcada tâbu, İbranicede tub, Mandai dilinde tub-tâb, Arapçada “tîbet ve tâb - طيبة، طاب” (güzel ve hoş olmak) şeklinde olup manaca hoş ve iyi olan şey demektir. Teb-tob kelimesi Süryanice ve Keldanicede iyi-güzel şey manasına gelmektedir. Kelimeyi “tab/tob - تاب/ܬܒ” şeklinde düşündüğümüzde kelimenin manası tövbe etti, tövbe eden olur ki bu kelimenin bir önceki suyun gözü/pınar manasına gelen “ayn” kelimesi ile mana bakımından mutabakatı tam değildir. Güzel-iyi manasına gelen “tı - ط - ܛ” harfli yazımı ile ortaya çıkan iyi-güzel pınar manası daha akla yatkındır ve kaldı ki kelimenin aslı “tı - ط - ܛ” ile olup bu harfin daha sonradan “ta - ت - ܬ” harfine dönüştüğü düşünülmektedir. Ayrıca bu savı güçlendiren diğer bir durum da şehrin ve çevresinin pınarları ve suyu ile tanınıyor olmasıdır. “Tı - ط - ܛ” harfinin kendini muhafaza ettiği bir yer olarak “Kefer Tâb - كفر طاب - ܟܦܪ ܛܒ” yer ismi buna örnek verilebilir. Antep’e yakın olan bu köy, Halep’e bağlı olup Maarretunnuman ile Şizer arasında bir köydür. Tâb kelimesi bu yer isminde olduğu gibi orijinal yazımını muhafaza etmiştir ve belki de bunda yerleşim yeri olarak Ayntâb’a nazaran çokça küçük bir yerleşim yeri olmasının tesiri vardır. En eski haliyle “Ayn-Tob - ܥܝܢ ܛܒ” olan Antep şehrinin ismi;
ܥܝܢ ܛܒ → عين طاب → عين تاب → عينتاب → عنتاب;
Ayn-Tob → Ayn Tâb → Ayntâb
şeklinde bir yazım ve telaffuz değişikliğine uğramıştır.
Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki; Ayntâb ve çevresi bulunduğu konum itibariyle birçok kültür ve medeniyete ev sahipliği yapmasından dolayı muhtelif yer adlarına sahiptir. Bu yer adlarından özellikle antik yer adları daha sonraki medeniyetlerin tesriyle bir takım telaffuz değişimlerine uğramış ve katmanlaşarak günümüze kadar gelmiştir. Ayntâb ismi de bahsettiğimiz bu katmanlaşmayı yaşamış; Ayn-Tob’dan bazı değişimlere uğrayarak Antep halini almıştır. Yer adlarındaki bu katmanlaşma da haliyle yer isminin menşei ve manası hususunda bazı değişik savların öne sürülmesine yol açmıştır. Öne atılan bu savların bir kısmı bilimsel verilerden uzak iken bir kısmı da sağlam kaynaklara dayandırılmamıştır. Yapılan araştırma neticesinde çoğunluğun Arapça kökende ittifak kıldığı Ayntâb isminin aslında Arapçanın akrabası olan Süryaniceye dayandığı tezi savunulmuş ve bunlar gerekçeleri ile izah edilmeye çalışılmıştır. Bu tez daha sonra çalışılması düşünülen diğer yer adlarının birçoğunda savunulmaya devam edilecektir. Çalışmamızın devamında antik yer adları başta olmak üzere bazı ilçe isimlerinde durulacak ve sonrasında arkaik köy isimleri üzerinde bazı tasnifler yapılarak çalışılacaktır.
Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki; Ayntâb ve çevresi bulunduğu konum itibariyle birçok kültür ve medeniyete ev sahipliği yapmasından dolayı muhtelif yer adlarına sahiptir. Bu yer adlarından özellikle antik yer adları daha sonraki medeniyetlerin tesriyle bir takım telaffuz değişimlerine uğramış ve katmanlaşarak günümüze kadar gelmiştir. Ayntâb ismi de bahsettiğimiz bu katmanlaşmayı yaşamış; Ayn-Tob’dan bazı değişimlere uğrayarak Antep halini almıştır. Yer adlarındaki bu katmanlaşma da haliyle yer isminin menşei ve manası hususunda bazı değişik savların öne sürülmesine yol açmıştır. Öne atılan bu savların bir kısmı bilimsel verilerden uzak iken bir kısmı da sağlam kaynaklara dayandırılmamıştır. Yapılan araştırma neticesinde çoğunluğun Arapça kökende ittifak kıldığı Ayntâb isminin aslında Arapçanın akrabası olan Süryaniceye dayandığı tezi savunulmuş ve bunlar gerekçeleri ile izah edilmeye çalışılmıştır. Bu tez daha sonra çalışılması düşünülen diğer yer adlarının birçoğunda savunulmaya devam edilecektir. Çalışmamızın devamında antik yer adları başta olmak üzere bazı ilçe isimlerinde durulacak ve sonrasında arkaik köy isimleri üzerinde bazı tasnifler yapılarak çalışılacaktır.
Anahtar Kelimeler
Kaynakça
Arınç, Kenan. “Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin Tarihî Coğrafyasına Analitik Bir Yaklaşım”. Coğrafya’ya Adanmış Bir Ömür Prof. Dr. Hayati Doğanay, ed. Serhat Zaman - Ogün Çoşkun, 257-286. Ankara: Atatürk Üniversitesi Yayınları, 2015.
Asor. (2020). 05 26, 2022 tarihinde
https://www.asor.org/wp-content/uploads/2020/12/mid000032_Map_2011_09_Neo-Hittite-and-Aramean-States-780x1024.jpg adresinden alındı.
Black, Jaremy - George, Andrew - Postgate, Nicholas. A Concise Dictionary Of Akkadian. Harrassowitz Verlag: Die Deutsche Bibliothek, 2000.
Chesney, F. R. The Expedition For The Survey Of The Rivers Euphrates And Tigris (Cilt 1). London: Longman Broen, Green and Longmans, 1850.
Costaz, Louis. Dictionarie Syriaque-Français. Beyrut: Dâr el-Machreq, 2002.
Çakır, İbrahim Etem. 16. Yüzyılda Ayıntâb Şehri . İstanbul: Yeditepe Yayınları, 2015.
Dağlıoğlu, Hikmet Turhan. “Antep ve Antep Kalesi”. Gaziantep'i Tanıtıyoruz, 2, 3 (1963): 2.
Darıcı, Çiğdem. “16. Yüzyıldan Günümüze Gaziantep’te Tarihi Ticaret Merkezi Arasa Ve Yakın Çevresi İşlevsel Değişimi Ve Değerlendirmesi”. Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep: Hasan Kalyoncu Üniversitesi, 2018.
Demirkent, Işın. Urfa Haçlı Kontluğu Tarihi . Ankara: TTK, 1994.
Efendi, Mütercim Asım. Kamusu’l-Muhit Tercümesi (Cilt 6). Ed. Mustafa Koç – Eyüp Tanrıverdi. İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları, 2014.
el-Cenabi, Reva Halid Sabri. “Esmau’l-mudunu’l-âramiyye fî Âşûr”. Yüksek Lisans Tezi, Bağdat: Bağdat Üniversitesi, 1999.
el-Gazzî, Kâmil. Nehru’z-zeheb fi tarihi Haleb (Cilt 1). Halep: Matbaatu'l-Maruniyye, 1926.
el-Hamevî, Yâkût. Mu'cemu'l-Buldân (Cilt 4). Beyrut: Dâr Sâdır, 1977.
el-Hamevî, Yâkût. Mu'cemu'l-Buldân (Cilt 6). Beyrut: Dâr Sâdır, 1977.
el-Huri, Barsûm Eyyûb. el-Usulu’s-Suryaniyye fi Esmau’l-mudun ve’l-kura’s-Suriyye ve şerhi ma’aniha. Halep: Dâru'r-Ruhâ, 2000.
Ergeç, Rifat - Yelken, Hasan. Bir Başka Gaziantep . Ankara: Gazikültür A.Ş., 2016.
Fehim, Hasırcızâde Mustafa. Risâle fî Ta’rîf-i Kazâ-i Ayntâb. Konya: Yazma Eserler Kütüphanesi, 1881.
Gaziantep Tarihi. Ergün Özuslu, Şehr-i Ayntab-ı Cihan Gaziantep. Gaziantep: Gaziantep Valiliği, 2016.
Gelb, I. Glossary Of Old Akkadian . Chicago: The University of Chicago Press, 1957.
Güzelhan, Mustafa. Ayıntap Tarihinden Notlar. Gaziantep: Gaziantep Kültür Derneğii 1959.
İbn Hurdadbih. el-Mesâlik ve’l-memâlik. Beyrut: Dâr Sâdır, 1889.
İlmen, Vedii. I. ve II. Haçlı Seferleri Vakayinamesi. İstanbul: Yaba Yayınları, 2005.
İshakoğlu, Ömer. Suriye Tarihi. İstanbul: Kabalcı Yayınları, 2012.
Küçükaşçı, Mustafa Sabri. “Mudar (Benî Mudar)”. İslam Ansiklopedisi 30, 356-358. İstanbul: TDV Yayınları, 2020.
Menna, Yakub Ocin. "ayn". Kamus Keldani-Arabi. Beyrut: Menşurat Merkez Babil, 1975.
Menna, Yakub Ocin. "diba". Kamus Keldani-Arabi. Beyrut: Menşurat Merkez Babil, 1975.
Menna, Yakub Ocin. "tob". Kamus Keldani-Arabi. Beyrut: Menşurat Merkez Babil, 1975.
Meteos, Urfalı. Urfalı Mateos Vekayi-nâmesi (952-1136) ve Papaz Grigor’un Zeyli (1136-1162). Çev. Hrant D. Andreasyan, Ankara: TTK, 1987.
Mustafa, İbrahim. "ayn". el-Mucemu’l-vasit, 2. İstanbul: el-Mektebetu'l-İslâmiyye, 1972.
Mustafa, İbrahim. "tab". el-Mucemu’l-vasit, 2. İstanbul: el-Mektebetu'l-İslâmiyye, 1972.
Mustafa, İbrahim. "tabe". el-Mucemu’l-vasit, 2. İstanbul: el-Mektebetu'l-İslâmiyye, 1972.
Nişanyan, Sevan. Hayali Coğrafyalar: Cumhuriyet Döneminde Türkiye’de Değiştirilen Yeradları. İstanbul: Tesev Yayınları, 2011.
Özdeğer, Hüseyin. Onaltıncı Asırda Ayıntâb Livası . İstanbul: İstanbul Üniversitesi Rektörlük Yayınları, 1988.
Özuslu, Ergün. Şehr-i Ayntab-ı Cihan Gaziantep . Gaziantep: Gaziantep Valiliği, 2016.
Pekdoğan, Celal. Şehr-i Ayntâb-ı Cihân/Gaziantep (1867-1929) Ayıntâb’da Yaşamak . Ankara: Sarıyıldız Ofset, 2015.
Wikimedia. (2010). 05 26, 2022 tarihinde https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/c/cc/Aramean_states.png adresinden alındı
Yeşua, Mar. Vekaayi’nâme. Çev. Muallâ Yanmaz, İstanbul: Diyarbakır'ı Tanıtma Derneği Neşriyatı, 1958.
Yetkin, Hulusi. Gaziantep Şehri Eskiden Ne İsimlerle Anıldı? Gaziantep Kültür Dergisi, 9, 99 (1966): 57-58.
Yıldırım, Ercüment. “M.Ö. II. Binyılda Paylaşılamayan Topraklar: Kuzey Suriye”. The Journal of Academic Social Science Studies, 5, 8 (2012): 1385-1406.
Yıldırım, Ercüment - Peşken, Okay. “Üçüncü Arami Göçü’nün Anadolu’nun Güneydoğusuna Yaptığı Etnik Ve Siyasi Etkileri”. Uluslararası Avrasya Sosyal Bilimler Dergisi, 4, 13 (2013): 31-55.